21 Nis 2010

Çalışan Annenin Hayatı: Bakıcılı Yaşam

Hiç bir şey dışardan gözüktüğü gibi değildir. 

Çalışmayan anne: Oh ne güzel evdesin, iyice dinlenirsin.
Çalışan anne: Oh nasılsa bakıcı/anane/babaanne var, git işe eğlen gel.
Evden çalışan anne, oh hem evdesin, hem bakıcı var, ballı börek maşallah:) (bbbi de anneyim diyosun küçük, bir de anneyim diye geziyosun pis kokoş.)

Hepsinin artıları ve eksileri olmakla beraber hiç birinde yan gelip yatamıyorsun, size garanti ederim. Bazı kararlar bazı kişilere daha uygun, herkesin kendi seçimi var. Ama sanki şöyle bir durum var. Hani yirmi gün tatile gittiğinde her gün denize gitmezsin de iki günlüğüne gittiğinde sudan çıkmazsın? Onun gibi, evde olan anne çocuğumla zaman geçiriyor muyum sorusunu daha az sorar. Daha çok, "alın şu çocuğu on dakika yalnız kalmak istiyorum, bir kahvemi sıcak içmek istiyorum" gibi dertleri vardır. Çalışan anne kendini zaman azlığı konusunda zorlar. 

Can'ın Güncesi blogunda sadece anne sormuş bu soruları. Ben de kendimce yanıtlamak istedim.

Aynı sorgulamaları bir dönem çok fazla yaptıktan sonra, kendimle ilgili bazı ipuçlarını yakaladım.

İyi anne kimdir? 

Bana göre, mutlu, huzurlu, yaratıcı, neşeli ve esprili bir büyüğün annesi iyi bir annedir. Ama bu da çocuk otuzuna gelmeden anlaşılmaz. Mesela OIP'in annesi muhteşem bir kadın olsa gerek:) O nedenle biz ancak kendi kafamızdaki iyi anneyi sorgulayabiliriz. Benim annem hep çalıştığı için çalışmayan anne iyidir gibi bir cümle bizim evin kapısından girmedi. O nedenle Ela doğup da kapıdan çıkasım gelmeyene kadar böyle bir konuyu düşünmüş değildim. Mesela iyi yemek yapmak şart mıdır? Değildir bence çünkü çocuk nasılsa senin yaptığın yemeği beğeniyor en çok. Evin kek kokması şart mıdır? Koksa iyi olur ama kokmasa da olur neticede anneanneye gidince yiyebilir. Tuvaleti ne zaman bıraktığı önemli midir? Bırakması önemlidir, o da bir yaşa gelince olacaktır illa ki. Dağıtıyor muyum konuyu.... Bilmiyorum ben iyi anne kimdir.bilmiyorum. Kendi koşullarımı biliyorum. Bana göre sakin anne iyidir. Çocuğa fırsat tanıyan anne iyidir. Ama belki de çocuğa hiçbir fırsat tanımayan anne de iyidir, çünkü çocuk bu duruma kıl olup her şeye atlayan bir tip olabilir. Olmaya da bilir. Ne bileyim ben, ne diyordum ki? Hangi yıldayız?

Bakıcılı hayattan bahsedecektim. Allah nazardan saklasın, bakıcı ablamızdan memnunuz. Ela onu, o Ela'yı seviyor ki bizim için en önemlisi buydu. Ailemizin parçası. Gün içinde uyanıyoruz, Ela ablasıyla beraber kahvaltı yapıyor, sonra oyun oynuyorlar, öğle yemeğini yiyorlar. Sonra uyku vakti geliyor. Öğleden sonra oyun vakti ve atıştırma, sonrasında ablamız gidiyor, anne zamanı başlıyor. Evde olduğum için bütün bu olaylar gözümün önünde oluyor. O gün ne yedi, ne yemedi, kaç kere kaka yaptı, neşesi nasıl hepsi gözümün önünde. İşe gidip gelirken de içim rahatttı. 

Nitelikli Zaman...

