13 Kas 2009

Yanlış Yönlendirilmiş Görev Bilinci

Hastayken işe gelmeye, çocuğu okula yollamaya, ayağa kalkmaya neden bu kadar hevesliyiz diye düşünürken bulduklarım...

Ülkemizde şekil içerikten daha önemlidir. Resmi geçit bozulmaz.
Şekil içerikten önemli olduğu için işe zamanında gelip gitmene, üretttiğin iş miktarından daha çok değer verilir. Rivayet odur ki, işe patrondan önce gelip, geç giden bir çalışan hiç bir şey üretmese de gösterdiği bağlılıkla yıllarca o işyerinde çalışabilir.

Görüntü, gerçeklerden önemlidir.
Örneğin okullarımızda saçın boyu cetvelle ölçülür. Ama o sıra şu kapıdan geçer mi diye sorsak, o cetvel kullanılmaz. Saçın boyu cetvelin işlevinden önemlidir.

Zaten gribim diye işe gelmiyorum derseniz, herkes size gıcık olabilir. Olmasalar da siz olurlar diye düşünürsünüz. Kraldan çok kralcı olduğunuz için de "doktor eve git dedi ya..." diye sinirlenirsiniz. Sanki doktor sizi iş yapmaktan alı koymakta, tembelliği teşvik etmektedir.

Biz Türküz bize bir şey olmaz diye iyimser düşünce, moral vs bizi hijyenden daha iyi korur diye düşüncemiz vardır. İşin gerçeği bir yere kadar koruyor da. Yine de gidip ateşi çıkmış insanı öpmeyin derim ben. Sen eşeği bağla, sonra dua et hesabı.

Paronayak olmakla, önlem almak arasında olması gereken ince çizgi bizim ülkemizde yoktur. Zaten bizde ak ve kara vardır, ince çizgi nedir bilmeyiz. Vur deyince öldürürüz. Grip olan kişinin, ya da çocuğu grip olanın işe gelmemesi abartı bir önlem değildir. Risk grubunda olmadığı halde grip olmaktan korktuğu için evden çıkmamak abartı bir önlem olabilir.

Konu sadece domuz gribi de değil. Hayatımda ağır geçirdiğim gripler oldu ki domuz gibi sağlıklı bir insanımdır normalde. Bir miktar hasta olmak iyidir, bağışıklık filan ama ben yine de ortaöğretim hayatımda çok fazla insanın hastalandığını, sürekli burnumuz akarak gezdiğimizi, arkadaşların sürekli hasta olduğunu, bunun normal olduğunu hatırlıyorum. Evde bebek varken normal grip olmak istemiyorum.

İşe gitmek istemeyen insan arar işyerini hastayım der. Bu nedenle hastayım diyen herkese "acaba iş görüşmesine mi gidecek? Kimbilir ne işi var" diye şüpheyle bakarız. Dolayısıyla insan hasta da olsa işe gider ki, gerçekten işe gitmediği bir zamanda hastayım diyebilsin. (Bak sen.)

İnsan hastalandığında henüz hastalandığını bilmeden virüs yayıyor zaten. Bu şekilde korunma %100 mümkün değil. Ama %100 olmaması hiç olmadığı anlamına gelmiyor. %70 koruyorsa, yine çok iyi. Sezonsal grip aşısının koruyucuğu %70-80 civarında. "Kesin korumuyor" lafı geçersiz. Anladığım kadarıyla bu tıp biliminde "kesin" tuhaf bir kelime. Her şey olasılık, her şey istatistik. Dünyadan kesinlik isteyerek çok fazla şey bekliyoruz. Dünyaya dair doğruluğu ya da yanlışlığı kanıtlanmış yüzde yüz bir veri yoktur...

Neden yazdım bu kadar satırı....

Diyelim hastasınız, ya da çocuğunuz hasta. Ama kendimi iyi hissediyorum, ama işim bekler, ama şu bu demeyin. Bir durun düşünün. Bir doktoru arayın diyin ki, ne zaman geçiyor bulaşıcılık. Doktor şu gün gidebilirsin dediğinde o gün gidin. Bir günlük iş kaybınızla, iş yerinde hastalanma potansiyeli olan insanların iş kaybını karşılaştırın çok kapitalist terimlerle düşünmek istiyorsanız. Öyle istemiyorsanız ama halk sağlığını tehdit ediyorum diye düşünün. Öyle istemiyorsanız, yazık çoluğu çocuğu evde hastası olan vardır diye düşünün. Sizin bünye sağlam olabilir, 38 derece ateşle olimpiyat rekoru kırıyor olabilirsiniz, ama iş arkadaşınızın astımlı kardeşi, altı aylık bebeği sizin kadar şanslı olmayabilir...

