30 Mar 2010

Televizyon Neden Kötü Bir Bakıcıdır?

http://www.babyzone.com/toddler/toddler_development/toddler-week-by-week/article/clever-toddler-weeks-65-66

Aşağıdaki yazı baby zone'dan gelen bir e postanın tarafımdan hızlıca çevirisidir. Çevirmen değilim, hatalı olabilir. Düzeltme önerilerini sevinçle karşılarım...

Televiyon Neden Kötü bir Bakıcıdır?

Siz akşam yemeğinizi yerken, son bir e-posta gönderirken ve bakıcınızı ararken çocuğunuzu oyalamak için sağlam bir yol. Ancak araştırmalar televizyon ve DVDler karşısında fazlaca zaman geçirmenin, çocukta dikkat problemleri yaratabileceğini gösteriyor. İşte bazı gerçekler ve alternatifler..

Bebeğinizin Beyni: 65. ve 66. haftalar…

Bugüne kadarki anababalık kariyerinizde, mutlaka şu mesajı aldınız: Bebeğinizin beynini nasıl uyardığınız onun gelişen zihnini etkiler. Uyaran şekli (kitaplar! Müzik! Sohbet!) ve sıklığı (çoktur, umarım) miniğinizin deneyimlerini derinden etkiler ve öğrenmesinin ve gelecekteki hayatının temelini oluşturur.
Gerçek hayat, çocukların televizyonda gördüğünden çok daha yavaş akar. Televizyonda hızlıca değişen resimler, sahneler ve olaylar vardır. Yakında daha fazlasını öğreneceksiniz ki, bu yaştaki çocuğunuz ekranda gördüğü herşeyi kopyalama kabiliyetindedir.

Dolayısıyla konuşan temizlik aletleri, özenle hazırlanmış kuklalar ve karton tavşanlar bebek ve çocuklar için (dört saatlik uykuyla ayaktayken sizin için de) son derece ilginç olsa da, televizyon ve DVDler aşırı uyarıcı olabilir. Peki bu durum çocuğunuzu uzun vadede nasıl etkiler?

Araştırmalar Ne Gösteriyor?

“National Longitudinal Survey of Youth” araştırmasında 12700 çocuk doğumdan 22 yaşına kadar takip edilmiş. Ebeveynler ve çocuklarla her yıl ya da iki yılda bir mülakatlar yapılmış.

TV/DVD araştırmasının amaçları açısından, araştırmacılar yedi yaşındaki çocuklara dikkate bağlı sorunları açısından odaklanmış. Aşağıdakileri de içeren (hiperaktivite göstergesi olan) karakteristikler:
• Konsantrasyon güçlüğü
• Düzenli takıntı
• Kolayca kafa kafasının karışması
• Yerinde duramazlık
• Dürtüsellik.
• Impulsiveness

Bir yaşında günde ortamala 2.2 saat ve üç yaşında ortama 3.6 saat TV izleyen çocukların yüzde onunda yedi yaşında dikkat problemleri gözlenmiş. TV ve DVD izleme süresi (bir yaşında ve üç yaşında) arttıkça, yedi yaşında görülen dikkat bozukluğu yüzdeleri de artmış. Çocuklar bir-üç yaşlarında ne kadar TV ve DVD izlerse, yedi yaşında dikkat problemi yaşama ihtimalleri de o kadar artıyor.

Amerikan Pediatri Akademisi, iki yaşın altındaki çocuklara televizyon izletme konusunda ebeveynlere dikkat etmelerini tavsiye ediyor. Okula başladıklarında görülür hale gelen dikkat sorunları nedenlerden bir tanesi.

Yirmibeş yıl önce ABDli çocukların sadece yüzde yarımı ADDliydi. O zamandan bu yana oran giderek arttı. Araştırmaya göre dikkat eksikliği(ADD) ve hiperaktivite çocukların yüzde 4 ila 12sini etkilemekte.

