9 Mar 2010

Çiftliğinde Ali Baba'nın...

Yorgunum. Dün gece Ela bir nedenle uyandı ve uzunca bir süre uyumadı. Su istedi, içti. Sonrasında dalıyor, hop uyanıyor. Burnu tıkalı gibi geldi. Serum fizyolojik mücadelesine girdik. Bir damla anca damlatmışımdır. Nasıl ağladı, nasıl... Sonrasında gülücükler, oyunlar. Su içtiğim kupadaki ineklere mölemeler. Ali babanın şarkısında köpekleri var diyince "av avvv" diye katılmalar... Sonra uyudu. Bu defa ben uyumakta zorlandım. Saat olmuş üç. Her an uyanabilir gibi geldiğinden insan dalamıyor. Dalıp uyanmak zor çünkü.

Dün bakıcı abla izinliydi öğleden sonra. Kızımla başbaşa geçirdik. Hafta sonları yorucu geçiyor, üstüne bir de dün pestilim çıktı. Babasıyla konuştuk, skype yaptık. Bir yandan o açık, bir yandan kız kucağımdan kaçıp gider, bir yandan yorgunluk, üstüne çamaşır makinası trip attı, komşu geldi, apartman yönetiminden şikayet etti filan derken şiştim. Ela akşam uyuduğunda parmağımı kıpırdatacak halim kalmamıştı. Ne işimi yaptım, ne Ela ile güzel ilgilendim diye kendi kendimi yedim.

Bugünlerde en favori kelimemiz "havavv". İki hafta önce köpek gördüğünde "avavvv" dediğinden beri, sürekli söyletmek istiyoruz. Resimlere bakarken, yolda gördüğünde ve ali babanın şarkısında avavvvv. Böyle dönüp bakıyor, ince sesiyle "av havv avv". Mahçup gülümsüyor. Deli oluyorum. O kadar tatlı ki yavrum, maşallah. Deli oldum ben bu avavv işine. Onun dışında bana sarılım "annemmm" demesi var ki anlatılmaz.

Kelimelerimizde ciddi artış var. Onun dışında uzun cümle benzeri şeyler kuruyor. Uzun uzun konuşuyor, tek sorun benim anlayamamam. Sanki yabancı bir dilde konuşuyor. Uzun uzun. Bazen söyleniyor. Ela'yı giydirirken parmakları çıkınca aa parmaklar sayalım birkiüçdörtbeş yapıyorduk. Geçen çıkmış parmakları, sayar gibi hareketler yapıp biküçdöbe seslerine benzer sesler çıkardı. Saydı mı, sesi mi taklit bilmiyorum.

Dün kadınlar günüydü. Evde kızımla geçirdim. Evden çalışmanın sakinliğine çok alıştım, yalnız bir sorunumuz var. Bakıcı abla pazartesi sendromu diyor buna. Hafta sonu tentene, oyunla geçirdikten sonra kızım pazartesileri benden ayrılmak istemiyor. Evde olduğum için hevesle koşup geliyor. O halini görüp de almamak çok zor. Ama çalışmam lazım. Çalışamadığım her an çok huzursuz oluyorum. Bu defa akşamları çalışıyorum. Geçen hafta iyi gitti. Dün öyle yorgundum ki onu da yapamadım. Bugün yeni bir başlangıç olsun.

Sarıçizmeli mimlemiş. Ela'nın kitaplarının resimleri çekilecek, konulacak... Evin köşesi mimini yapamadım hala. Aktaramadığım fotolarım var. Yapacağım da ne zaman.

Annelik hakkında düşünüyorum. Şu blogcular arası atışmalar, kırılmalar başlamadan önce birbirimizi yargılamak hakkında yazacaktım. Başlayınca şimdi yanlış anlaşılır diye askıya aldım. Onu yazmak istiyorum. Annelikte duygular biraz uçta mı yaşanıyor sanki. Daha az yargılayıcı olmaya çalışıyorum kendi adıma.

