15 Mar 2010

Yazmak İstemediklerim...

Söyleyecek çok şey olduğunda dili tutulur ya insanın. Buraya yazabilmemin tek nedeni, her daim acele içinde olmam. Bir pencere açıp içimdekileri söyleyip, ev soğumasın diye hızlıca kapatmak gibi bir şey. Çok ciddiye alınacak bir yanı yok. Annelikle ilgili değil bu yazı.

Evden çalışıyorum ya, tekrar mesaili günlere dönersem diye ödüm patlıyor. Bazen aksilikler oluyor, geçenlerde bakıcı abla izinliydi mesela. Sonra ben arkadaşımla buluştum kendime izin verdim, geceleri ayaktaydım, akşamları çalışamadım. Stres. Evde verimli çalışamayacaksan git bi işe gir bari. Kişiliğimin bir yanı diğerini fena dövüyor bu ara.

Ama.

Ama iş hayatının acımasız çemberinde olmanın ne demek olduğunu biliyorum. Özellikle yüksek derecede yaratıcılık ve özveri gerektiren işlerde çalışmanın insanın ruhunu yıpratan bir yanı var. İster yazılım yap, ister sanat. İster proje yönet, istersen film. Çekememezlikler, yükselen egolar, kıran kırana mücadele, arkadan konuşmalar, gizli saklı işler, çirkefleşen insanlar, çirkinleşen ortamlar. Virüs gibi yayılan adaletsizlik. Güvendiğin dağlara yağan karlar. Arkanın olmaması, hakkını arayamamak. Hak diyenin uyumsuz, mert diyenin lafını bilmez oluşu. Bazı sektörler diğerlerinden daha acımasız senden ruhunu talep ediyor çünkü. Kendi kişiliğine ait özelliklerini sömürüyor. Yaratıcı enerjini akıtıyorsun işine, bunun maddi bir karşılığı olamaz. Kendini vermişsin. Geceni, gündüzünü, inancını vermişsin. Adını vermişsin. İmzanı atmışsın.

O enerjinin kıymetini bilmek lazım. Yaratıcılık nehrine tövbesiz sokmamak lazım. Başkalarının hayallerinin parçası olmamak için.

Kendi izini sürebilmek için. (selamlar kisd.)


24 yorum:

irem dedi ki...

herkes bu dertten o kadar muzdarip ki ozgur, bana da baya bir cektirdiler sagolsunlar..isyerlerinde bir dolu narsist, egoist ve dedikoducu var. ben artik hasta gozuyle bakiyorum bunlara da bir nebze kendimi koruyorum. herkes muzdarip diyorum ama birturlu caresi bulunamiyor bu isin. cunku bu tuhaf azinlik saglikli cogunlugun da psikolojisini bozup kimini pistirip kendi kabuguna cekilmesini sagliyor kimine yeter artik dedirtip isi biraktiriyor kimini virus gibi tuketip enerjisini, verimliligini soguruyor (ozellikle isten eve gelince cocuguyla ilgilenmek isteyen anneye yazik diyorum kadinin psikolojisini duzeltmesi lazim ki cocukla vakit gecirebilsin ). is ahlaki konusunda birseyler yapilmali, universitelere ders konulabilir, psikolojiyle karisik bir ders olabilir. yine yeterli olmayacagini biliyorum bunun. en temel cozumu mutlu, psikolojisi duzgun cocuk yetistirmek galiba, biz goremeyecegiz ama cocuklarimiz gorecek insallah.
toplum olarak bir kafa doktoruna gorunmeliyiz bence :)

yeliz dedi ki...

bunlardan arınmak için izmire KAÇTIM:)ha yapmıyorlar mı dersen alasını yapıyorlar, ama sadece benden daha uzak oldukları için ben 3 maymunu oynuyor, işime bakıyorum. doğru mu yapıyorum, sorgulamak lazım. burdan da gitsem başka yerlerde aynı şey olmayacak mı ? olacak maalesef. özel sektör gııır!! başka işlere bulaşmak lazım:) sevgiler, öperim

Ege'nin Annesi; dedi ki...

ah ah, herşeyi bir kenara bırakıp bir sahaf açsam, bende pek rahatlayacağım:)

LaTiFe dedi ki...

Çok çok güzel ifade etmişsin. Benim için o kadar önemli bir anda yazılmış bir yazı ki. Kurumsal hayatın acımasız bir yanı var ve hepimiz bundan payımızı alıyoruz maalesef.

Adsız dedi ki...

Doğum iznim Ocak ayında bitti ve 1 yıl aradan sonra işe başladım.2,5 aydır bana yaşattıkları duygu acaba iznimi bu kadar uzatmasamıydım oldu!!! Ha birde 6 yıldır burada çalışıyor olmanın,birçok başarılı projeye imza atmanın bir anlamı yokmuş onu anladım. Çocukta yaparım kariyerde ama bu anlayışsız zihniyetle nasıl başederim onu bilmiyorum!!!
Sibel

SERRA dedi ki...

"senden ruhunu talep ediyorlar"
oyy çalışmadığıma şükrettim be özgür
ruhum bana ve aileme kalsın:)sevgiler

Deniz dedi ki...

Hah, aynen öyle...

Mesleğimi seviyorum, ama bazı günler koşarak dağa kaçmak istiyorum, ya da ormana neyse...

k.i.s.d. dedi ki...

Ne alaka ben ağlıyorum bu yazının sonunda...

İyice kafayı yedim herhal!

Adsız dedi ki...

Hak diyenin uyumsuz, mert diyenin lafını bilmez oluşu.

Budur beni kaciran...

sevgiyle. Kiraz

olmadık işler peşinde dedi ki...

