20 Kas 2009

Ortaya Karışık Sayıklamalar ve Özgürlüğün Manifestosu

Bıraksan alt alta on kere çok yorgunum, çok yorgunum filan yazıcam. İşler iyice hızlandı. Koştur, koştur. Ev satıldı. Zaten eve çıkmayı planlıyorduk, hızlandırmak gerek. O gerek, bu gerek, şu gerek. Allah'tan annem burada.

Öte yandan... Stres oldum, oldum, oldum. Sonra birden geçti. Özgürlük Manifestosu diye bir kitap okuyorum. Amazondan söylerken, The Idle Parent, Anne ve Bebişinin tavsiyelerinden, bulamamıştım, aynı yazarın Özgürlüğün Manifestosunu almıştım. Tom Hodgkinson yazmış. Türkçe'ye çevrilmiş. Tavsiye ederim. Daha ikinci paragrafta bendeki sinir stres eridi. Ama yorgunluğu almıyor tabi. Kışın gelmesiyle, kasım filan derken, yorgunluk geldi yerleşti. Gene konuyu getirdim yorgunluğa.

Özgürlüğün manifestosu, daha baştan insanı rahatlatıyor. Keşke uygulayabilsem. Bazı önerileri çok sevdim. Mesela komünal yaşama. Bir kaç çocuklu aile birleşsek, danaya gireceğimize eve girsek, hep beraber yaşasak. Çocuklar beraber oynardı, iş bölümü yapardık filan. Daha az para verirdik, daha az çalışmak zorunda kalırdık.

Sonra... çocuklarınızı rahat bırakın durumu var. Her dakika aktivite yapmayın. Azıcık kendileri takılsınlar. Biraz ihmalkar anne baba olun. Azıcık kendi kendilerine oynamayı öğrensinler. Bi de şeye çok güldüm, diyor ki politikacılar sürekli der ki işte çocuklarımla zaman geçiremiyorumm der durur. Bi de çocuklara sorun bakalım sizinle zaman geçirmek istiyorlar mı:) Çok haklı. Beraber oynanacak zaman var, kendi takılacakları zaman var. Ela'nın kendi meşguliyetleri var mesela. O ayakta duracak, anneannesinin gözlük kabını elleyecek, içini açıp kapatacak. Bi de benle mi uğraşsın... (Bu arada anneannesi fotoğrafını çekmiş bir makarna yiyişi var evlere şenlik. Geçen eve geldim yerde balık yiyolardı, sevimliler. Anane Ela oynarken bir köşede ayıklarım demiş, ama bizim yavruş duramamış koşa koşa gelmiş, ayıklanır ayıklanmaz götürüyordu. Pek seviniyorum bu balık işlerine.)

Kredi almayın, borç yapmayın diyor kitap. Her zaman ödeyebileceğinizin bir fazlasını alır, taksitler bitene kadar uslu bi koyun olursunuz diyor.

Ela hanım oldukça rahat duruyor ayakta. Sallanıyor. Kendine güven had safhada. Her şeyi anlıyor. Hani kuzu diyoruz, oyuncakların arasından bulup veriyor filan. Derdini pek güzel anlatıyor. Cin cin bakıyor. Ekşi seviyor. Limon yemiş bugün anasının kızı. Makarna yiyor parmaklarını geçirip, benim de onu yiyesim geliyor haliyle.

Sanki çok çalışıyorum, halbuki ortada hiçbişi yok. Elle tutulur bir şey yok ama çok koşturmaca halindeyim. Anlamıyorum. Belki zihnim yorgun. Belki uykusuzluk. Belki.

Kendimle ilgili düzelteceğim şey şu olurdu, ya da arzum, isteğim. Çelik gibi ya da süper elastik sinir isterdim. Yani kim ne derse desin hiiç üzülmiyim, stres olmiyim, aldırmiyim, amannnn diyip geçeyim. Bunu çok isterdim. Seni geren biri olunca, gergin gözüküyorsun, sakinleşince konuşalım istersen demeyi isterdim güler yüzle. Bunu diyorum da, sonra stres oluyorum biraz. O birazı da olmasam.