Peki anne babalar ne yapmalı? Duş almaya ihtiyacınız var ve siz duştayken bebeğinizin TVye yapışmış bir şekilde oturacağını biliyorsunuz, e ne sorun var? Sonra bir telefon açmanız gerekecek, bir email yanıtlamak, oyun grubu için kek yapmak…

Suyu açmadan DVDyi açmak ne kadar baştan çıkarıcı olsa da, onun yerine çocuğunuzu beşiğine oturtup, eline çok ilginç bir oyuncak verebilirsiniz. Çocuğunuz onu keşfederken kendini meşgul edecektir. Telefon açmanız ya da email yanıtlamanız gerekirken de ebnzer bir taktik oynayabilirsiniz. Siz yapılacaklar listenizi oluştururken bazı blokları ortaya çıkarın. (Ve keki çocuğunuz öğle uykusundayken yapın)

Eğer televizyonu ve DVDyi evinizdeki ana yaşam alanından çıkarırsanız daha az açmaya meyilli olursunuz. Sonuç itibariyle bu cihazlar, fazlaca kullanıldığında çocuğunuzun gelişen beynine zarar veriyor.


-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------


Notlar:


Ayşe'nin yolladığı makaleleri çevirecek vaktim olmadı, e postaya da düşünce hızlıca yazayım dedim...

Amacım polemik yaratmak değil, farkındalık oluşturmak. Sen izletme çocuğuna o zaman diyebilirsiniz. Ama ben sadece benim çocuğum değil, bütün çocuklar akıllı olsun, dikkat eksikliği çekmesin, potansiyelini gerçekleştirsin istiyorum.

Yemek yaparken Ela'yı mama sandalyesine oturtup ona neler yaptığımı anlatıyorum, gösteriyorum. Çamaşır asarken bana teker teker kıyafetleri uzatıyor. Yaptığım her iş o olmasa olacağından daha uzun sürüyor ama daha eğlenceli. Ortalık beraber toplanabilir. Elektrik süpürgesini çok ilginç buluyor. Zaten ev işi konusunu iyice bir düşünmek gerek. Hangi işler elzem? Misafir geldiğinde laf edecekse etsin kardeşim, edecekse gelmesin, lazım değil. Çocuğumdan önemli mi?

Çocuğu alıp tuvalete gitmekte bir sorun yok. Hatta büyüdükçe alın onu oturağa oturtun. Siz yaparken görsün. Bağlantılar kursun. Ela çok daha küçükken ben duş yaparken banyoya koyardım bir yandan konuşurduk.

Televizyon ihtiyaçtan değil alışkanlıktan geliyor. Kolayımıza geliyor. Zihnimiz onun getirdiği konfora programlı. Salonumuzun baş köşesinde var. Misafirliğe gidiyorsunuz arkadan sesi geliyor. Kader değil. Alışkanlık... Değişmek mümkün...

sevgiler.

29 yorum:

yeliz dedi ki...

özgürüm, sağol. iyi ki yazıyorsun. açıkçası uyarıldıkları doğru galiba. çünkü bi keresinde uyku saatine yakın, uykusunu getirir mi acaba diye baby tv açtık. cin oldu, 1 saat uyumadı. şimdi tv açık olacak diye tırsıyorum. aynı şey saçını kestirirken de oldu. koyduk mama sandalyesini baby tv nin önüne hipnotize olmuş gibi odaklandı hiç gıkını çıkarmadı, 10 dakkada saç kesildi. ama sonrasında banyo da yaptırdık, yok uyumuyor!
yeğenime annem baktı, o zamanlar kral tv hep açık, duru seyrediyor diye ne seviniyorlardı, cahillik işte. duru çok geç konuştu. hep genlerle alakalı dediler ama tv nin etkisi de vardı bence. şimdi keşke o zamanlar daha çok bu konularda bilgi sahibi olsaymışım da durunun izlemesine engel olsaymışım diyorum. bilgisizlik fena.

Ozgur dedi ki...

Yeliz'cim, neticede çocuk öyle ilgiyle bakıyor ki, araştırmalar olmasa insanın "ne güzel ya" diye inanası geliyor faydasına. Çok kızamıyorum o nedenle. İnsanların çoğu duymamış, doğurana kadar ben de duymamıştım. Ama bile bile yapmamalı. Tvsiz yaşanıyor.

Bi de beni hep şu düşündürüyor. Bunlar araştırmacıların buldukları. Ya bulamadıkları? Kimbilir beyinde neler oluyor. İlk beş yaş o kadar önemli ki... Yani sonradan özel okul filan kasana kadar ilk beş yaşa özellikle odaklanmak lazım.

sevgiler canım.

FADİŞ dedi ki...