Biraz sorumluluk, biraz bilgi. Eğer işyeriniz illa gelin diyorsa, o durumda bir şey diyemiyorum. Ekmektir, durumu söylersiniz, sorumluluğu onlar alsın. Ama işyeri doktoru git dediğinde gitmemek memleketimize özgü bir kendini feda etme görüntüsü altındaki umursamazlık, bilimi takmamak, bencillik... gibi geliyor bana.

Kültürel bir durum, buna alıştık, bunu öğrendik filan ama değişmesinin zamanı gelmedi mi?


Not: Bir tuhaf durum da şu: Kendisi hasta çocuğunu çocuklu bir buluşmaya getirdiği halde, başka bir insanın bunu yapmasından şikayet eden anne sendromu diye bir şey var. Bu anıyı en az on kez farklı gruplarda farklı insanlardan duydum. Bilinçsizce olduğunu düşünmeye başladım. Yapan kişi bunu yaptığının farkında değil. Acaba beynimizde bize olanlara kızmaya, bizim sebep olduklarımızı umursamamaya neden olan bir bölge mi var? Senin çocuğuna bulaştırana sinirleniyorsun, bir kere hasta olduktan sonra da sallamıyor musun...
Sorgulamakta fayda var...

PS: 12:30da yayınlanmak üzere programlanmıştı.

14 yorum:

Anne ve Bebisi dedi ki...

Hocam bu Ingiltere hakkatten cok garip memleket.. Herkes korunmaya calisiyor dunyada bunlar grip partileri duzenliyor! Bir suru bulasici hastalik icin yapiyorlar bunu, simdi de grip icin yapiyorlar. Domuz gribi kapan anne evde grip partisi duzenliyor, hastaligi kapmamis olan cocuklari anneleri goturuyor, cocuklar oynuyor ve gribi kapip dogal yoldan bagisiklik kazaniyorlar. Bunu pek cok cocuk hastaligi icin yapiyorlar...

Bu Ingilizler hakkatten degisik bi millet :)

Ozgur dedi ki...

Bence seçim yapma hakkın olduğu sürece sorun yok. Rızayla olduktan sonra...:P

Yani şöyle diyim, diyelim kaptım çocuğu bu partilerden birine gittim, gene de işe hasta gelen insana kıl olabilirim ben, uyuzum ben:)))

Ozgur dedi ki...

Enteresan yaklaşım ama, beni öldürmeyen güçlendirir demiş Niçe abi:)

Adsız dedi ki...

o ince cizgi bir turlu tutmuyor da, tutturmaya calisana yan gozle bakilmasi pek fena be Özgür.
hamileyken, masalarimiz arasinda yarım metre olan arkadasim salya sumuk hasta ise gelince, bize de bulastiracaksin niye geldin dedigimde, bana bakan gozleri unutamammm.
bu iş zor yonca, bu memlekette hele.
kiraz sevdasi ben, open ID bilgilerimi dogrulayamadigi icin adsiz kaldim =)

Adsız dedi ki...

o ince cizgi bir turlu tutmuyor da, tutturmaya calisana yan gozle bakilmasi pek fena be Özgür.
hamileyken, masalarimiz arasinda yarım metre olan arkadasim salya sumuk hasta ise gelince, bize de bulastiracaksin niye geldin dedigimde, bana bakan gozleri unutamammm.
bu iş zor yonca, bu memlekette hele.
kiraz sevdasi ben, open ID bilgilerimi dogrulayamadigi icin adsiz kaldim =)

Ayşe dedi ki...

valla cok haklisin hocam.

burada odum patliyordu ogrencilerim d.g olacak da ben de kapacam diye. bu nedenle okul attendance policy'lerimizi tekrar gozden gecirmemizi istedi bizden. Simdi cok sukur hastalanan gelmiyor.

hep boyleydi ama, hastaysa insanlar gelmez okula, bir de gelirsen pis pis bakar sana...

Ozge dedi ki...

Anne ve bebisi o dedigin partileri Amerikada da yapiyorlar diye duydum ben...Ama doktorlar onaylamiyor...