Bu ara Ela'nın odasını tekrar düzenlesek mi diye heveslendim. Montesorri odalarına bakıyorum internetten. Bir dolap almamız lazım. Kıyafetleri varolan dolaplara sığmamaya başladı. Dün küçülenleri eledik Ela ile. Sığmamak değil de, yeni bir organizasyona ihtiyacımız var sanki. Boyuna göre bir dolap alsak diye düşünüyorum. Kendi giyinir hem diyorum sonra bu bana çok uzak, çok ulaşılmaz geliyor. Oysa kendi hırkasını çıkarabiliyor istemediğinde. Bluzleri giyerken elleri kendi sokuyor. Çıkarırken kollayı havaya kaldırıyor. O kadar uzak değil kendi kendine yapabileceği günler. Kafamın bir yanı hadi canım diyor. Bak işte kendi yemeğini yiyor elleriyle. Daha dün o da uzak değil miydi... Böyle düşününce kendime çok kızıyorum. Zihnimle engel koyuyormuşum gibi. Yerdeki kıyafetlerini alıp alıp kirli sepetine attığı bir video var, aktarabilsem onu koyacağım, çok matrak. Düzenli ve tertipli bir kızım olacak gibi bir his var içimde. Yandık:)

Kafamı toplasam yazsam. Bir uyansam, uyansam, uyansammmm uykumdaaaaaaaaaaaaaaaaaan.

26 yorum:

Hülya'nın Tuna'sı dedi ki...

ben kendi adıma çocuğumun gelişimi, onu dedi, bunu yedi, diş çıkardı'lardan çok, çocuk gelişimi, davranışlar ve daha çok annelik hallerine kafa yorduğumdan istiyorum ki bunlar tartışılsın. herkesin bir konuda söyleyecek sözü vardır ve diğer taraftaki bunu "yargılamak" ya da "eleştirmek" olarak algılar.. hassasiyet eşiği farklı herkesin ve maalesef çoğu insan kendi değerlerini tartışmaya çok kapalı. azıcık kendi halini sorgulatan herkese diş bileme halleri, "sözde" bilinçli anneler için çok üzücü bence. biraz daha eleştiri kabul etsek, "aaaa ama bu düpedüz terbiyesizlik, eleştiri böyle yapılmaz ki" diye hemen akıl vermesek.... incinmelerin altını okuyabilsek.. söylenenlerin gerçek olması mı daha üzücü acaba diye düşünebilsek.... tartışamamak çok kötü..

HUYSUZ dedi ki...

aslında çok da tartışılacak birşey yok bana kalırsa. eğer zaten yaptıklarımızdan eminsek ve doğru olduğuna inanıyorsak, kim bizi yolumuzdan edebilir ki??
biz de 1 yaş civarı odamızı değiştirme ve yeniden düzenleme ihtiyacı duymuştuk, çocuğun ihtiyaçları farklılaşıyor zaten. flick ve ohdeedoh'dan çok yararlandık, benim bloga bir göz gezdir istersen...

ilknur malcı dedi ki...

özgürcüm kolay gelsin.daha öncede yazacaktım yazamadım.diş çıkarma olayları zor oluyor.evde olman bir açıdan daha iyi.yorgun yorgun işe gidince birşey yapamıyor insan.bu dönem böyle gecip gidecek.
diğer bloglar arasındaki atışmalara felan gelince bana çok abartılı gelmiyor hatta gülümseyerek okuyorum.sevimli şeyler bunlar.hayatımdaki çirkinliklerin yanında bunlar ne kii.bak olaylara bu açıdan bakınca işler daha kolay oluyor.yaşadıklarım beni daha anlayışlı yapmış di mi?

Tekir dedi ki...

ali babanın çiftliğinin sihri nedir acaba? tüm çocuklar bayılıyor bu şarkıya, Ada'nın da favorisi :)

blog tartışmalarını saçma ve gereksiz buluyorum, baktın beğenmedin okuma gitsin di mi ama?

ben de uykusuzum, zombiye düet yapalım birlikte :)

Defnenin Annesi dedi ki...

