27 Kas 2009

Kurban Bayramı, Hayat, Ölüm, Doğa ve Yediklerimiz, İçtiklerimiz...

Bayramınız kutlu olsun.

Bu bayram düşündüklerim şunlar... Kurban görüntülerini, kaçan hayvanları filan görmek fena. Yalnız bunun dışında, bir canlıyı kurban etmenin, onun etini yemenin, sevdiğin bir varlıktan vazgeçip, onu besin olarak kullanmanın anlamı üzerine düşünmek için bir fırsat oluyor. Kendi adıma bazı şeyleri fark ettim. Eğer et yiyorsanız, vejetaryen değilseniz, nereye kadar, nasıl rencide olabilirsiniz? Kesimin usulü üzerinde durabilirsiniz belki. Kasaptan aldığımız eti keserken daha mı insani davranıyorlar? Nasıl oluyor. Bilmiyorum.

Geçenlerde okudum, GDO tartışmalarında mı, çiğ süt tartışmalarında mı? Bir buzağı düşünün. Bu buzağı annesini ememiyor. Hazır mama ile besleniyor, obez oluyor, kilo alıyor, hop kesime gidiyor... Suni yem, GDO'lu yemler... Takılacak binlerce olay varken ben buna çok fena takılmış bulunuyorum günlerdir. Kendi adıma diyebilirim ki buzağı doğsa, büyüse, annesini emse, gelişse çoğalsa, çimenlerde otlasa, güneşe çıksa ve sonra kesime gitse bu beni o kadar rahatsız etmeyecek. Ölen hayvanı tanımak, ölen hayvanla göz göze gelmek, hiç görmeden kasaptan almaktan daha insani, daha az vahşi geliyor bana.

Sanki hayatla bağımız kopmuş, doğayla bağımız kopmuş. Ölüm yokmuş gibi iskenderleri götürürken gerçek hayvanları görünce şaşırmak... Ne yediğini bilmediğimiz, gün yüzü görmüş mü haberimiz olmayan hayvanları yemek... Memeden çıktıktan sonra kaç çeşit işlemden geçmiş sütlere, yoğurtlara tat geliştirmek...

Kapitalizm beslenme işine el atalı beri, ne yediğimizi bilmiyoruz. Kendi yediği kaba pisleten insanoğlu bunu nereye kadar sürdürecek? Kasaptan aldığımız etin sahibi dana, yapay yemlerle beslenmiş, gün yüzü görmemiş bir zavallı hayvan. Milan Kundera'nın bir kitabında vardı. Uzaylılar gelse dünyaya ne denli "insani" olduğumuzu hayvanlara davranışımızla değerlendirecekler diye.

İki şekilde bakmam mümkün hayvanlara. Ya kar amacı güttüğün bir meta, ya da bir can. Cana saygı duymak gerekiyor, onun da bir ana kuzusu olduğunu bilerek, görerek bakmak. Canını alacaksan, yavruna besin yapacaksan bile, onun varlığının sorumluluğunu almayı bilerek. Ziyan etmeyerek. Aldığının bir hediye olduğunu, doğanın kanunu olduğunu, ama bir saygı, bir denge, bir bedel olması gerektiğini bilerek... Sen de o eti, o sütü kendi canına yediriyorsun. Kıymetini bilerek, özen göstererek... Balıklar için de böyle, bitkiler için de. Living thing, yaşayan bir canlı, sinir sisteminin gelişmişliğine göre empati kurabiliyoruz ya da kuramıyoruz. Sinir sistemi bizden çok ama çok ilerde uzaylılar gelse, etimiz lezzetli diye bizi yeseler belki o zaman.

Özetle demek istediğim, çayır çimen görmüş, otla beslenmiş, anasını emmiş bir hayvanı kurban edip yemek, etini alamayanlarla paylaşmak, kasaptan nasıl kesildiğini bilmediğimiz gün yüzü görmemiş hayvanı alıp paylaşmamaktan daha medeni, daha insani olabilir. Eğer ki aldığımız cana bir saygımız varsa... Ya da tutarlı olan hepten et yemeyi reddetmektir.

Bayrama gelince.... Ela'dan sonra, bayramların bir kavuşma, araşma, engelleri kaldırma, buluşma vesilesi olmasını, genel olarak pozitif rüzgarların esmesini daha anlamlı bulur oldum.

Hepinizin bayramı kutlu olsun.



14 yorum:

Anne ve Bebisi dedi ki...

Ne guzel bir yazi olmus. Gecenlerde GDO konusunda internette dolasirken rastlamistim;

Eating halal but not organic? why?:
http://www.squidoo.com/organic-halal-meat

If it’s not organic, it’s not halal:
http://www.altmuslim.com/a/a/a/2125/

Yurtdisindaki muslumanlar, organic sebze-meyve tuketmeye artik daha cok dikkat etmeye basladilar.