Şöyle geniiiş geniiiş. İşe girince insan daha da fark ediyor. Kitapta diyor ki, kapitalist düzen senin stresinle besleniyor. İş, hükümet, devlet. Domuz gribi, kuş giribi, teröristler, sınırdakiler, savaş, düşmanlar, kriz, ekonomik kriz, işin olduğuna şükret, salgın, AIDS, her yerde virüs, her yerde tehlike, cinayet, kan revan. Güvende değiliz, dolayısıyla her daim hükümetimize ve patronumuza müteşekkir olmalıyız, bizi koruyup kolladıkları için.

Sen stres ol, seni daha iyi kontrol etsinler.
Hep yetersiz hisset, rahatlamak için alışveriş yap, sonra paran yetmesin, daha çok çalış, daha stres ol, rahatlamak için spalara git, paran yetmez olsun...

Kitaptaki bir diğer öğüt, "kör kendi işini kendin gör". Temizliğini kendin yap, ama abartma. Elektrik yerine mum kullan, hem tozlar gözükmez, hem daha romantik, hem de elektrik tasarrufu. SEvgili de bir yandan kitabı okuyor, onun favori öğüdü bu. Mum yakalım, tozlar gözükmesin...

Bahçe bulun, sebze yetiştirin diyor. Hem fiziksel aktivite zihni rahatlatır, hem kendi bildiğin sebzeni gdosuz, hormonsuz, nakliyesiz yetiştirirsin. Gidip Şile'de mi ev tutsak, geniş balkonda en azından maydanoz domates mi yetiştirsek naapsak.

Bir ara daha detay yazmaya çalışıcam vakit bulsam. Gözlerimden uyku akıyor...

Ya ben de yazıları toparlasam, özgüranne manifestosu yazsam şöyle fasikül fasikül, alıp okur musunuz, çalışmazdım ben de hem:P



13 yorum:

kuzunun annesi dedi ki...

Elanın o resimlerini göresim geldi , koysana :)Sen anlattıkça gözümün önüne geliyor , canlandırıyorum . Bir dahaki görüşe ne çok büyümüş olacak kimbilir. Anneanneye ayrıca slm .

k.i.s.d. dedi ki...

Fasikül fasikül sen yayınla, söz ben okurum. Çalışmak çalışmamak işte bütün mesele. bana sor, ben de yorgunum :) Ama Ela müthiş büyümüş, maşşalah. Çok merak ettim. Bu arada yazın içime su serpen cinsten idi. Neden dersen sabahtan beri Cevdet beyi kendi haline bırakıyorum, arada çağırırsa bakıyordum. Yemek bittiydi, yemek yaptım, ona mama hazırladım falan. Sonra da vicdanım sızladı "sen çocuğunla hiç vakit geçirmedin" diye. ahhh ah. Halbuki beraber bahçeye çıkıp salıncakta sallandık, arkadaşlarına baktı. Sonra kendi kendine güzelce takıldı içerde ama işte... Oh yazın bana çok iyi geldi çok.
Sevgiler.

Seren dedi ki...

Vallahi içim ferahladı kitabı okumadan...o aktivite yapamadım,temiz hava aldıramadım,ay doğru düzgün zaman ayıramadın durumları vicdanımla beraber beynimi yiyecek...yarın tez gidile kitap alına...sen de yazarsan alır okuruz zevkle.

olmadık işler peşinde dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
olmadık işler peşinde dedi ki...

"danaya gireceğimize eve girsek"te koptum:D))

Bu kitabı ben de yazmış olabilirim. Bir bakacağım notlarıma:) Şaka bir yana, yazdıkların benim kafama çok uygun. gerçekten güzelmiş kitap. unutmadan ben de sipariş edeyim hemen.

