7 Şub 2010

Sil Baştan Başlamak Gerek Bazen...


Çok hayranı değilim Şebnem Ferah'ın. Şarkısı çok uygun düştü. Yeniliğe yer açmak için, eskisinin ölmesi lazım bazen. Dün çocuklar ve Osho'dan mı etkilendim ne oldu... Bugün düşünceler gelip gidiyor.

Anneanne burada olduğu için daha renkli günler geçiriyoruz. Ela değişik yemekler yiyor. (Karnıbahar ağzıma sürmem, kızım sevdi.) Büskiviler pişiyor. (Bıraksam ev kek kokacak ama nayır diye engelliyorum. Ela bir lokma yiyecek, kalanı kim yiyecek?) Bugünlerin hakimi nedir derseniz tek kelimeyle kitaplar derim. Her yerdeler. Az çok dememek lazım. Kendininkileri bitirdi, benimkilere sulanıyor. Bugün idle parenti kemirirken gördüm. "Anne yemişim ben o idle parenti" dedi sanki. Resimler bizim yerimize konuşsun. Ben aslında başka bir şey anlatacaktım.




Ela ile odasındayız. Klasik oyunlarımızdan oynadık. Kitaba baktık. Bulmacaya baktık. Onu, bunun içine koyduk filan. Sonra gözümüz bir rafa takıldı. Ela'nın kitaplığının en üst rafını bizim oyunlara ayırmıştım ben. Monopoly, tabu, pictionary, jenga, scrabble, puzzlelar, tabu Xl filan derken bi sürü oyun var. Aldım Jengayı. Bilen bilir, bir sürü küçük tahta parçasıyla kule dizdiğiniz bir oyundur kendileri. Onu aldık kızımla. Döktük yere. Aynı anda oynamaya başladık. O tahtaları teker teker alıyor, kutusuna diziyor. Ben klasik kule yapıyorum. Sonra o, kutudan alıp başka bir kutuya diziyor. Ben klasik kule yerine 3erli kule yapıyorum. Ela arada gelip benim kuleyi elliyor, sonra işine devam ediyor. O yeni kutudan parçaları çıkarıp sandalyenin üzerine dizmeye başlıyor. Ben sekizgen nasıl olur acaba diye yeni kuleye başlamışım. Uzunca bir süre paralel bir şekilde oynadık. Kendimi kaybetmişim. İşte budur dedim. Budur. Meditasyonun hası, eğlencenin daniskası. Kızım desen ciddi ciddi nakliyat işine girmiş. Anne inşaat işinde. Sürekli bir icraat halindeyiz. Daha sonra sandalyeden yere indirip tekrar dizmeye başladı Ela. Ben de annem gelene kadar oynadım. Annemin de çok hoşuna gitti. Oyuncak dediğimiz şey bi kere çok sade. İkincisi tahta. Üçüncüsü bi sürüler. Üstelik eğriler. Tek üzüldüğüm hiç fotoğraf çekmemiş olmamız ama o keyfi bırakıp gidip makinayı alamazdım. En güzel kareler hafızamızla çektiklerimiz.

Sil baştan başlamak gerek bazen. Baştan keşfetmek. Ummadığımız kullanım alanlarını bulmak. Alçaktan bakmak hayata. Daha çok görmek.

İyi geceler.


10 yorum:

Evren dedi ki...

Jenga'yı ben de çok severim, unutmuştum, uzun yıllar oldu :)

Bu arada süpriz sepeti konseptini süpriz dolabına taşıdık ve banyodaki dolaba daha önce karşılaşmadığı eşyalardan koyduk, 50 dakika olmasa da oyalandı epey. Gidip gelip açtı baktı; kolyeleri taktı takıştırdı gün boyu :) Ama bir meditasyon bize de lazım kesinlikle.

Entelektüel Eloş'a sevgiler, çizgili çoraplar da pek güzel...

k.i.s.d. dedi ki...

Ben de oturdum oynadım sizinle okurken:)
Geçen ay bir komşuda Jenga ile oynamıştık ama tabi Cevcüt baktı ööle, yedi biraz ve attı. küçüğüz biz daha.
Yemişim Idle Parent'ı ehhiihii,
şirin anne şirin kız. seviyoruz sizi.

Hülya'nın Tuna'sı dedi ki...

ÖZGÜRÜM
fazla kurabiyeleri buzdolabı poşetleriyle buzluğa at. her gün bir tane (hadi kendin de kahve yanında içmek için 2 tane olsun) çıkar. azıcık kalorifer peteği üzerinde beklet, mis gibi oluyorlar. yemek bloguna çevirecem kendiminki, o olacak :)

dağlar kızı dedi ki...

Süper fikir! Bunu yazmam gerek bir tarafa. Seneye bizim Ela ele avuca geldiğinde bu anne-kız terapisini denememiz gerek. Güzel bir aile boyu terapi olur bundan aslında.

Ela çok tatlı, minik melek:)

Ozgur dedi ki...

Evren, jengayı tavsiye ederim. Dolap da güzelmiş. Olmazsa bir çekmece doldurayım ben de.:)

sevgiler size

Ozgur dedi ki...

k.i.s.d,

Hımm ben de bu üçüncü kim diyodum... :)
Beraber de oynayalım. Ela ile cevdet oynasın, biz senle jenga oynayalım, beyler de olsun:)

Ozgur dedi ki...

Hülya'cım sorsana önce kaldı mı o fazla kurabiyelerden:)

Ozgur dedi ki...

dağlar kızı, çocuk olup oynayasım varmış. Bugün de yatağa uzanıp kitap okuduk... Aşk meşk hallerimiz:)

mehtap( Zeynep Erva'nin annesi bi de Beyza Nur'un, Bi de Mehmet Eren'in:)))) ) dedi ki...

onlarla zaman gecirmek insani o kadar rahatlatiyorki, cocuklarimla oldugum anlar da herseyi unutuyorum resmen.Ama ne zaman ki oyunlarimiz bitiyor cevreye baktigimda buyuk bi sok geciyorum, cunku yapilmasi gereken isler bana artik goz kirpiyor, her yer her yerde anlayacagin... Sonra iki ayak bi papucta misali kosturup duruyorum evde. Yapabildigim kadariyla , gerisi kaliyor, napalim ev her zaman yerinde duruyo ama miniklerimiz her an buyuyor degisiyor, onlari yakalamak mumkun degil. Ben de saldim artikin isleri, oyle 4-4'luk ev kadini degilim maalesef... Varsin olsun, cocuklarimiz mutlu olsun yeter ki.... Boyle avunuyorum, ort bas ediyorum tembelligimi napiiim:)))

Toprak Büyürken dedi ki...

Annelik babalık böyle yaratıcılık istiyor.Benim oğlumda nakliyecilik işine pek meraklı.Çok güzel vakit geçirmişsiniz.Tebrikler.Buarada bir mimin var blogumda.