Nitelikli zaman filan diyoruz ya nedir o nitelik. Mesela eşinizle nitelikli zaman geçirmek nedir. Beraber film izlemek çok eğlenceli olmakla beraber nitelikli zaman değildir çünkü benim ihtiyacım olan şey, iki ruhun birbirini anlaması diyebileceğim bir şey. Zihinsel ve gönülsel köprü kurmak. Anlamak, anlaşılmak. Bu da bazen beş dakika sohbetle olur, bazen bir bakışla, bazen on sayfa mektupla. Bu bağda bir zayıflamayı hemen hissedersiniz. İki çift laf edemedik dersiniz ya hani budur işte o. Bence evdeki çocukla da benzer bir şey var. Arada görünmez bir bağ, bir iplik. Bazen tüm günü beraber geçirirsin ama kafan doludur, otomatik pilotta oynamışsın, parkta sallamışsındır. Bazen o çok yorgunken, bütün gün dedesiyle parkta oynamışken, emme arasında sana bir bakıverir, bir gülüverir, sen onu bir öpersin... Tekrar eskisi gibi olur. Sıcacık olur. İnsanın chidir, enerjidir gibi şeylere inanası geliyor. Sanki birbirimize görünmez kablolarla bağlıyız. O zayıflıyor, güçleniyor. Kimi arkadaşınla yılda bir kere konuşsan bile gönlünde biliyorsun ne kadar yakın olduğunu,kimini her gün arıyorsun ama gönlün o kadar dolmuyor, olmuyor. 

Gönül eşit sevmiyor.

Bakıcı ablamızla Ela arasında benzer bir bağ olduğunu görüyorum. Kalan şeyler var, yapılan iş güç, yemek, şudur budur. Bazen kafamız dolu olur, bazen halsiz olur, olur bunlar insani şeyler. Ama öz başka. Annelik biyolojik değil. Teyzesinde annelik var, anneannesinde var, babaannesinde var, dedelerinde var, bakıcı ablasında var. Anne bir tane, o benim. Ama annelik kanalları çok ve o kanallardan ne kadar sevgi akarsa kızıma ben çok mutlu oluyorum. Bu illa akraba olmak zorunda değil. Komşu olabilir, komşunun annesi olabilir, parktaki teyze, dostunuz, arkadaşınız olabilir. O özenli sevgi, o gözeten bakış. Anladınız işte. Biyolojik  değil bu. Bazı insanların içinden gelen ılık ılık bir şey. Bir duygu. Duygusal besin. Biz duygusu özütü belki.

O nedenle eğer o bağı hissedebiliyorsam, eğer kız mutluysa, ben mutluysam, ev huzurluysa, bakıcı abla neşeliyse, hasta değilsek, aç değilsek... Kendimi iyi hissediyorum. Kendimizi planlara programlara bağlamıyoruz ama oyun oynuyoruz. Bazen yakalamacılık oynuyoruz, bazen mercimekleri tastan tasa aktarıyoruz. Adı ister aktivite, ister faliyet, ister oyun olsun. Belki her şeyi yanlış yapıyoruz. Olsun. Beraber yapıyoruz, karşılıklı eğleniyoruz. Ela'nın yüzünün dikkatinden, ciddileşmesinden anlıyorum ben bu doğru bir şey. İnsanın içinde öyle bir his oluyor. Çeşitlendirmeye inanıyorum bir de. Benim tarzım başka, babasının başka, teyzesinin başka. Hepsi iyi, birimizin yapmadığını öbürü yapıyordur. Anneanne ile yaptığı şeyler başka, babaanne ile kumaşlarla oynadılar. Çocuğa sadece annenin bakması bence yanlış.

Çalışmayan annenin evde oturup çocukla ilgilenmesi ne kadar zor aslında. Çok yorucu. Bir büyük insan ve bir bebek. Bir kişi isterse Einstein olsun bir kişidir. Bir kişi isterse dünyanın en yetenekli sanatçısı olsun. Bilmiyorum ama benim bakış açıma göre çeşitlilik iyi çocuklar açısından. Teyzeler, amcalar, arkadaşlar, farklı ekoller, değişik yaklaşımlar, biraz harmanlamalı. Anne nefes almalı. Çocuğu bir kaç saat emanet edip kendine gelmeli. Yardıma evet. Gönülden evet demeli. Her işimi kendim yaparım diye harap etmemeli kendini... Bir kişi için zor bir yük bütün bir gün çocukla oturmak. Yapmayan bilmez, anlamaz. 