Sanal Dünyamız dedi ki...

özgür anne annenin özgürü mü olurmuş diyesim geliyor bir taraftanda. bizim eski blogumuzun yerine yenisini yazsanda hem biz eski popülaritemize geri dönsek hem insanlar gidip gereksiz şeyleri okumasa ne dersin haa?

enestasdelen dedi ki...

Demin bulaşık yıkarken benim de aklıma gelmişti. "Ulan dedim. Bu ev arkadaşlarıma nasıl olsa da kazık atsam. bulaşıkları hep bana yıkıyor şerefsizler. Biliyorlar tezgahta bulaşık görmeye kıl olduğumu nasıl olsa enes yıkar diye ellemiyolar" diye iç geçirdim. Sonra eskiden babaannemin eltisiyle beraber yaşadığı zamanlar geldi aklıma. Çoluk çocuk ev şen şakrak ama huzur yok be adamım. Komunal yaşam demişsin beraber yaşasak falan demişsinde. Bizim kültürümzde feodal yaşam oluyor o pek komunal olamıyor. o geldi aklıma.
Sonra Ela. Bilirim sevimliliklerini. Ağız şapırtısına da feci ayar olurum ama yeğenim yapıyosa büyülenir kalırım. küçük elleri küçücük dudaklarıyla ağzındaki birkaç dişini kullanarak ivedilikle kemirmeye çalışıyor ya her şeyi. bitiyorum.

Eğitim Psikolojisi dersi Hocam da demişti zaten. Bırakın çocuk ellesin, yalasın. Böyle daha kolay öğrenir.

Nerden başladım nereye gidiyorum bilmiyorum. Lakin bildiğim bir şey var: Uzun ve yorucu bir sınav sonrası ilk cumartesi sabahın köründe bir çamaşır makinesi bir de elektrikli süpürge sesiyle uyanmak hiç hoş olmuyor. gününüz iğrenç geçiyor.
Sabahtan beri son ses Megadeth Slipknot Metallica falan dinliyorum son ses. Bu gece 4 e kadar da devam edecek. İnsan nasıl rahatsız edilirmiş öğrensin komşular.

Ozgur dedi ki...

Kuzunun annesi, koyacagim, bir popomu yere koyamadim henuz. Anca yanitlayabiliyorum yorumlari:*(((

Ozgur dedi ki...

k,i,s,d,

Yayinlarim yahu. Kim tutar bizi:) Yok yok, fazla aktivite manyagi olmamak, gorev bilinciyle davranmamak laizm. Akisa birakmak, yavruyla beraber akmak akmak akmak lazim. billur tuz.

Ozgur dedi ki...

Seren, kendimize iskence edip duruyoruz. Yavrunun istedigi, mutlu neseli, keyifli bi anne, o kadar...

Ozgur dedi ki...

olmadik isler pesinde, yigit ozgur'de vardi, biz uc aile dusa girdik diye. ordan settiydim. Valla baktim, sen mi yazdin diye. olabilir, neyse ben iyice calistim. yakinda cikicam ortaliga cakma oip olarak... nihayyyyt

Ozgur dedi ki...

sanal dunyamiz, ya cok haklisin kardes. yapdim dedigin gbii.

annenin ozguru olacakkk olacaaaak:) oldugu kadar

Ozgur dedi ki...

enestasdelen, bir anda yillar oncesine isinlandim notunla. evet yahu haklisin, ev arkadasi ortamlarinda adalet duygusu pek hassas olabiliyor, paylasim, tek kisiye yikalima donusebiliyor. bireyselligini sindirmis insanlarla, beraber ama tek basina yasamanin formulu bulunabilse. en azindan komsu olsak yahu olmaz mi dersin?
neden anlasamiyoruz birbirimizle acaba?

Megadeth iyidir, dinlesinler, muzik gorsunler. Yasasin anarsist metodlar. Az once komsu demistim di mi, iyisi mi ben biraz daha dusuneyim...