Bebeğim doğduğundan beri yanında televizyon açmıyoruz, misafirimiz geldiğinde de televizyon açtırmıyoruz bahanemiz de hazır, bebek özledi sizi, tv ye bağlı kalmayalım, konuşalım, oyun oynasın sizinle. Böylelikle oğluş 13 aylık oldu. Şimdilerde 5-10 dk gibi tv izlemesine izin veriyorum bebek jimnastiği yaparken. Bunun dışında en çok kitap,müzik ve oyuncak var hayatında; bunun da faydasını görüyorum kendi kendine oyun kurmaya başladı Deniz. Mutfakta iş yaparken de ya mama sandalyesine oturtuyorum veriyorum eline bir parça elma hem kemiriyor hem beni izliyor ya da veriyorum eline küçük plastik bir leğen, plastik kaşık, tahta mutfak eşyaları biraz da ceviz, doldurup boşaltıyor kerata leğeni.

MISSRED'S DIARY dedi ki...

Benim de amacım bebeğimi tv'den uzak yetiştirebilmek. Ben değil ama babası tam bir tvkolik nasıl yapacağız bilmiyorum. Evde televizyonun çalışmadığını düşünemiyorum bile. Eşime de sürekli bu konu hakkında yazılar okuyorum, tamam diyor ama ben şüpheliyim. Peki hiç mi seyrettirmiyorsunuz Ela'ya? Mesela siz dizi seyrederken Ela ne yapıyor?

Ozgur dedi ki...

Fadiş,
Bu misafir olayını da anlamıyorum. Tv izleyecekseniz evinizde izlesenize kardeşim:) Neden buluşuyoruz. Hani bebiş olmasa bile:)

Ozgur dedi ki...

Missred,

Hiç izletmiyoruz. Hiçten kasıt. Sıfır. Sadece diyelim annem buradaysa ve haberlere bakmak istiyorsa kısa süreliğine açıyor.

Başlarda Ela küçükken ana kucağını TVye ters çevirip izlediğimiz oluyordu. Nasılsa bakmıyor diye zararı yoktur diye düşünmüştür. Başka bir araştırma bebekler bakmasa bile tvnin sesinin açık olmasının onları etkilediğini gösterdi. Kitubi'de linki vardı.

Dizi derken, ben Aşkı memnuya bakıyorum bi tek. O saatte Ela çoktan uyumuş oluyor. Onun dışında Lost olsun, Fringe olsun downloadla izlediğimizden zamanı bize bağlı. Neticede çocuklar bol bol uyuyorlar. Gündüz 3 saat (14 aylık) gece de 8:30dan sonra yatakta. Bol bol vakit var.

Çocuk sahibi olmak insanı konfor alanından çıkmaya zorluyor. Yemek yapmayı ortalık toplamayı temizlik yapmayı hiiiiççç sevmem. Çatır çatır yapıyorum.

aysema dedi ki...

Yanıt hakkım doğduğu için geldim bak...

Size geldiğimde dünyadan soyutlanmış halde yaşıyorum ben. Belki bir kez açmışımdır o varken, o da çok önemli bir haber içindir. Onun dışında Ela'cığım uyurken açmışımdır, o da sınırlı sayıdaydı zaten . Şikayetçi değilim, iyi ki öyle yapmışız diyorum. Hele de bunları okuyunca çocukları TV'den uzak tutmanın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anlıyorum.

Şimdi izliyor musun dersen, evet,izliyorum. Bir iki dizi(Yaprak Dökümü, Aşk-ı Memnu)ve haber-tartışma programları...

Sevgilerimle, öpüyorum hepinizi...

Ozgur dedi ki...

Evet, annecim, ben de onu demek istedim zaten. Yani kırk yılın başıdır anlamında... :)

Büyükler izlesin zaten canım o başka:)

Annemizi kırmayalım aman:)

Birben dedi ki...

Ben de şunu duymuştum.Ekranda akıp giden görüntüye alışan bebek, okula başladığnda tek bir tahta ve tek bir öğretmen görüntüsünü yavaş ve sıkıcı buluyormuş.Aynı şekilde çok fazla hareket eden,ışık ve ses çıkaran oyuncaklar için de geçerli bu televizyon hadisesi.

Paylaşımın için sağol,çok yararlı bu bilgiler...

Toprak Büyürken dedi ki...