Denge nedir... Bir gün yorgunsam ve o bahsettiğim "bağı" besleme konusunda eksik kalmışsam, ertesi gün daha fazla kendimi vererek ilgileniyorum. Bir gün geç geldiysem, ertesi gün yapmamaya çalışıyorum. Bir çeşit banka hesabı gibi. Bunun "Etkili İnsanların Yedi Huyu" kitabında okumuştum. Her gün çocuğunla yakın ilişki kurabiliyorsan, güven bağların sağlamsa kırk yılın başı verdiğin sözü tutmadığında bir şey olmaz diyor. Eğer o bağda sorun varsa, en ufak bir falson büyük tepkiyle karşılaşır oysa diyor kitap. 

Kişisel...

Yapamıyorum belki ama şunu önemsiyorum bizim hayatmızda. Gerginlik olmasın. Evin atmosferinde telaşe, karmaşa, acele, huzursuzluk ve stres olmasın. Bunlar olduğunda iyi bir anne olamıyorum. Kafam dağınıkken iyi bir anne olamıyorum. O nedenle benim iç huzurum çok önemli. Ufak şeyleri büyütmemeye, dertlenmemeye çalışıyorum. O zaman daha kolay oluyor hayat. Her zaman yapamıyorum tabi de. İşte elinden geldiğince. Beş dakika geçireceksem o beş dakikam tamamen kızımla dolsun istiyorum. Başka  bir zaman da bir saat kutu dizmece oynayabiliriz ama. Hasta olduğumdan toparlayamadım tam demek istediklerimi.

Bence çocuk mutluysa, anne mutluysa, baba mutluysa, çocukla olduğumuz zamanda kendimiz olabiliyorsak, aramız sıcaksa, neşeliysek, temas edebiliyorsak iyiyiz demektir... 



16 yorum:

gunebakan dedi ki...

harikasın biliyor musun?
yazılarına bayılıyorum. iddiadan, benbilirimden, yargıdan uzak. ne kadar yalın, ne kadar içtensin.
bu internet aleminde, en doğruyubenbilirbenyaparımannelerinden gına geldi bana.
bazen bazı blogları okuyorum. yorum bırakmamak için kendimi zor tutuyorum.
nasıl bir hüküm, nasıl bir bilmişlik, aman aman...bu doğrudur, çünkü ben öyle yapıyorum tarzından kaçarak uzaklaşıyorum.

annelik serüveninde daha çok yenisin güya ama sen formülü bulmuşsun özgür annecim...çok keyif alarak okudum yazını ve her kelimesine katılıyorum.
mutlu anne=mutlu çocuk gerisi boş. istersen zıçarken bile aktivite yaptır misal, dediğin gibi otomatik pilottaysan kime fayda?
ellerine sağlık. iyi eğlenceler anneanne diyarında bu arada. eloşu da öptüm...

Sinem Erdoğan dedi ki...

ne güzel yazmışsın..Bende bloğumda yazdım artık kararlarımı,karar aldık bir kere dönüşü yok...
Mutlu olmaya çalışmak lazım bence her şekilde,çok sorgulamamak rahat olmaya çalışmak lazım...

sinem dedi ki...

özgür, senin annende çok mutludur eminim :) kendimden örneklerle konuya katılmak istiyorum..emir 7 aylıkken işe geri döndüm ve çalışmamamyı hiç düşünmedim. emire annenanesi bakıyordu 5 gün, sonra çeşitliliğin emire katacağı şeyleri düşünerek haftada 1 günde babaanesine bırakmaya başladım amca var gelen giden, farklı bir kalabalık var emir içi faydalı olacağına inandığım.evim ve işim arası yaklaşık 40 km akşamları 8 den önce varamıyorum eve ama eğer uyumamışsa yarım saatte bile güzel vakit geçiriyoruz banyo yapıyoruz yemek yiyoruz tabiki yetmiyor bu yarım saat ama haftasonları bizim..çevremdekiler hep çok rahat bir anne olduğumu söylüyorlar hiç bir şeyi problem haline getirmemem sanırım bunları düşündüren..su yolunu bulur derim hep..kaliteli zaman geçirmek gibi bir kaygım olmadı hiç bu beni kötü bir anne yaparmı bilmem..emirle her an kıymetli her an kaliteli ne istersek onu yapıyoruz..

artık durayım değilmi sanırım yazasım varmış :)

emir ve ben seni ve elayı seviyoruz

ufkumuzu açmaya devam
sevgiler

Janset Acar dedi ki...