Tartisilcak hic birsey yok aslinda. Almanyadaki ebemiz bana cok güzel bir cümle söylemisti "Defne icin neyin iyi oldugunu sadece sen bilebilirsin, baska kimse bilemez. Iyikide öyle". Bazi cocuklar anne ve babasiyla uyuyur, bazilar uykuyu sevmez her türlü egitime rahmen, bazilari brocoli sevmez, bazilari kitap sevmez, bazilari sürekli ilgi bekler bazilari kendi kendine dakikalarca oynar, bazilar agliyarak uyanir bazilari gülerek, bazilari annesine resmen bagimlidir bazilari cool bebektir, bazilari sürekli anne sütü ister bazilar 8 aylikken kendiliginden birakir...... diye uzar gider bu liste... En önemlisi mutlu bebek mutlu cocuk yetistirmek degil mi? Annelik duygularimiza güvenmeligiz ki, cocugumuz bize güvensin. Su aktiviteyi yapmaliyim su seyide denemeliyim diyerek, sürekli bir kosusturma icinde bir anne cocugunu sanki "dinlemiyor" gibi geliyor bana... Ama okudugumuz kitaplar, bloglar, siteler hep bi aktivite icerisinde. Bence <> uzun oldu biraz sorry...

Defnenin Annesi dedi ki...

Just Relaxed

Ozgur dedi ki...

Hülya,

Konu hakkında post yazacağım, fazla uzatmıyım da. Annelik diğer konulara benzemiyor sanki. Çocuğun için en iyisine inandığın şeyi yapıyorsun ve bu değişebilen bir şey. Çok kesin, çok net değil.

Benim yargılamaktan kastım, birisi bloguna bir şey yazdığı zaman, atıyorum ben bezsiz bebek hallerimi yazdığım zaman gelip de "ay napıyosun bebeği deli ediceksin" demek. Ben yorum silmiyorum kesinlikle ve yayınlarım. Ama haddini bilmezlik olarak düşünür, ciddiye almam. Canım sıkılmaz mı sıkılır. Şuna sıkılır: Bu insan nasıl bir insan ki gelip de burada bu lafı söyleme hakkını kendinde görüyor. Ama gelip de bir link verse, bir de buna bak derse, gider bakarım. Ciddiye alırım. Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak... demişti ya Uğur Mumcu.

Anne olduğumdan beri (aslında daha önce de) bu başkasına akıl verme, tavsiyede bulunma, karışma, yorum yapma merakına her seferinde şaşırmaktan kendimi alamıyorum. Ama yazarsın bir post, enine boyuna tartışırsın, bunda bir sorun yok.

Neyse daha detaylı yazmak istiyorum zaten.

Öte yandan hemen sana döniiim, sen neden tartışmak istiyosun bakiim:)

Ozgur dedi ki...

Huysuz,

Ben sizin odayı görmüş, bayılmıştım. Bakayım tekrar, teşekkürler...

Ozgur dedi ki...

İlknur,
Zor dönem gerçekten. Dün gece dişten mi uyandık, ona da çok emin olamadım. Evet evde olmak avantaj. Ela uyuyunca da çalışmaya devam edebiliyorum. Bakalım bugün niyetim var. Gaz....

Yazdığına çok güldüm:) Haklısın valla.

Ozgur dedi ki...

Ali Baba şahane, bloglar bahane tekirim. Hafta içi bi fırsatında kahve içsek ortada bi yerde?

