24 Mar 2010

Televizyon İzletmeyin. İzletmeyin. İzletmeyin...

"TV’nin bebek gelişimini nasıl etkilediği konusunda yapılan araştırmalar TV’nin sakıncalarını net şekilde ortaya koymuştur. Örneğin, 2007 yılında Journal of Developmental Psychology’de yayınlanan bir çalışmaya göre, 8-16 aylık dönemde bir bebeğin TV seyrettiği her saat başına 3 yaşındaki dil becerisinin 6-8 kelime daha geri olduğu gösterilmiştir. Ayrıca TV’ye maruz kalan 12-36 aylık çocukların hafıza, dikkat ve odaklanma becerisi bakımından TV’yle tanışmayan çocuklara göre dezavantajlı olduğu bulunmuştur. The Archives of Pediatrics dergisinde 2010 yılında yayınlanan bir çalışmada ise haftada birkaç kez dvd izleyen ve hiç izlemeyen çocuklar karşılaştırılmıştır. Bu çalışma ise, ne kadar erken yaşta dvd izlemeye başlanırsa ilerleyen dönemde kelime hazinesinin o denli geri kaldığını göstermiştir. Bu araştırma sonuçları doğrultusunda Amerika’da “The Baby Einstein Company” e açılan davada, şirket dvd’lerin çocuk gelişimine katkı sağlamadığını kabul etmiş ve müşterilerine para iadesi yapmıştır. "

21 yorum:

yeliz dedi ki...

evet tv nin karşısına oturtulmamalı! peki bilgisayar hakkında benzer araştırmalar var mı özgürüm? arca bilgisayar hastası. karşıdan bakıyor ama bi versek geri alamayacağız. bilgisayarın tv de farkı var mı ki?

Ozgur dedi ki...

Yeliz,
O konuda araştırma bulamadım ama eğer bilgisayardan bişi izliyorsa zararı TV ile aynıdır diye düşünüyorum. Biz bazen babysmash programını açıp tuşlara basıyoruz o zaman bana standart fisher price oyuncağına dönmüş pc gibi geliyor. TVden farkı etkileşim olması. Dokunması. Yani sadece 2 duyu çalışmıyor. Ama bunların hepsi akıl yürütme. Bilmiyorum.

Arada pcde hayvan resimlerine bakıyoruz. O da kitaptan bakmak gibi diye düşünüyorum da... düşünüyorum işte.

Defnenin Annesi dedi ki...

Ben kesinlikle bebeklerin ve cocuklarin (0-3yas) televizyon izlemesine karsiyim. Ama türkiyede ne yazik ki bir cok anne ve baba cocuklarini tv karsina oturtuyor. Hatta dizi falan seyrettiriyor. Egitimsizlik diye düsünüyorum. Biz televizyonu müzik dinlemek icin aciyoruz genellikle. Ama su radio kanallari. Ve haftada 2-3 kare 15dakika Dora seyrediyoruz. Ama tamamen bütün hareketleri yaparak ve birlikte.

3 yasindan sonra günde 30dak normal diye düsünüyorum. Sonucta trafikte tehlikeli ama hepimiz araba kullaniyoruz ve sokaga cikiyoruz. Ama secmeyi ögrenmeli. Yani televizyonu acmadan önce neyi seyredicegini bilmeli ve ardindan kapatmali diye düsünüyorum. Ben defne'yi böyle büyütmeyi düsünüyorum.

Mesela almanya ev ödevi olarak bize 1 hafta boyunca haberleri seyretmemiz verilirdi. Ama türkiyede böyle bi ödeve kesinlikle karsi cikardim. Alman haberli saat 20:00da basliyor ve sadece 15dakika sürüyor. Keske türkiyede böyle olsa...

