15 Oca 2010

Pozitif Doğum Hikayeleri, Blogcu Anne ve Bizim Doğumumuz...

Ne zamandır bahsetmek istiyordum, fırsat bugüneymiş...

Blogcu Anne güzel bir blog başlattı. Pozitif Doğum Hikayeleri

Doğuma girmeden önce deliler gibi doğum hikayesi aramış, çok az normal doğum anısı bulabilmiştim. Bunun üzerine benim gibi olanlar mutlaka vardır diye düşünüp bulduğum linkleri bir sayfada yayınlamıştım. Ana sayfamda duruyor. Eğer rastlarsam mutlaka güncelliyorum:


Google analyticsten takip ettiğim kadarıyla normal doğum diye aratıp bu sayfayı bulan çok. Bir nebze faydamız olabildiyse ne mutlu. Blogcu anne iyi ki bu işe bir blog adadı da, daha derli toplu, daha geniş kapsamlı bir ağ oluştu. Bundan böyle anneler vajinal doğum hakkında öcüdür, kötüdür, çok risklidir gibi ön yargıları yenmek için kendilerini daha güçlü hissedebilecekler. İyi ki böyle insanlar var, üşenmiyorlar, oluşturuyorlar, yazıyorlar. Kendim yapmışım gibi gurur duyuyorum. Oh diyorum, bir sorumluluktan kurtuldum:))) Teşekkürler Blogcu anne.

Sonra kendisiyle yazıştık, o kadar istememe rağmen normal doğum yapamadım ben kalbimde bir cız. Kısmet değilmiş. O güne kadar hep normal doğum okumuşum sezaryen beni hazırlıksız yakaladı. Blogcu anne ile düşündük. Bizim hikayemizi de blogunda yayınlama kararı aldık. Sezaryen ama niyetimiz iyi :)

Yazıyı okumak için:


Üzerinden zaman geçtikten sonra, belli duygusallıklar geride kaldıktan sonra yazdığım bir yazı oldu. Blogcu anneye teşekkür ederiz hikayemizi yayınladığı için.

Bir Kaç Söz...

Ana baba taht yaparmış, baht yapamazmış diye bir söz var. İnsan ne kadar istese de bazen şartlar normal doğuma el vermeyebilir. İnsanın sütü gelmez, gelir sorunlar çıkar. Bazen erken biter. Bazen bebekler kilo almaz olur. Bazen hastalanır. Bazen boyu hop hop uzar, bazen uzamaz. Bazen erken yürür, bazen geç yürür. Demek istediğim ne çok işkence ediyoruz kendimize. Hayatı biraz olduğu gibi kucaklamak lazım. Önce seçim yapmak ama olmadığında teslip olup artık kendimizi üzmeyi bırakmamız lazım.

Kadercilik gibi demek istemiyorum. Her şeyi bırakın demek istemiyorum. Gebeler, normal doğum için düzgün doktor seçin, haklarınızı bilin, elinizden geleni yapın mutlaka. Bu bir şans, değerlendirin. Ama... Bazen olmuyor işte. Olmuyorsa olmuyor. Çok üzülmeyin, çok dertlenmeyin. Süt konusunda bir önceki yazıdan sonra çok huzursuz oldum, İlknur da üzüldüm diyince. Bence şu önemli, biz elimizden geleni yapacağız. Süt varken vermiyorum len demedik ki çocuğa. Çocuklar bazen iştahsız oluyor, ne yapalım, elimizden gelen çareleri deniyoruz. Olursa oluyor, olmazsa işte doktora gidiyoruz, uğraşıyoruz.

Bloglarda yazarken bazen her şeyi anlatamıyoruz. Hayatımız el bebek, gül bebek lay lay lom geçiyormuş gibi geliyor. Gözüktüğü gibi olmayabilir. Bazen bir konuya insan üzülüyor, üzüldüğünü farketmiyor, yazamıyor. Ben Ela ne zaman geceleri uyuyor, ne zaman düzeni bozuluyor bilmiyorum. Bir öyle yazıyorum, bir öyle. Biraz anlık. Bazen ne yedirsem diye düşünüp duruyorum.

Yani anne dediğin çocuğu için elbette en iyisi olsun ister ama son tahlilde hiç biri ona verdiğimiz sevgi kadar, onu kucaklamamız kadar, niyetimiz kadar önemli olamaz. Anne sütü alamamış mama yemiş ee. Benim kocam bildiğin pirinç maması yemiş ama boylu poslu süper bir insan. Bütün notları pekiyi. Yani küçük şeylere dertlenene kadar şöyle mutlu anneler olsak, daha rahat olsak. Göreve dönüştürmeden içimizden geldiği gibi oynasak. Düzen olsa ama bazen bilerek bozsak. Çocukları sabah 8-akşam 5 mesaisine yetişeceklermiş gibi yetiştirmesek, esnek olsak. Ama her dediklerini yapıp küçük tiranlar yetiştirmesek, ilerki hayatlarında karşılaşacakları insanların ahını almasak...