Özgür son yazdığın makalelerden sonra günde sınırlı olarak seyrettirdiğim baby tv ve gece bahçesini de seyrettirmez oldum.Evde yaptığım işlere dahil etmeye çalışıorum eğer kendi oynamak istemiyorsa.Ya da yemek hazırlarken eline bişeyler veriyorum.nohut aktarmaca gibi.Yazılarının devamını bekleriz.Bir kişiyi bile etkilensen kardır.Hatta etkili olsun diye bu makaleleri eşime de okuttum.Artık o da baby tv açalım demiyor.

merve dedi ki...

tavşan avcıları gece çıkarlr ava.ellerinde ki fener ışığını tavşana tuttuklarında tavşan şok geçirir donup kalır.avcılarda zavallı tavşanı vururlar.ışığı gören tavşan şok geçiriyor.kımıldamıyor.ışığın geldiği tarafa bakıp kalıyor.tıpkı tv nin renkli ışıklaırnı görüp kıpırdamadan ona bakan çocuklarımız gibi....

bitanish dedi ki...

merhaba, ben de bebegim uyanikken ve herhangi baska birseyle ilgili iken bile evde tv nin acik olmasini istemiyorum. Bu kuralimiz bazen babaanne ve dede ya da anneanne varken, bazen ayagimda sallarken (uyumussa ama tam dalamamissa tv acabiliyorum) ve her zaman :( haftasonu mac varsa bozulabiliyor. Ama Ayaz'in izlemesine kesinlikle izin verilmiyor. Bu konuda Medya Çağında Çocuk Yetiştirmek seminerine katılan bir arkadaşımın notlarını da daha şimdi blogumda yayınlamıştım. Üst üste gelmiş. Belki okumak istersiniz. Sevgiler Medya Çağında Çocuk Yetiştirmek

Ayşe dedi ki...

aslinda gec saatlerde TV seyretmek bizim icin de iyi degil. Insanin vucut saati uyku hormonu olan melatonini belli bir zaman araliginda salgilamaya programli. TVydi, bilgisayardi, biraz bozuyoruz bu saati. O yuzden insanin bir uyku ritueli olmasi iyi birsey sanirim, isiklari losa yapmak, TV'yi bilgisayari kapatmak (sen yapabiliyor musun diye sormayin, gece saate kadar calismak zorundayim malesef) iyi olabiliyor.

cocuklarin TVye buyulenmis gibi bakmasina gelince, e bakiyorlar tabi, rengarenk parlak, bir suru yeni urun, sarki turku... ama ayni seyi biz de yapabilsek iyi olur aslinda, Ozgur'un dedigi gibi yaptigimiz seylere onlari da dahil edebilirsek ve onlara yaptiklarimizi anlatirsak TV'nin "uyaran" gorevini biz ustlenmis oluyoruz.

Hülya'nın Tuna'sı dedi ki...

özgür anti-tv bayraktarı oldun sanırım :)
araştırma ilginç, sonuçlar karamsar. doğrudur dikkat eksikliğine yolaçıyordur. ama özellikle Türkiye'de senin, benim hayatımızdan o kadar farklı hayatlar var ki... yeşil alan fukarası semtlerde dipdibe apartmanlarda yaşayan aileler, işe gitmek zorunda olan anneler, berbat bakıcılara ya da anneannelere ve dolayısıyla TV'ye emanet edilen bebekler...çok üzücü.

Ozgur dedi ki...

Birben, faydalı olabildiysem ne mutlu bana:)

Toprak Büyürken, dün makaleyi okuyunca sıkıcı ve gıcık olma pahasına yazayım dedim. Ben de endişelendim. Biz arada Ela ile youtube açıp dans ediyorduk, gözü uzaktan takılıyordu. Onu iptal ettik. Yani muhtemelen günde on dakikanın zararı yoktu ama ne bileyim işte. Her şeye dikkat etmeye çalışıyoruz.

Merve, evet "dikkat odaklanması" "attention of focus" deniyormuş o kitlenmeye. Bütün memelilerde varmış. O sırada tavşan ihtimalleri düşünmekten eyleme geçemediğinden kitlenip bakakalıyormuş. Ne acayip di mi... Bizler de kitleniyoruz.

Ozgur dedi ki...

Bitanish,
Güzel bir yazı, okudum şimdi. Çocuklar büyüdükçe medya okur yazarlığı daha da önem kazanacak. 3 yaşına kadar yasak, sonra neler izleteceğiz, nasıl izleteceğiz. Of of...