Ayşe dedi ki...

evet dogrudur, ben de bir suru arastirma okudum bu konuda. simdi hepsini yazarsam biraz sıkıcı olabilir. Ama kisacasi yabancilasmadan (alienation), obeziteye, gec konusmadan, okuma/tanima bozukluguna kadar bir suru etkisi var.
surada ufak bir ozet var, buyrunuz:
http://www.eurekalert.org/pub_releases/2005-07/jaaj-thn062905.php

Hülya'nın Tuna'sı dedi ki...

kesinlikle sana katılmakla birlikte ekleme yapayım. tuna mesela tv'de gördüğü bazı tanıdğı şeyleri gösteriyor adını soruyor. kısa sürede tvden sıkıldığı için çok kontrol etme gereği duymuyorum. diğer aktivitelerine de sekte vurmadığından bizim için büyük bir tehdit gibi hissetmiyorum. ama bir çocuk tüm gün tv'ye emanet edilir de günlük aktivite sıfıra inerse alarm verilmeli. zira o çocuk edilgen olmayı karakteri haline getiriyor ve günlük işlerini dahil her şeyi başkalarının yapmasını istiyor. bence bir çocuk özbakımında ne kadar erken bağımsızlaşırsa özgüveni de o kadar yüksek oluyor.

Ozgur dedi ki...

Defnenin annesi, 3 yaşından sonrasına daha çalışmadım, ordan soru çıkarsa bişi diyemem:)

Ben eğitimsizlik diye düşünmüyorum. Bana daha çok bilim yerine başka bir şeye inanmak gibi geliyor. İçgüdü de değil. İnanma isteği gibi çünkü TV öyle büyük kolaylık ki insanın "zararlı olacağına inanası" gelmiyor. Çocuk da gülüyor filan. Çocuğa dondurma ver yine güler. Ama işte insan inanmak istiyor. TV izlemek zevk, insan başından ayrılmak istemiyor. Kendimden de biliyorum Ela ilk doğduğunda emzirirken dizilere sardırmıştım bi ara.

Eskiden alkolü ilaç niyetine içiyorlarmış.

Eğitimsizlik değil. Başka bir şey ama nedir bilmiyorum. Belki çevredeki herkesin öyle yapması, belki yorgunluk, belki kolaylık...

bilmiyorum.

Ozgur dedi ki...

Ayşe, sen yaz ne olur:)
Sıkıcı olmaz. Hatta bana yollasana makaleleri ben elimden geldiğince çevirip koyayım siteye.

Bir sürü anne çocuğumun zeki olması önemli değil filan diyor. Sanki Tv izleyenler matematikte 45 net yapacak da izlemeyenler 50 yapacak aman boşver durumu. Oysa zihin gelişimi bu. Bin tane bağlantısı var.

Teşekkürler link için. Uzman sensin belki sana inanırlar:)

Ozgur dedi ki...

Hülya'cım ben demiyorum, bilim diyor:)

Bütün gün izletmek saçmalamanın sonu. Doğurma kardeşim o kadar rahatına düşkünsen. Ama günde bir saat izletmek de zararlı kanımca. Bazı faydaları var gibi gözükse de zararı daha fazla. Neticede kimin evinde ne yaptığını bilmek mümkün değil. Ufacık çocuğa rakı içiren de var. Biz bişey diyebiliyo muyuz, yoo.

Herkesin kendi vicdanına bırakıyorum.

Ayşe dedi ki...

egitimsizlik mi degil mi konusunda nacizane bir iki fikrimi soyleyim.
sosyo ekonomik durumu (SED diyelim kisaca) daha iyi olan ailelerin (yani iyi is, iyi egitim, iyi maas olarak olculuyor) cocuklari SED daha dusuk olan cocuklara nazaran daha az TV seyrediyorlar. Ayrica yuksek SED ailelerin ve dusuk SED ailelerin TV'yi kullanma sekilleri daha farkli. Yuksek SED aileler egitim amacli kullaniyorlar ve cocuklarini bu arada gozetliyorlar (supervise ediyorlar yani), diger aileler TV'yi biraz vakit gecirme amacli kullaniyorlar. Ama onceki yorumda dedigim gibi erken yaslarda "big no no" gibi algilaniyor bilim camiasinda.

