7 Mar 2010

Hafta Sonunuz Nasıldı?


Stres yaratan bir yanı vardır bu sorunun. İşe gidersin, hafta sonu naaptın? "Kayağa gittim", "Fransa'da akşam yemeği yiyip geldim", "yüz metre rekoru kırdım", "Ağrı dağına çıktım, Everest haftaya kısmetse" gibi yanıtlayasın gelir. "Hiiçç yattım öyle evde" dersin bazen. Ela doğalı beri sahiplenmediğim bu yanıtın aslında nasıl da bir özleme dönüştüğünü düşünüyordum tam. Toplanacak ortalık, temizlenecek oda, yıkanacak çamaşır, toplanacak mutfak var. Önceki haftasonlarına göre görece iyi geçmesine rağmen nedense enkaz gibi hissediyorum.

Şu anki halimin nedenleri belli. Diş çıkarıyoruz, uykular eh işte. Diş çıkarıyoruz, iştah eh işte. Gece uyuduğum saatler arası uzun zamandan sonra ilk kez derin uyumuşum. 2-5 arası ama derin. O da bana uyumadığım uykuları hatırlattığından daha bir uyku heveslisi olmuşum. Üstüne uyanınca aninden üşümek gibi garip bir hal gelmiş başıma, kansız mıyım yoksa? Üşümeyen kişiydim ben noldu. Üstüne bizim kız bugün yolda yürürken düştü ve dudağı patlattı. Çok rahat ve sakin davrandım diye kendimi tebrik etsem de halime bakınca aslında bu durumu kanlanan montu soğuk suya bastırdığım gibi içerlerde bir yerlere bastırdığımı, fena halde stres olduğumu anlıyorum. Zaten ben galiba rahat anne filan değilim. Olduğumu sanıyorum sadece ama ı ıh. Dahası olmak istiyorum. Aslında ben arkamda özgüranne mi ay o ne geniştir, ne rahattır, ne gamsızdır, ne tembeldir, böyle hiiç kasmaz ama yapıverir, hep dört ayak üstüne düşer, Ela zaten melek bebek filan desinler istiyorum. Ne yazık ki bu doğru değil.

Çay yapsam keşke. Ama üşeniyorum tek başıma şimdi. Hava da buz. Sondan başlayalım. Bugün öğlen güneşi gördük hemen hop dışarı. Hava çok ama çok soğuk olmadıkça çıkıyoruz zaten. Ben çıkamazsam bakıcı abla çıkıyor. Bu hafta güya evden çalışmakla beraber 4 öğlen dışardaymışım. Ela ile hiç çıkmadım. Onun hevesi de vardı. Dün hava ciddi soğuk olunca bugüne kaldı. Teyzesi ben Ela çıktık, parka gittik. Salıncaklarda sallandık. Kaydırağa beraber çıktık ve kaydık... (Ela kaydı ben merdivenden geri indim) Pek güzeldi. Sonra biraz daha dolaştık yürüdük. Sonra Ela yürümek istedi. İndirdik. Yolda yürümeye başladık üç hanım. Ela kamyonunu istedi, çıkardık. Ela teyzesinin elinde, öbür elinde kamyonun ipi, biz önde kamyon arkada yürüyoruz. Yürüdük, geri dönerken ne olduysa (El tutmak istemiyo bizimki. ) eli bıraktı, kamyona mı takıldı, göremedim. Pat yerde. Kanıyor, gördüğüm kan. Aldım bakıyorum, açmak istemiyor ağzını. En sonunda otuttum yandaki bir duvar üstüne ağzını açtım. Dişlere bişey oldu sandım ama dişler sağlam. Dudak patlamış. Üst dudak yara. Çocuk tabi düşe kalka yürüyecek filan diyorum, kardeşim perişan oldu. Baktık, doktora gitmeye gerek yok. Eve gittik. O arada sustu ama çok kanadı. O kanları görmek insanı üzüyor. Eve geldik temizlendik filan. Kötü değil. O uyurken kardeşimle geçmişimizdeki acılı düşüşleri gözden geçirdik.

Sonrasında sevimli yavrum uyandı. Oyunlar oynadık. Taklitçi bi zihniyetim ben. Kimden ne duysam hemen uyguluyorum. Geçen ilkay sabunlu su balonlarından bahsetmişti. Cuma günü pazarda görünce almıştım. Onunla oynadık bol bol. Baloncukları yakalamaya çalışıyor Ela. Sonra pazardan bi de şu manyetikli tahtadan aldım. Biraz çizdi etti, fena değil. Bir sürü kutu buldum evde, onları içiçe koymaca oynadık. Kutulardan biri (ikea ampul kutusu) ile sevgilinin saat kutusunu bileştirip içine bir rampa yapıp, topu koy, öbür yandan düşsün benzeri bi düzenek kurduk. Öyle oynadık. Yavrusu ve Evren'den aldığımız ilhamla çamaşır sepeti sürüklemesine oyuncak ayıyı, aslanı, mikiyi, kurbağayı, ve dev köpeği dahil ettik. Dolmuş yaptık evin içinde.

Dün pişirdiğim yemekleri mırın kırın yedi. Yalnız akşam bizim salataya dadandı. Bir kaç şeyi çok istiyor bugünlerde. Zeytin, salata ve kaşar peyniri. Her zaman çok sevdiği yoğurdu ise benimle yemiyor, anlamadım neden.