Ozgur dedi ki...

Ayşe, çok haklısın. Tv tamam da pcnin başından nasıl kalkıcam akşamları onu bilemiyorum:(

Ozgur dedi ki...

Hülya,
Öyle oldu sanki:)

Zaten Ayşe'nin daha önce söylediği gibi ailenin sosyoekonomik düzeyi düştükçe çocuğun TVye maruz kalma olayı artıyor. Araştırma ne diyor, ne kadar TV, o kadar sorun. Bizim eve gelen temizlikçi dayarım biberonu yastığa, koyarım tvnin karşısına gıkını çıkarmaz diyordu.

Beni en çok düşündüren konu bu. Hadi orta sınıf öyle böyle bir yolunu bulur, okutur, dersaneye gönderir, özel ders aldırır, paralı üniversiteye gönderir. Daha alt gelir düzeyinde çocuğun tek şansı var, burs. Kafanın çalışması. TV karşısına koyunca onu elinden almış oluyorsun. Sokaklarda saldım çayıra oynasa çok daha iyi olacak. Kendi kendine takılsa.

Neden sardın dersen... Toplum çok kötüye gidiyor. Yoldaki adama bi laf söylüyorsun anlamadan yüzüne bakıyor. Sanki herkesin zekası kırpılmış gibi. Trafikte rastlıyorsun. Sadece bilmemek, sadece eğitimsizlik değil. Algılayamama var. Eğer bişey yapacaksak 0-5 yaş arasını kurtarmalıyız diye düşünüyorum. Bu işi nasıl yapacağız onu bilemiyorum. En azından çevremizde duyurabiliriz, farkıdalık oluşturabiliriz belki...

Ayşe dedi ki...

sosyoekonomik duzey derken gelir-egitim seviyesi-meslek... yani sirf az para onemli degil. egitim onemli. Bir tanidigimiz vardi, cocuk 1-1.5 yasindaydi, annane-anne-cocuk+ben (oturmaya gitmistim), beraber su gelin kaynana seysini seyrediyordu. Ben ilk defa maruz kaldigim icin ibret icindeydim. Neyse, kiz aglamaya basladi (biraz zor bir bebekti), ama sorun bebekte degil, yeterince ilgi gosterilmemesi ve oyun oynanmamasiydi. O aglamaya basladi, anne avutamadi, bu sefer anne aglamaya basladi. Ben kaldim ortada, bu arada TV devamli acik tabi. Yani demek istedigim, insan zengin olur da farkinda olmaz olayin. Dun bir makale okudum mesela, SED daha dusuk ailelerin sosyal aglarindan faydalanarak cocuklarini bilissel gelisimlerine faydali aktivitelere yonlendirdiklerini yaziyordu (etnografik bir calismaydi)...
Bunu yazdim cunku toplumlarda genelde fakir=cahil/kotu egilimi var, bu ikisini birbiriyle es gormemek lazim...

Tarkanın Annesi dedi ki...

Gerçekten aslında son yazdıkların çok doğru bizler alışkanlık haline getirdiğimiz için biraz da bunlar böyle.
Gerçekten de özellikle reklam ve klip izleyen çocuklarda konuşma zorlukları çekildiği çevremdeki insanlardan da ispatlı bir gerçek. Ben bu duruma gene de elimden geldiği kadar dikkat etsemde çevremdekilere anlatana kadar akla karayı seçiyorum. Yazın içinde çok teşekkürler biz biraz Türk toplumu olarak dürtülerek ilerlemeyi seviyoruz galiba o yüzden birkez daha dürttüğün için sağol.

rukiye dedi ki...

kızım 5 aylık ve tv yi birkaç saniye bile görmesine izin vermiyorum etraftan gelen aman ne olcakmış bizimkiler baka baka büyüdüler laflarından bunalmışken bu yazınız iyi geldi.
ben öğretmenim ve 5 öğrenciden 3 ünün velisine dikkatini toplayamıyor tek sorunu bu diyoruz yani aslında herşey çok açık.çok teşekkürler

fazi dedi ki...

televizyon bebeğini senin elinden alan senin bebeğini senden habersiz dolduran ,donuklaştıran,kendi olmasını engelleyen, beceriler kazanmasını ,uygulamasını ,yaşamasını yok sayan bir durum.Evet katılıyorum sadece benim bebeğim değil lütfen diğer bebeklerin anneleri izletmeyin.Bence bilboordlara asılması gereken toplumun bilinçlendirilmesi gereken bir konu.Doğumdan itibaren tüm doktorların annelere,babalara sıkı sıkı anlatmaları geren bir konu.