Defnenin Annesi dedi ki...

bu aralar almanca bir kitap okuyorum "egitimde yapilan yanlisliklar" diye. Ordada bu konuda bir arastirma yapilmis ve türkeye son sirada :-( zaten son siralardakiler akdeniz ülkeleri.
Ayse'nin yazdilarinada katiliyorum. Bi önceki yorumumdada yazdigim gibi cocuklara secme bilincini asilamak gerek. Elbette birgün televizyon seyredicekler ama secici olmalilar ve herseyi seyretmemeliler. Sonucta disarida yapilan aktiviteler ve oyunlar daha zevkli. Eger bu konuda bir eksiklik varsa cocuklarda tv seyretmek zorunda kaliyor. Bence türkiyede o yüzden bu sorun bu kadar büyük. Yurt disinda cocuklarin hemen hemen hepsi bir spor kulübüne üye. Dogduktan hemen sonra yüzme derslerine baslaniyor (türkiyede malesef yok). Amerikadan cok örnek aliniyor ülkemizde, o yüzden su spor yapilan cocuk kulüpleri falan var ama ben bunuda dogru bulmuyorum, tabi buda baska bir konu. Cocuk egitiminde sanirim avrupayi örnek alsak daha iyi olur.

Ayşe dedi ki...

secme bilinci onemli evet. cocuklarla mantik yuruterek iletisim kurmak onemli sanirim. (Burada ben anne falan degilim, sadece bu konularin uzmani sayilabilecek cok okuyan bir sosyoloji doktora ogrencisiyim).

Yani, "bu seyretme, bunu yapma" diyecegimize, "bu seyretmeyelim cunku......" demek sanirim daha dogru. Cunku "niye seyretmeyeyim, sen seyretme dedigin icin daha bi dikkatli izleyecegim" gibi bir tepkiyle de karsilasmak mumkun...

Simdiki cocuklarla bunu yapabilmek biraz daha zor sanirim. Oyle bir dunyaya doguyorlar ki, butun but uyaranlara karsi koymak gercekten cok zor olsa gerek.

irem dedi ki...

Evet bence de izletilmemeli, ama ben mesela cocuguna gunun cogunda tek basima bakan bir insan olarak, bazen cizgi film izletiyorum. bunun sebebi de evde donmesi gereken bazi islerin olmasi. Ev islerini minimuma cekmeme ragmen en azindan aksama karnimizin doymasi gerekiyor ve ben de herzaman olmamakla birlikte oturtuyorum. annelerin tercihi, benimki biraz ondan biraz bundan stili.. valla biz tuvalete de beraber giriyoruz, kesin bu da bilimsel olarak zararlidir ama biz artik alistik bilime yari muhalif yasamaya..ben yapiyorum dogru diye birsey yok, yapabilenlen anneleri kutluyorum. neyse simdi bir kardesimiz daha geliyor artik kizima interaktik bir oyuncak olur diyorum..
sevgiler

Ozgur dedi ki...

Ayşe çok teşekkürler bilgiler için...

Ayşe dedi ki...

reca ederim.

Ayşe dedi ki...

cok konustum biliyorum ama naapim konuma degindin...

Yeliz'in sorusunu dusundum de, evet benzer arastirmalar var. Genelde yine obezite, siddet egilimi gibi outcome measurelar kullanilmis.

Bu arada sanirim Youtube'da gormustum. Iphone'da bubble wrap patlamaca oyunu varmis sanirim, onu Iphone'da yapabilen ufak cocuklar (yaslarini hatirlamiyorum), gercek bir bubble wrap verilince yapamiyordu.

Bu konularda yas cok onemli, makale okurken hangi yas grubunu calistiklarina dikkat etmek gerekiyor.

Tabi ne kadar kacabiliriz, o baska bir konu.

zehra dedi ki...

Verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ederim.Bu benim de üzerinde en çok düşündüğüm konuydu.Yalnız bir şeyi merak ediyorum.Eşim işinden gelinceye kadar evde televizyon kesinlikle açılmıyor ama o geldikten sonra haber ve benzeri programları izlemek için açıyor.Bu arada kızım babasıyla vakit geçiriyor.Biz onun televizyon ekranına bakmasına izin vermiyoruz sadece sesleri duyuyor.Bunun bir sakıncası olur mu??Bir bilgisi olan var mı??