Yapma be Özgürüm. Sana mı denk geldi yoksa hep bu ecinniler bilmem? E kolay diyemem, ama böyle sıfırın altında da değil bence. Yani ne bileyim burada yazdıkların hayatın her yerinde, türlü türlü modellerde çıkıyor karşımıza sanki. Bi flash oyun gibi, alt ettikçe can kazanıyorsun, level atlıyorsun. Gafil avlandığın da olmuyor mu? oluyor... o zaman da baştan başlıyorsun. Oyun keyif veriyorsa tabi...

Ozgur dedi ki...

İrem,
Toplum olarak kafa doktoru... Daha çok belki de bir ahlak, adab, görgü, insanlık doktoruna ihtiyacımız var gibi.

sevgiler...

Ozgur dedi ki...

Yeliz,
Gördüğüm kadarıyla her sektör eşit değil. Bazı sektörler diğerlerinden daha iyi durumda. "Her yer aynı" haline çok katılmıyorum o nedenle. Gerçi senin koşullarını bilmiyorum. Kendi çevremi biliyorum anca.

Ozgur dedi ki...

Ege'nin annesi, gel beraber:)

Ozgur dedi ki...

Latife,
Hakkında hayırlısı, tez zamanda:=)

Ozgur dedi ki...

Sibel,

yazamadım, yazamadım. Bu doğum iznine duyulan hıncın kökeninde ne var? Madem erkek dünyasına karıştın doğurma, doğursan da sevme! gibi bir şey mi. Kadın düşmanlığı mı, kadına dair olan şeylere düşmanlık mı... Çok çirkin bir yer oldu bu ülke. En acıklı yanı da bunun işbirlikçisi kadınlar. Kraldan çok kralcılar ve ezik şakşakçılar...

Ozgur dedi ki...

Serra,
Her iş böyle değil. Doktorluk mesela? Tam tersine gibi geliyor bana. Bazı sektörler dememin nedeni oydu. Ruhunu katmadan yapamacayağın işler var. Yazı yazmak gibi mesela... Yeni bir buluş yapmak gibi... Daha çok onu kastetmiştim.

Ozgur dedi ki...

Deniz,
Ben de seviyorum mesleğimi. Bazen kaçmak iyidir, bazen kalmak:)

Ozgur dedi ki...

Kisdciğim beni özlemişindir belkim?

Ozgur dedi ki...

Kiraz... ne diyim bacı:)

Ozgur dedi ki...

OIpciğim aslında ben bir yönünü vurgulamak istemiştim ama kaçtı orası. Özellikle bazı işler ve bazı sektörleri kast etmiştim. Yaratıcılık isteyenleri, eve gelip düşünmeyi bırakamadıklarını. Kendini de katmadan yapamadıklarını. Yoksa yazım "bütün işler kötüdür" gibi bir şey değil kesinlikle. Özellikle kurumsallığa da bir şey demiyorum.

Nasıl desem... Sadece benim tecrübem değil. 10-12 yıldır, yurt içi ve yurt dışı çeşitli görevlerde ve şirketlerde çalıştıktan sonra, benimle beraber mezun olan çok zeki, yetenekli ve yaratıcı arkadaşlarımıın, benden çook daha önce, başka okullardan mezun olan, sektörden sektöre gezen, fazlaca "yaratıcı" olan arkadaşlarımın başından geçenlere (yazsam kara mizah, yazmasam günah) duyulan bir içerleme yazısı bu. Bütün işler aynı değil.

Düşün ki biri bu blogu yazmam için bana para ödüyor, düşün ki işim bu. Markete gidip makarna satmaktan, paket yazılımı birilerine pazarlamaktan çok daha ruhumu isteyen bir iş, ben olmadan yapamadığım bir iş. Bu alanda çalışanların yaratıcı olana, farklı olana duydukları kin. En iyinin sürekli kaçması...

Oooo neler var anlatacak neler...

Hilal dedi ki...

evden çalışmak iyidir herhalde. yaratıcı olsun olmasın her işte her çeşit insan çıkabilir insanın karşısına. bazen de savaşmamak iyidir. bazen kalıp savaşıp ailene mutsuz bir insan olarak dönmektense oradan kaçmak iyidir. ne bileyim. keşke güzel insanların yolu daha bir açık olsa kötülerin şeridi kapalı kalsa ama bu hep böyle. özgür anne aslında ben senin dediklerini bazen doğru anlıyor muyum diye çok düşünürüm. bir de bu var, sen ne dersen de karşındaki ancak kendi baktığı yerden kendi biriktirdiklerine göre seçip algılar... neyse gece gece... bu sohbet uzar gider. keşke sana yapılmasaydı diyecektim aslında. kolaylıklar diliyorum.

Ozgur dedi ki...

Hilal,

Bilmiyorum ki. Ben pek açık anlatamıyorum sanırım demek istediklerimi.

Keşke sadece bana yapılmış olsa. O zaman derdim ki sorun benim, tamam gittim. Daha acı olan, sürekli iyiler gittiğinde kalite düşüyor, üretim düşüyor. İş çıkmaz oluyor, yaratıcı insanlar kaçıyor. Biz evde kıza karışmıyoruz resim yaparken yaratıcılığına müdehale olmasın diye.

Bu ne yaman çelişti anne? Kurtlar sofrasına düştüm.

Ozgur dedi ki...

Hilal, sen öyle deyince kıllandım şimdi. Umarım yazdıklarımdan hizmet sektörünü aşağılıyorum gibi bir anlam çıkmıyordur?

Anne Café dedi ki...

Yok yok, ben hiç öyle anlamadım.