Ozgur anne, dogru kendi rizanla yaptiktan sonra diyecek birsey yok:)

KUZEY TAN dedi ki...

bu sene hayatımın en kötü gribini oldum.(domuz gribi ilk duyulmadan 1 hafta önce) ateşim 39,5 du.işe hasta gelen bir arkadaş bulaştırdı. Git dedik. eve gitmedi. Yanımıza gelme dedik dibimizden ayrımadı ve bende hasta oldum.doğum izninden döneli 2 hafta olmuştu.ilaç alamıyordum. Doktora gittim. yanlız gidemedim akşam eşim götürdü serum verildi 2 gün yat sonra tekrar bakalım dedi. iş yernden gelen telefon "aaaaa 39,5 oC. termometre bozuktur. 2 gün rapor mu? istersen verirler tabiki. İstemiyorum deseydin vermezdi". çıldırdıımmmm. Bu 5 yıl önce işten dönerken geçirdiğim ölümden döndüğüm trafik kazasından sonra işe gitmediğimde telefonda "kırık yok çıkık yok büyütücek birşey yok abartmayın ".gözüm mosmor kafamda 3 dikişle gidince "ciddimişsin" diyen kişi. Halen neden devam ediyorsam

Tekir dedi ki...

Bizim meslek camiasında yani öğretmenlikte de durum şudur; Öğretmen, eğitim neferi bir kişilik olduğundan sürüne sürüne okula gelir, gelmezse bilir ki başka eğitim neferleri derslerinin üstüne bir de onun derslerine girecektir... Git deriz, yat deriz yatmaz... Şimdi durum biraz daha ciddiye alındığından ve okulumuz öğretmenlerine "hastaysan gelme" dediğinden gelmemeler başladı bizde. Öğretmen mikrobu zaten öğrencisinden alır, sınav okur, eğilir defterine bir şey yazar felan... Öğrenci neden okula gelir? Velisi çalışmaktadır, bakacak bırakacak başka birini bulamaz, çok ağırlaşmadıkça çocuğunu okula yollar, eğitim öğretimden uzak kalmasın ister... Türk eğitiminde olan budur kabaca... Şimdi hadise yüksek sesle dile geldiğinden anne babalar da korktuğundan okula devam durumları eskisi gibi değil. Veliler korkuyor, öğrencileri yollamıyor.
Bir öğrencimin annesi "aman okula git, olacaksan ol da rahatlayalım" demiş. Nasıl bir rahatlamaysa? Yurtdışındaki grip partilerinin versiyonu olsa gerek! Hoş öğrencimiz bunu söylerken pürelleniyordu o ayrı :)

Ozgur dedi ki...

Kiraz'ım hiç sorma. Ya işte kültür meselesi. İşyeri gelmeyene çok acayip davranıyor. Hamileyken doktor sırt üstü yatıcan dedi de işten arayıp geçmiş olsun demeden şu iş noldu evden yaparsın artık vs dediler...

Ozgur dedi ki...

Ayşe, yani doğrusu o bence de. Hem sana yazık, hem çevreye...

Ozgur dedi ki...

Ozge, ben o partileri şuna benzetiyorum. İnsanı en çok geren, üzen şey belirsizlik. Daha önce de yazmıştım hani acaba kanser miyim değil miyim süreci çok sancılıymış da, tamam kansersin denince bi rahatlama kabullenme oluyormuş. Gözüken o ki insan türü olarak belirsizliğe dayanamıyoruz. Git partiye geçirsin çocuk bu belirsizlik bitsin gibi bir motivasyon olabilir bilinç altında.

Gerçi benzer şekilde ben küçükken kızamık geçireyim diye kızamık geçirmekte olan kardeşimle samimi oldum, koklaştım, öptüm. İnat gibi de olmadım:P

Ozgur dedi ki...

KuzeyTan'ın annesi, malesef böyle yerlerde çalışmamak lazım aslında. Ama çare yok. O nedenle, çok sakin olmak, sinirlenmemek, stres oyununa gelmeden, yasal hak neyse kullanmak lazım. Onun dışında bu tarz psikolojik numaralar komik. Keşke daha iyi bir iş ortamına sahip olabilsek.

Bunun diyen işletmenin sahibi olsa bi yere kadar da, neticede sen de maaşlı çalışan bi insansın. Kraldan çok kralcı, bekçi köpeği gibi bişi. Sana mı kaldı...

Ozgur dedi ki...

Tekir'im her şerde bir hayır vardır derler ya, acaba domuz gribinin hayrı da bu bilinç mi olacak dersin?

Biliyorum siz öğretmenlerin durumunu. İşte toplumsal, kültürel sorun.
:(