Parkta bir olay oldu bugün. Bir çocuk balonla oynarken Ela şöyle bir baktı. Annesi de kardeşle paylaşalım diyerek alıp Ela'ya verdi. Bu defa veren çocuk ağlamaya başladı ve kendimi çok kötü hissettim. Annesi ama paylaşman lazım filan derken çocuk ağlamayı sürdürdü. Neticede o da küçük, henüz paylaşmayı öğrenme zamanında değil kanımca. Ben "verin isterseniz balonu" dedim. Bu defa Ela mızlandı ama dikkatini çeken çok şey olduğu için unuttu. Anneler böyle işlere karışmamalı. Bir de çocukları büyükler için geçerli kavramlarla değerlendirmemek lazım. Belirli bir yaşa kadar, hepsi bencil, hepsi benmerkezcil. Doğal olan bu. Önce "benim" duygusunu sindirecek ki "senin" gelsin.

Sonra... Burnu tıkanıyor arada. Zorla serum fizyolojik koydum burnuna. Sonrasında bir çalım giderek Tim Seldın'ın "Harika çocuk nasıl yetiştirilir" kitabını okumaya başladı. Çok gülesim geldi. O kitabı çok seviyor, resimler filan çok güzel. Öğrenip bana anlatacak bilmiş. Bugünlerde kitapları okuyup cümleye benzeyen sesler çıkarıyor. Parmağıyla gösteriyor ve bir şey söylüyor. Sanki konuştu konuşacak gibi. Videoya çektik bazı yerlerini. Bir kaç güne koyarım belki.

Bir sürü komik şey oldu, aha bunu bloga yazmalıyım dediğim ama hepsini unuttum. Aklıma gelirse gelir eklerim artık...

Bugün oturağa çiş yaptıktan sonra, illa adaptörü istedi biraz da normal tuvalete oturdu Ela. Bi de şu don şeklindeki bezlere bayıldık. Alıştırma kilotu denedik ama sanırım biraz erkenmiş. O giyilebilir olanlar çok pratik ve sevimli. Tavsiye.








9 yorum:

saricizmeli dedi ki...

Çok geçmiş olsun öncelikle.
Üstün Dökmen bir kitabında, çocuğunuzun ayısını paylaşmasını istemeyin. Siz arabanızı arkadaşınıza veriyor musunuz? Ayı da onun için çok kıymetli demişti.
Ben de not etmişim bir yerlerine beynimin. Sen anlatınca aklıma geldi.

zeynep dedi ki...

Beril'de Tim Seldin kitabını çok seviyor, kendi kitabı sanıyor:)

Ayşe dedi ki...

cok gecmis olsun. hani piknige giderken kullanilan donan mavi buzlar vardir, buz degil tabi de, ice pack...
onlarin boyle jel gibi olanlari var. Onlardan alsana bulursan, boyle dudak kanamalarina falan iyi olurlar, bi kere kardes hanima olmustu, iyi gelmisti...

gecmis olsun tekrar... bu arada saclar uzamis iyice...
opuyorum.

Ozgur dedi ki...

Teşekkürler Sarıçizmeli. Çok haklı. Bu benim tanımadık annelerle ilk karşılaşmam oluyor. Bi de böyle bir durumda ne yapmalıyız biri onu yazsa...

Zeynep, resimler filan çok güzel. Aynen:)

Ayşe doğru diyosun. Aslında evde var onlardan, buzlukta duran. Hiç aklıma gelmedi, yazayım bir köşesine.

Bu arada aspirin kan lekesine birebir. Bu vesileyle söylemiş olalım.

yeliz dedi ki...

çok geçmiş olsun.
ben de cool mummy olmak istiyorum ama kanımda yok olamıyorum! ben de taklitçiyim oyun konusunda çünkü galiba bende yaratıcılık yok:( arca da anne işte kitabını kendi kitabı sanıyor. off ne çok ben de oldu:) birbirlerimize benzer mi olduk ne:)
sevgiler

Evren dedi ki...

Ela'ya geçmiş olsun! Muhtemelen ondan çok sen paniklemişsindir ya, sana da geçmiş olsun.

Hehe, dolmuşçuluk fikri de güzelmiş. "Rica etsem şu parayı uzatır mısınız", "ama bu para uzamaz ki" gibi geyik replikler de eklenip kendi çocukluğumuza da bir dolmuş seyahati yapabiliriz bu vesileyle; deneyelim yarın tez elden biz de ;)

Ozgur dedi ki...

Teşekkürler Yeliz'cim. Evet ya işte benziyoruz, benzerimizi seviyoruz biraz da:)

Evren, biz sizden, siz bizden ne iyi oldu bu karşılıklı oyun fikri... :)

Seyhan dedi ki...

Çok geçmiş olsun bal dudağa çok üzüldüm

Hülya'nın Tuna'sı dedi ki...

hay allah. kötü düşmüş geçmiş olsun. işin içinde kan revan oldu mu cool olmak çok zor. tuna 2 kere çok fena düştü. birinde aynen ela gibi üst dişler dudağı yardı. 1-2 gün ara ara kanadı. lasonil falan da sürülmiyor ya ağza, çok fena.
birinde de koltuğun tepesinden parkeye yüzükoyun kapandı, nefessiz kaldı 1-2 saniye korkudan. evde yalnızdım ve panik yaptığım anda ikimiz de hastanelik olurduk sanırım. önce uzunca bir süre ağlayıp korkusunu yaşamasına izin verdim. sakinleşince doktoru aradım rahatlattı beni.
klişe olacak ama hakkaten düşe kalka büyüyecekler. anatomileri nasıl ilginçse o kadar düşmeye bir şey olmuyor. biz o kadar düşsek kırıklarımız eksik olmaz.