Ege'nin Annesi; dedi ki...

kesinlikle 'bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak' ile alakalı ayrıca kişi veya kişiler 'doğru 'sözcüğünü kendi yaptıklarından ibaret olduğunu zannettiklerinde ve hiç bir acaba bırakmadıklarında ne yazık ki can sıkıcı olabiliyorlar.nasıl ki güzelliği kalıba sokamazsak doğruda aynı şekilde görecelidir.heleki bu konu annelik ise:)anneliğin kitabını her anne farklı yazıyor hatta kendi bile dönüp o kitaba baktığında bazen yazdığını farklı okuyabiliyor.çünkü şartlar gelişmeler ve bence en çok unutulan nokta çocuğun beklenti ve yapısı o çok önemsenen ve kabul gören 'doğru'yu uygulayabilecek zeminde olmayabiliyor.en basitinden okuduğumuz bir teoriyi hayata geçirirken bir çok çocuk bu uygulamayı kabul etmişken bizimki etmeyebiliyor.
oyy çok uzattım galiba:)oda düzenlemesine yaklaşık bir ay önce gittik çok rahatladık,elimizdeki malzemeleri ona göre uyarladık.daha verimli saatler geçirebiliyor artık odasında.sevgiler...

Ozgur dedi ki...

Defnenin annesi,

Bence de her bebek, her anne farklı. Zaten bebekle beraber uyumak mı iyi, yoksa ayrı odada yatırmak mı, bunun kesin bir yanıtı yok... O nedenle sürekli tercihlerde bulunmak zorunda kalıyoruz.

Aktivite konusuna gelince, yani bilmiyoruz ki aktivite yapan anneler gün içinde neler yapıyorlar. Belki her oyunu oynuyorlar bitiyor, vakit kalıyor aktivite yapıyorlar. Yani biz burada okuduklarımızı biliyoruz bir tek. Ötesini bilemiyoruz ki...

Sevgiler o yana...

Ozgur dedi ki...

Ege'nin annesi, hemen bir örnek vereyim. Ben Ela doğmadan doğunca beraber yatarız diyordum. Sırf bu yüzden evlenirken dev bi yatak almıştık. Sonra doğunca okuduklarımdan tırstım, hiç koynumda uyutmadım. Yattığında uyuyamadım. Sonra sonra büyüdükçe gündüz uykularında beraber uyumaya başladım ama suçlu hissederek. Sonra bir gece koynuma aldım. Şimdi belki de beraber uyumak en doğrusu diye düşünüyorum. Yani fikirler sürekli değişiyor. Yaşadıkça ve okudukça...

ElfAna dedi ki...

Dolap konusunda ben soyle bir cozum bulmustum: Giysi dolabinin aski borusunu iki katli yaptirmistim. Alt kattan Alpi diledigi giysisyi secip giyebiliyordu. e yaklastik hala da pek memnunuz bu secimden tavsiye ederim.

yeliz dedi ki...

ela = arca sadece 2 ay farkla:=)
ha bi de pipi farkı var (ay çok ayıp yeliz!!!) ben de bugünlerde arcanın odasına takmış durumdayım. kendimize göre yaptık, mesela bizim gardrob yok, ama gömleklere lazım. ve arcanın da yakında kendi kendine giyinip soyunacağını düşündüğümden ben de onun boyuna göre bişeylere bakınıyordum:) bi de pzt sendromunu arca yaşıyor:) onlar da insan , küçük insanlar:) yaz özgürüm, senden kopyalar çekmem lazım.

banu dedi ki...

Ozgur,

Birkac gun once tesadufen kesfettigim blogunu okumaya ve Ela'nin resimlerine bakmaya doyamadim. Ela cok guzel, sana cok benziyor. Aslinda gariptir, benim Eylul'ume de benziyor:) Eline emegine saglik..

B.

Evren dedi ki...

Hic uzak degil. Yataklari yere indirince anladik ki engelleri biz oluşturmuşuz gerek kendi zihnimizde, gerekse fiziksel olarak. 4 ay olacak nerdeyse, hala hicbir problem yasamadik. Kendi kendine ya da bizimle yatacak diye bir sınır da koymadık. İstediği gibi yatıyor. Çoğunlukla gecenin ikinci yarısında bizim yanımızda; bazen de kalkıyor ama gelmiyor, yatağında uyuyor yine.

Uzun konuşmalar bizde de var, kitaplar okunuyor, bir sürü şey anlatılıyor ama biz henüz anlayamıyoruz. Bu hallerini çok seviyorum, çekeyim istiyorum ama onun bu kadar doğal ve içten davrandığı anlarını bozmak istemiyorum.