Ozgur dedi ki...

Ayşe, çok haklısın. Çok fazla yönü var işin. Para değil, başka bir şey. Kültür işi, önemseme işi, bilinç işi bu işler anlaşılan. Sanırım ben bizim temizlikçi örneğinden yola çıktığım için biraz o yöne kaydım. Bi de sanki parası olan adam bir şekilde kendini kurtarıyor da gerçekten akıllı olup da eğitimsizlik, kötü beslenme gibi koşullar nedeniyle toplumun kenarında kalma halleri var.

Ozgur dedi ki...

Tarkan'ın annesi, çok teşekkür ederim. Ama dediğin çok doğru. Anlatması çok zor. Direnç nerden geliyor bilmiyorum. İnsan sanırım kendi sevdiği bir şeyden, bu kadar rahatına gelen bir şeyden vazgeçemiyor. Bu da fikrini etkiliyor, ne var canım oluyor. Oysa saatler geçiyor. Günde yarım saat haftada 3.5 saat... Anlatması zor. Neyse canım, biz elimizden geleni yapalım da.

Ozgur dedi ki...

Rukiye, teşekkür ederim. Biz baka baka büyüdük mü gerçekten? Ben 30un üzerindeyim. Ben bebekken bir tv vardı evde ama bugünkü kadar yaygın değildi. Gündüz programı yoktu diye hatırlıyorum. Ya da çocukları hedef alan programlar bugünkü kadar değildi. Büyükler bile o kadar izlemiyordu. Son on yılda ortalık coştu.

Bi de yani şunu da anlamıyorum, biz yaptık fena mı olduk zihniyetini. Evet fena oldunuz bakın saçma saçma konuşuyosunuz:)

sevgiler.

Ozgur dedi ki...

Fazi, bence de. Anlatılmalı durmadan...

Ece Nur'un Annesi "Mine" dedi ki...

Bizim kız caıllou çizgi film harıc, tv asla ızlemıyor.Bana da ızletmıyor ki, zaten vaktım de olmuyor malesef, sevmıyorum da tv ızlemeyı.Dizi takıbı yapana kadar, ıkı bulmaca cozerım, kitap okurum daha ıyı.Ama ınternetten uzak duramıyoruz ve Ece her açtıgımda yanımda oluyor.Cunku tum bılgılerım laptop'umda ...
Bu durum da can alıcı.Biz bebekken, komşuluklar varmıs, tv izlemek yerıne, çoluk cocuk doluşup, birine gidilir, muhabbet - oyun eşliğinde akşam edilirmiş.Şimdi kapısını çalıp, gidebileceğimiz kimse yok ki!
Eskiden sadece erkekler çalışırdı, şimdi kadınlar, erkeklerden çok çalışıyor.Kime gideceksin.Çocukların çoğu, bakıcılarına emanet =(
Demem o ki; bu sözü sen ben tutarız ama, kalanı teferruatta kalır :D

Vuslat dedi ki...

Sevgili Özgür Anne, televizyon kounsundaki tutumuna hayran kaldım. Ben kızımı büyütürken televizyondan maalesef soyutlayamadım. Annem ne kadar az seyrettirdiğini söylese de bizim kız gündüz kuşağını bayağı biliyordu. Baba da TV meraklısı olduğu için akşamları da epey dizi seyretmişliği vardır bizimkinin. Bir faydası oldu mu dersen, ne faydası olacak ki...Sonuç olarak çareyi geç de olsa çoğunlukla salonda geçen hayatımızı mutfağa kaydırmakta buldum. Böylece TV seyretmek yerine radyo (tabi ki TRT) dinliyoruz artık. TV hayatımızdan tamamen gitmedi. Cuma ve Cumartesi'leri oturup dizi seyrediyoruz ama 7 yaşındaki çocuğu tümden TV'dan koparamıyor insan...İkinci olursa senin yöntemini uygularım umarım ben de.

Adsız dedi ki...

Webmaster cok tesekkurler...

Selamlar Ebru