Ister inana, ister inanmayan, ister musluman ister o, bu, su.. hem kendisinin, hem sevdiklerinin hem de tukettiklerinin canina, cevreye, dogata, dunyaya kiymet veren herkesin organic tuketmeye dikkat etmesi gerekiyor.

Ozgur dedi ki...

Çok ilginç linkler Anne ve Bebişi, ilgiyle okudum. Demek etin helal olması için uyulan bu kadar kural varmış. Acaba yediklerimiz ne kadar helal merak ettim şimdi. Değişik bir açıdan yaklaşmışlar.
İster katolik olsun, ister müslüman, ister budist, dediğin gibi çevreye, hayata saygılı, ölümün farkında, ha babam çalışıp kazanmanın sadece daha hızlı ölmemizi sağlamak olduğunu anlamış kişilerle aynı yoldayız, gönüldaşız.
Dinin, liberal söylemlere, kapitalist üretim biçimlerine muhalif duran/durması gereken (liberal müslümanlar en garipsediğim insanlar) yanını destekliyorum.

Teşekkürler linkler için...

k.i.s.d. dedi ki...

Bu yazı benim bazı paradigmalarımı değiştirdi, aaa evet dedirtti. O hani diyaframdan gelen "haaaa" sesini çıkardım ki farkındalığın artması şeklinde yorumlanır.
Eline sağlık.

suinci dedi ki...

işte budur.tamam bazı davranışları tasvip etmiyorum ama gözüm göre göre kesilip gelen en azından ne olduğunu bildiğim bir eti çocuklarıma yedirmenin neresi medeniyetsizlik anlamıyorum.yani dediğiniz gibi iskender yada burger yerken yenen etleri uzaydanmı getirtiyorlar.bu yazının her satırında yerden göğe kadar haklısınız...

Rana Eslem GULMEZ dedi ki...

bende kucuk bir bilgiyi paylasmak istedim kurban edilen hayvanin en onemli sarti iki yasini doldurmus olmasi gerek!yani kurban edilen hayvan bir buzak degil, gozlerini hayata acmis bir hayvan degil!sakat olmamasi v.b bir cok sartinin olmasi gerek.gercekten inanan arastiran musluman kimliginde insarlardan oluruz insallah.sevgiler...

Birben dedi ki...

Özgür anne itiraf ediyorum ben seni çok sık okuyamıyorum ama ne zaman okusam beni beynimden vuruyorsun.
Katılıyorum sana,bunları hep düşünüp dile getirememek ve hatta hiçbir şey yapamamak insanı deli etse de,birileri de benim gibi düşünüyormuş dedirttiğin için içim rahatladı,sağol:)

Hülya'nın Tuna'sı dedi ki...

yine de aynı saatlerde normalin kat be kat fazlası hayvan katledildiğini bilmek rahatsız edici geliyor bana. işin özünde "ucuza et yiyeyim, kıytırık parçalarını fukaraya vereyim, dipfrizi et manyağı yapayım" diyen mangalcı türk zihniyeti de var. balkonda anırta anorta hayvan kesen, kanını el kadar bebeğinin alnına süren..vs.. bunlar hakkaten rahatsız edici. insana bir süreliğine vejetaryen olmayı düşündüren sahneler..

hazirmiyim dedi ki...

Ne doğaya, ne onun armağanlarına saygı gösteriliyor artık. Varsa yoksa hırs, daha çok para, daha da çok para...Çok, çok, çok... Ne ekersen onu biçersin derler. Dünyaya, çevreye, doğaya, hayvanlara, canlı olan her şeye, hatta kendi bedenlerine, kendi çocuklarına, geleceğe saygısı olmayan insanlar günün birinde ektiklerini biçerken çok ama çok pişman olacaklar. Ne yazık iş işten geçmiş olacak.

Ozgur dedi ki...

Çok sevindim k.i.s.d, ben de kendi kendime benzer sesler çıkardım bu ara pek...

Ozgur dedi ki...

Teşekkürler suinci, olaylara otomatik bakmamaya çalışıyorum. Yalnız obez buzağı beni çok feci irkiltti:((

Ozgur dedi ki...

Rana, bu tarz koşulların olması zaten işi daha anlamlı kılıyor. Tekrar gittim okudum helal olması için gereken kuralları. Umarım herkes bunlara uyuyordur. (Gerçi şüpheliyim:()

Buzağı meselesinin kurban bayramıyla ilgisi yok, umarım yanlış anlama olmamıştır? Et üreticilerini kastetmiştim...

Ozgur dedi ki...

Teşekkürler Birben, ne mutlu bana:)

Ozgur dedi ki...

Hülya'nın tunası, cahillik çok kötü bir şey. İşte şekil insanları, yaptıklarının ne dine, ne kendilerine faydası var. Öte yandan et tüketimi dünyada deli gibi artmış, alakasız oldu ama. Vejetaryen sayısı artsa iyi olur.

Ozgur dedi ki...

hazır mıyım, bişey yapmalı hey!
O kadar haklısın ki...