Bence de tartışmak iyidir, güzeldir. Herkesin degerleri farklı, saygi duymali ama bu tartismaya engel olmamali. Elestiri, ozelestiri gercekten onemli... Şahsen benim için yaratıcı olması, zeki olmasından daha önemli --etrafımız gereksiz işler yapan süper zeki insanlardan geçilmiyor! Hayatı kendisinin keşfetmesi onun için hazırlanan aktivitelerden daha iyi diye düşünüyorum, etrafındaki şeylerle olan ilişkisi onu 'sahip' veya 'kullanıcı' konumuna sokmasın, o birşeylerin yaratıcısı olsun istiyorum. Sonra aferin için, bizi veya öğretmenlerini mutlu etmek için değil de kendisi istediği için yapsın, tutkularının peşinden özgürce koşabilsin istiyorum. Ama en önemlisi de dünyaya, çevresine ilgi duysun istiyorum; bence bu, mutlu olmasından daha önemli. Zaten etrafındakilerle ilgilenmeye başlarsa huzursuz olması daha olası :) Can Yücel'in Alkış ve Yuha şiirinde dediği gibi:

"her alkışa bir yuha
17 aylık oldu ali bey ve benim torun
rüzgarı alkışlıyor
tutulan bir gümüş balığını alkışlıyor
önüne konan karpuzu alkışlıyor
kendi sesini alkışlıyor
dileğim o ki:
büyüdüğünde de çevresinde er geç dönecek olan boklukları da
aynı heyecanla yuhalasın yeri göğü inletircesine!"

Bütün bu dileklerim için sanırım önce benim bu şekilde yaşamam, dayatılan çocuk merkezli hayatı reddedip iplerimi koparmam ve hayatın içine dalmam gerekiyor ama nasıl???

olmadık işler peşinde dedi ki...

Aferin Ela'ya:) bence bir çok konuda önden gidiyor. maşallah kuzuya:))

Ozgur dedi ki...

ElfAna çok iyi fikir, yazdım aklımın bir köşesine...

Yeliz'cim, ne çabuk büyüyorlar di mi...

Teşekkürler Banu:)

Ozgur dedi ki...

Yorum değil yazı olmuş Evren:) Toparlayabilsem ben de yazmak istiyorum.

Du bakalım:)
Sevgiler...

Teşekkürler OIP... Sakin sakin huzurla gitsin de, sağlıkla... Di mi ama.

Evren dedi ki...

Ozgur, yazi olmus di mi; kusura bakma ya!
Neyse, sen yaz da, biz de yazalim sonra.
Sevgiler...

Evren dedi ki...

Basliga bakinca tekrar, yabancilastim simdi. Ciftliginde Ali Baba'nin yazisinin altina demec vermisim resmen. Hahaha ;)

Neden kimsenin takip etmedigini anladim ama simdi. Benim bu yazilarim ve yorumlarin uzunlugu sinir bozucu oluyor tabii. Neyse. Sevgiler Elos'a! "Av avini yerim, cok seker" diye klasik bir yorum birakayim da toparlayayim bari :) Yok seker hakikaten, YavruSu sarkilara eslik ettiginde yiyesim geliyor ;)

Ozgur dedi ki...

Evren, olur mu çok güzel olmuş anlamında dedim. Ne kusuru. Sadece aşırı yorgunum diyeceklerimi toparlayamadım, sakin zamanımda yazı yazayım demek istedim. Demek ki hakkaten yorgunum ters mi anlattım yoksa?

Ozgur dedi ki...

Ver demeç ver, ben takip ediyorum seni. Nurturiada da okuyorum çok faydalanıyorum. Delisin:)

Evren dedi ki...

Ozgur sagolasin! Yok ben yorulmusum esas; sen gayet samimi anlatmissin :)
Tesekkurler!

Ozgur dedi ki...

Banu sen misin?
(Geç düşen jeton... Bana Eylül'ün fotolarından yollasan ya. ozguranne@gmail.com... sevgiler.)