Ayşe dedi ki...

Zehra hanim,
bu konuda bir bilgim yok, ama fikir yurutebilirim. Turkiye'de malesef haberleri cok dramatik veriyorlar, saniyorsunuz ki dunyanin sonu gelmis. Ekrana bakmasak bile cocuk filtresinden gecirilmemis sesler, konusmalar olabiliyor. Acikcasi boyle seyler beni cok rahatsiz ediyor, seyretmeye dayanamiyorum Turkiye'ye gittigim zaman... O yuzden ben istemezdim cocugumun sesleri duymasini, ama tabi bu konuda akademik bir calisma okumadim, etkilerini bilemiyorum.

Ozgur dedi ki...

Ayşe gerçekten çok ama çok teşekkürler. Aslında ben seninle bir röportaj yapıp onu bloga mı koysam:) Uzmana sorun:)

Sosyoekonomik durum ve eğitimin bu kadar etkili olduğunu bilmiyordum. Ama doğrudur tabi.

Defnenin annesi, bilmiyorum spor meselesi mi bu. En azından 0-3 yaş dönemi için sorunu çözmez gibi. O dönemde anneler neden izlettiriyorlar. Genelde duyduğum evde olan annelerin daha çok izlettiği. Bütün gün çocukla beraber zaman geçirmek çok zor olabiliyor. Eşim yurtdışında olduğundan (3 ay) annemin olmadığı zamanlarda çok zorlandım.

Azı dişi çıkar, gece uyumaz, sen uykusuz, o uykusuz. O cin, sen perişan, sabah 6da kalk, aynı döngü, öğlen uykusu uyumasın üstüne. Pestili çıkıyor insanın. Sadece o da değil, temizliği var, yemeği var.

Yani bir dereceye kadar empati kurabiliyorum. Ama ayda bir yapmakla, her gün düzenli yapmak farklı.

Zor işler.

Bence ülkemizde garip bir direnç var. Neden bilmiyorum. TV bağımlılığımız ABDyi geçmiş olduğu için belki.

Ozgur dedi ki...

İrem, tuvalete beraber girmek bilimsel açıdan faydalı, bence devam edin. Hatta, kaç aylık bilmiyorum ama siz otururken onu da oturağa oturtun.

Mystic dedi ki...

ah ah... televizyon ne beter bişi.. pedagoga sordum, 2 yaşa kadar asla dedi. Gel gör, başta kocam, bir de bakıcı açıyorlar. Ben evdeyken, kızımı alıp odasına gidiyorum da. Özellikle bakıcıyı ara ara uyarmama rağmen, eve geldiğimde kapalı TVnin açılışında hep babytv'ye rastlıyorum. Bir gözüm görecek, bir kulağım duyacak da; nereye kadar...
yarama öyle bir parmak oldu ki bu konu... off offf..

Karan'ın Annesi dedi ki...

Evde ana haber bile izlemiyoruz ama akşamlar az da olsa Dora Diego olabilir. Şiddet ve öfke uyandıran yayınları yüzünden cartoon networkü bile şifreledim. Bakıcı da açmasın istiyorsanız onaylamadığınız kanalları şifrelemeyi öneririm. Bence çocuk kaç yaşında olursa olsun hayatındaki aktivite çeşitliliği önemli. Hiç durmadan puzzle yapsa yine geri kalır çocuk. Baby Einstein vs türlerine hiç girmeyeceğim bile. Ekonomik düzeyi düşük insanların çocuklarının daha çok sokakta parkta oynadığına inanıyorum ayrıca. Yeşil yeşil sümüklerini çeke çeke, 3C havada ter ve neşe içinde oynayıp sağlıklı ve sosyal oluyorlar. Eğitim düzeyine göre değil de ekonomik düzeye göre değişiyor durum bence yani. Herşeyin dengeli, seçilerek, ve sevgi ilgi katılarak yapılmasından yanayım, ister Wii'de falan oyun oynamak olsun ister Baby tv de beraber bir yayın izlemek.