Bence sen cok iyi bir annesin ozguranne...cunku oldum demiyorsun, cok sey bildigin halde biliyorum demiyorsun, cunku ictensin, ve daha bircok sebepten dolayi...

Ivır Zıvırcı dedi ki...

Özgür Anne, çeşitlendirmeye inanıyorum demişsin. Ben bununla ilgili bir şey merak ettim. Ela'nın ananne veya babannesinde hoşuna gitmeyen daha doğrusu kafana yatmayan davranışlar olmuyor mu? Mesela bizim babannemiz "öcü gelir diye korkutmalar, kızım kafasını kapıya çarptığında kapıyı dövmeler, her şeye ödül teklif etmeler" gibisinden istemediğim şeyler uyguluyor. Bu nedenle bazen sinirleniyorum. Ama sonra kızıma bakışlarındaki sevgiyi görünce de unutuyorum bunları. Soracağım şu sizde bu tarz olumsuzluklar yok mu ya da buna benzer şeyler olmasına rağmen mi çeşitlilik iyidir diyebiliyorsun? Sevgilerimle.

NİHAN dedi ki...

ben de çok sevdim yazını. çeşitlilik yani kalabalık kesinlikle gerekli çocuklar büyürken... hastasın geçmiş olsun ama gene de formdasın :)

olmadık işler peşinde dedi ki...

Ya ben sana ne diyim Özgürüm..

sözün bittiği bi an bu... böylesine güzellikte bir iltifatı hayatında duymamıştır annem. ben de duymadım. seviyorum ben seni.

senin kadar güzel bir insanı yetiştiren anneciğini de öpüyorum sevgi ve saygıyla. sana bol bol beyin yedirip bu kadar akıllı bi kız yaptığı için de ayrıca tebrik ediyorum kendisini :)) -illa bi komiklik peşindeyim n'apıyım, huyum bu-

sezer dedi ki...

ne güsel yasmışsıni''Bence çocuk mutluysa, anne mutluysa, baba mutluysa, çocukla olduğumuz zamanda kendimiz olabiliyorsak, aramız sıcaksa, neşeliysek, temas edebiliyorsak iyiyiz demektir... ''
olay budur eskiler der ya önce sağlık ve huzur, AMİN :) Ama bende takılıyorum ıvır zıvırcının söylediğine o kadar kaçmaya çalıştığın hareketler geliyorki bazen büyüklerden, anne yerine koymasın işte bencede o anada...ya da büyüklerde özetle bakalım annen ne der pozunu takınsın, benim dediğim yapmasın...bilmem anlatabildimmi, çok uykusuzum..ya bide uyku güzel olunca da daha güzel anne olunuyor olabilir mi:)

Püstüklü Mama dedi ki...

Benim annem çalışıyordu, geçen yıla kadar. Kardeşime ve baba babaannem baktı. Evet, evimiz hiç kek kokmadı, okuldan gelince hiç annem kapıyı açmadı. Eve gelir gelmez, ilk iş annemi aradık iş yerinden, eve döndük demek için.

Kaliteli zaman dersen, evet geçirdiğimizi düşünüyorum. Bunu şu yaşımda (24) daha iyi anlıyorum.

Ben mesela çok şey öğrendim annemden. Sabah bize kahvaltı hazırlarken, işe gitmeden önce, o günkü yemeğimizi yapar giderdi. Eve gelir gelmez yıkanacak varsa makineye çamaşır atar, öyle girişirdi diğer işlere. Kendi düzenini oturttuğu için, bize ayırdığı zaman da olurdu. Önce benimle ilgilenir, ödevlerime yardımcı olur, çalışıp özet çıkardıklarımı anlatırdım onları dinlerdi. Sonra ise kardeşimle ilgilenir, oynar, yıkar, yatırırdı. Hafta sonları bize aitti, gezmelerimizi eğlenmelerimizi o zaman yapardık.