Yani şöyyyyle bi rahatlasak. Minik mikropları çok dert etmesek, ateşi dünyanın sonu sanmasak. (Kendime diyorum hişşşt.) Yani önlem almakla obsesif olmak arasındaki sınırı çizebilsek... Azıcık burunları aksın bişey olmaz. Soğukta dışarı da çıkalım. Aşırı korumacı hiper anne olmasak.

Benim adım hıdır, elimden gelen bıdır. (Yani: my name is hıdır, this is all I can do!)

Anneler üzülmesin, şeker de yiyebilsinler.

sevgiler.

13 yorum:

ZeyNes dedi ki...

Bu yazının çıktısını alıp buzdolabına assak...ihtiyaç oldukça okusak:)

HUYSUZ dedi ki...

haha :) son cümle bi harika, eline sağlık!

Hülya'nın Tuna'sı dedi ki...

hep dedim gene derim. çocuğu 1 yaşını dolduran anneye bir güven, bir rahatlık geliyor diye. ilk aylardaki sıkıntılar devam etse bile anne eski anne olmuyor. o rahatlığa kavuşmak için her annenin ilerleyen bir kum saati var bence. sen ne söylesen boş...(ben ne söylesem de boş canım)

anne yazar dedi ki...

Düşün yani senin koca bir de anne sütü içebilseymiş neler olacakmış:)) Şaka bir yana çoook haklısın ve yine yeniden:)

Pinar'in gunlugu dedi ki...

Ben de sezaryan isteyip normal doğum yapanlardanım :)
Çünkü doktorum izin vermedi ama iyiki de öyle olmuş harika bir duygu.

Evren dedi ki...

Bu haftaki yazilari okudukca kafama gelen taslarin ardi arkasi kesilmiyor, cok fena ;) Benim gibi saplantili insanlar icin iyi oluyor aslinda. Kafam yarilmadan, kaydetsem de uygulasam bari :)

Saka bir yana, sanirim biraz da bu bebisler sayesinde ogreniyoruz esnemeyi; bazen planlari suya atip oynamayi, sadece sarilip yerlerde yuvarlanip kikirdiyerek 'bos' dakikalar gecirmeyi; ve aslinda tam da bu dakikalarda "seker yendigini" :)

Tesekkurler Hıdır, yine yaz, yine doldur!

iremini dedi ki...

ozgurcum seni zevkle okuyorum ama sut konusundaki yazilarini okurken ben de huzursuz olmustum biraz. cunku ben sut konusunda oldukca ugrasmis ama 4,5 aylikken artik pes etmis bir anneyim. benimkisi bir kisir donguydu,ancak uyuyabildigim zamanlar sutum artiyordu, ama uyuyamiyordum, cunku sut az oldugu icin kizim doymuyor ve uyumuyordu, dolayisiyla ben de uyumuyordum. halbuki mamaya zehir muamelesi yapmayip arada mama verseydim, biraz o uyusa biraz ben uyusaydim kizim daha fazla sut icebilirdi. amerikada oldugum icin de yanima gelip yardim edebilecek kimse yoktu, esim de cok yogundu..derken bitti iste oyle. bunun travmasini atmak kolay olmadi. cok agladigimi bilirim. ama simdi ne geregi varmis diyorum ve daha mutlu bir anneyim.

blogcuanne dedi ki...

Özgür Anne - güzel sözlerin, desteğin ve de hikayeni paylaştığın için asıl ben çok teşekkür ederim sana.

Senin hikayen ve bakış açın Pozitif Doğum Hikayeleri'nde eksik olan bir şeyi tamamladı. Çok kişiye örnek olacağından emimim.

Sevgiler...

Ozgur dedi ki...

Teşekkürler ZeyNes,

Teşekkürler Huysuz:)

Hülya'cım haklısın. Biraz da çocuk bağımsızlaşıyor anneden. Yürüyor, emekliyor, tamamen dışardan beslenebiliyor, en azından bir kez ateşlenmiş oluyor. Yani büyümüş oluyor yahu:)

Ozgur dedi ki...

anne yazar,
bilmiyorum ki acaba içse ne olurdu, daha mı uzun boylu olurdu? (sanmam ailedeki en uzun kişi zaten) daha mı akıllı olurdu, daha ne kadar olacak ehehe kocam diye demiyorum da gerçekten ne fark olurdu bilmiyorum. belki ilk yıl daha az hastalanırdı...

yani tabi ki anne sütü verelim ama son tahlilde farkı yaratan şey, çocukla iletişim, sevgi, ilgi... gibi geliyor bana. :)
sevgiler.

Ozgur dedi ki...

Pınarın günlüğü, aa o da iyiymiş. Bir ilk. Hemen ekleyelim listeye:)

Ozgur dedi ki...

Evren, vallahi bilerek taş filan atmadım, attıysam da kendime atmışımdır ordan sekmiştir:) Şaka bi yana işte zamanla törpülene törpülene... sevgiler!

Ozgur dedi ki...

İremini çok üzüldüm böyle hissetmene:( Ama işte bir süre sonra hepsi geçiyor.... Artık her şeyden yiyorlar nasılsa, insan nasıl rahatlıyor. sevgiler.