27 Oca 2010

Dev Kapılar


Nerden çağırışım yaptı bilmiyorum. Londra seferlerimden birinde Tate Modern'de bir sergi görmüştüm. Tam sergi gibi de değil. Hareketli. Pek çok temadan bir tanesi hareket eden dev kapılardı. Bizim boyumuzun iki üç katı gibi kocaman beyaz kapılar, yukarda asıldıkları raylar üzerinde hareket ediyorlardı. Kendimizi harikalar diyarındaki küçülmüş Alice gibi hissetmemiz bekleniyordu. Bu sabah (hemen hemen hiç uyumamışken...) aniden aslında orada çocukların ne hissettiğini anlamaya ne kadar yaklaştığımı farkettim. Dev kapılar. Tuhaf şekilde hareket ediyor, kontrol edemiyorsun. Küçüksün. Çok az şey senin boyuna göre. Anlatması zor. Araştırdım internette bari bir fotoğraf bulayım diye kastım buldum...

Gerisini görmek için tıklayın: Pierre Huyghe

6 yorum:

Hülya'nın Tuna'sı dedi ki...

oo bereketli sabah. art arda postlarını okuyorum. o kapıların benzeri "monsters.inc" adlı anşme filmde vardı. ben de o sahnelerde gittim geldiydim şöyle bi... uykusuzken pek enerciksin bakıyorum da :)

saricizmeli dedi ki...

ben de teknolojinin çocukların düşündüklerini okuyacağı günü merakla bekliyorum.

herşeyi anlayan ama konuşamadığı bir dönem. dev kapılar ardında gizli düşündükleri...

blogcuanne dedi ki...

Ara sıra dünyayı Deniz'in gözüyle, daha doğrusu onun boyundan görmek istediğimde onun boyuna iniyorum da, ne kadar iri görünüyor her şey. Daha mutfak tezgahının üstünü bile yeni yeni görüyor. Ürkütücü olsa gerek bu kadar minik olmak...

Ozgur dedi ki...

Hülya hiperaktif oldum zombilikten. Evet ya aynen monsters tadında. Dev bunlar, insanın üstüne üstüne geliyor...

Ozgur dedi ki...

Sarı çizmeli, acaba nasıl olurdu, sanki kelimeler değil de renkler, resimler, görüntüler ve müzik olurdu gibi geliyor çocukların düşünceleri...

Ozgur dedi ki...

Blogcu anne, şu kapıların bana en çok hissettirdiği şey çaresizlikti. Üzerine gelen dev bir şey. Dediğin gibi onun boyuna inmeyi ben de yapıyorum, ama insan biliyor ya isterse kapıyı kapatıp açabileceğini... O kısmı unutmak lazım.
Onların da işi zor gerçekten...