Çalışan anne çocuğu olarak, annem olabilecek en iyi rol-model benim için. Eminim Ela için de annesi öyle olacaktır.

Ve her zaman, öğrencilerimden yola çıkarak, çalışan anne çocuklarının özgüvenlerinin daha yüksek olduğunu savunurum şu nacizane öğretmenlik hayatımda.

Sevgiler :)

ElfAna dedi ki...

Bence gayet guzel toparlamissin da ben iyi olmadigimdan oturu yazmak istediklerimi yazamiyorum

FADİŞ dedi ki...

Bence Özgür annenin annesi de çok iyi bir anneymiş baksanıza. Ela da bunu biliyor, gözlerinden belli cin gibi. Güzel anlatmışsın Özgür. Herkes hissettiklerini yazıya dökemez, sen döküyorsun maşallah. Hislerimize tercüman oluyorsun, ben de çalışan bir anne olarak katılıyorum fikirlerine. Bizim Deniz'de, ona bakan kollayan, gülen, oynayan teyzesini çok seviyor. Tam istediğimiz gibi, sakin, güvenli ve saygılı. Evet saygılı, oğlumun küçük insan olduğunu hiç unutmuyor ve kişiliğinin gelişiminde bize çok yardımcı. İlk zamanlar teyzesiyle kurdukları ilişkiyi biraz kıskanmıştım, onunla geçirdiği zamanları benimle annesiyle geçirmeliydi fakat hemen toparladım kendimi, gülen gözleri her şeyi anlatıyordu bana, ben yanındayken ya da değilken biliyordum ki mutlu. Bütünüyle sevgi, ilgi kanallarımız ona doğru akıyor. Bazen bakıyorum kendime, gün öğle yoğun geçmiş ki işten eve gelmemle birlikte yemek hazırlığı, oğluşu doyurmak, banyo yaptırmak derken oyuna çok az vakit kalıyor sonra diyorum ki biz bunları yaparken de hep birlikteydik ve çok güzel vakit geçirdik.

FADİŞ dedi ki...

Bu arada tatil nasıl geçiyor?

ilknur malcı dedi ki...

maşallah herşey çok guzel.insaallah hep boyle devam eder ve hep boyle olumlu olursunuz.

benim için de en önemli şey duygusal yakınlık.hersey vasat olabilir.mesela çeşit çeşit yemek yapamayabiliriz ya da öyle her daim tertipli bir evimiz de olmayabilir tabii bu örnekler uzayıp gider ama duygusal olarak yakınlık ve anlaşılmak benim için herşeyden önemli.kızımla ilişkimde de yediren içiren bir anneden fazlasını olmasını istiyorum.dualarımda hep bu var.ister şimdi olsun ister 30 yaşında olsun o hep benim kuzum olacak ve içimde hep o yakınlığı sıcaklığı hissetmek isteyeceğim.

Ozgur dedi ki...

Günebakan, canım benim. Umarım dediğin gibiyimdir. Bazen didaktikleşebiliyorum gibi geliyor. Annelerin hassas noktaları oluyor, ora denk geldi mi biraz ben bilirimcilik de oluyo herhalde. Normal hayatımda iddacı bi insanım ama annelikte olamadım. Sanırım insan korkuyor, o nedenle de en doğrusu budur diye çekiniyorum ben idda etmeye.

Evet di mi ya anne baba huzurlu olsun gerisi halloluyor. Bi de sağlık olsun. Bütün kuzular iyileşsin. Çocuklar hasta olmasın. İyileşsinler...

bi an önce.

öpüyorum hepinizi:)

Ozgur dedi ki...

Sinem Erdoğan, haydi hayırlısı canım. Yolun açık olsun. herşey gönlünce olsun:)))

Sinem, çok teşekkür ederim güzel yorumun için. İnsan anne olunca öncelikleri nasıl da değişiyor değil mi:)

Janset, umarım öyleyimdir. Öyle olmak istiyorum...

Ozgur dedi ki...

Ivırzırvırcı, sorun sayesinde üç yeni yazı yazmış oldum. Olmaz mı oluyor elbette. Ama dediğin gibi o koşulsuz sevgi yok mu. En önemlisi:)