13 Nis 2010

Çocukları Yetiştirirken Kendimizi Unutmak...

Bugünlerde yazamadım fazla. Hayat hızlı ve kalabalık aktı. Ela'nın babaanne ve dedesi burada. Bir süre bizde kaldılar, sonra karşıya Ela'nın amcasının evine geçtiler. Bir ordalar, bir burda. İstanbul'un iki ucu...

23 Nisan'da memlekete gidiyoruz. Vahşi karadeniz yeşili, kömür karası. Taşta biten ot. " burası gibi değil gideceğim memleket / denizi ayrı deniz, / havası ayrı hava.. bir başka yolculuk dalından düşmek yere / yaşadığından uzun" O kadar özlemişim ki... Yeşil çimenlere yayılalım. Termoslara çay doldurup içelim istiyorum. Telaşeden uzak.

Ailenin anlamı değişti çocuk sahibi olduktan sonra.

Ela'nın amcası askere gitti, onu uğurladık. Hafta sonu karşıdaydık. Geçen perşembe Ela bakıcı ablayla evde kaldı Taksim'e gittik. Alışılmadık hareketler... Eski günlerdeki gibi...

Babaanne dede burada. Arada geliyorlar, Ela pazara, parka gidiyor. Balık alıyorlar. Dedeyi sigara içerken görüp, ters bakmış sonra da "dede öhöö" demiş. Sigara  = öhö.

Dün gece emerken, babasıyla konuşuyorduk Ela'nın. Dün babaanne, dede, Ela parka gittiler. Parktakiler Ela gelmiş demiş, sonra da bakıcı ablamızı sormuşlar. Sevgiliye onu anlatıyordum. Ela'nın gözler kapalıyken bir anda açıldı, önce döndü el salladı, sonra da "dedee attaa ablaa" dedi.

İçimde bazen bir tartışma aşkı doğuyor, sonra üşeniyorum bugünlerde.

Canım sıkılıyor. Anne olmak egoyu törpüler sanıyoruz ya yanlış bu sanırım. Tersine öğrendikçe ve bildikçe sanki ego daha da coşuyor gibi geliyor bazı annelerde. Çocuğuna "doğru şeyleri" öğretmeye odaklanmaktan kendin "doğru" olmayı unutuyorsun. Ona verdiğin öğütleri tutamıyorsun.  Bu beni çok korkutuyor çünkü başkasında olanı görüyorum. O kendisini görmüyor ama. Kimbilir, bende benim göremediğim ne arızalar var ve bunları yaşatmak istemiyorum.

Gözüken o ki orta sınıf ailelerde, çocuğu hayatının merkezine koymuş ailelerde çok büyük bir tehlike var. "Narsistik aile" halleri. Biz biliriz, en önce biz başlattık, en uzağa biz gittik, en çabuk da biz döndük aileleri. Biz çok güzeliz ailecek aileleri. Çocuğunun güzelliğini öve öve bitirememe halleri. (Kimin çocuğu çirkin ki?) Titreyip kendine gelmek lazım.

Şunu anladım. Çocuk yetiştirirken "mükemmel olmamak mükemmele daha yakın düşüyor". "Attığım her adımı doğru attım" daha az sağlıklı arada bir tökezlemekten.

Ela büyüyünce bizlerle gurur duysun isterim ama "mükemmel bir çocukluk geçirdim, annem de babam da mükemmelerdi, en muhteşem çocukluk benimkiydi" filan derse çok tırsarım sanırım. Aşırı hijyenin alerjik yapması gibi çocuğa aşırı özenme de onu narsist mi yapıyor yoksa? Kendini aşırı önemli hissetmesine mi yol açıyor? Annenin narsisizmi çocuğa mı bulaşıyor?

Akıllı olsun, güzel olsun, bahtı açık olsun. Önce insan olsun. Biraz esprili olsun. Hafife alsın, gülsün geçsin. Hayatta ne her yer çiçek böcek, ne dünya kapkaranlık... Yazılan her yazı onu kastetmiyor, dünya onun etrafında dönmüyor, bazı haller çok komik.

Hala alıntılayamadım "narsistic family" kitabından.

Dün gece Ela ve babası küçük fincanlarla bardaklara pirinç boşaltıyorlardı. Bir süre yaptıktan sonra yer gök pirinç oldu ama nasıl güldük... Çok komikti. Dağıldıkça dağıldı... Sonra topladık. Kalan pirinçleri el süpürgesiyle süpürdük, kıtır kıtır sesler geldi uğur böceği süpürgemizden.

Gece iki kere kalktık. Bir sıkıntı vardı herhalde, yorulmuşum. Sabaha doğru da uyandık, sonra geri uyuyunca o kadar sevindim ki dünyalar benim oldu. Sanırım sabahın beşinde bir milyon dolar mı yoksa yarım saat uyku mu deseler, uykuyu seçerim. Sonra ne olduysa o bir saatte bir dinlenmişim, bir dinlenmişim. Sabahtan güzel çalıştım. Uyanınca Ela o kadar neşeliydi ki bana da bulaştı. Gülerek geziyorum.

Günler geçiyor...

Kim kimi büyütüyor acaba?

14 yorum:

FADİŞ dedi ki...

Bu duygular bana hiç yabancı gelmedi. Bazen kendimi unuttuğum oluyor bir bakıyorum aynaya bu ben miyim diyorum? Çocuklarımız büyürken aklımız fikrimiz onlarla dolu oluyor, bu durum yaşamımda çok doğal olarak gelişiyor, oğluş parka gitsin hava alsın, kardeşime gidelim oğluş sosyalleşsin, şu kitabı alalım çocuk gelişimini çok iyi anlatıyor, şu oyuncağı alalım algısı için iyi olur, bu böylece sürüp gider. Buna kısaca çocuk odaklı yaşamak deniyor evet, çocuklarımızın üstüne çok düşüyoruz evet, doğru ve haklı kaygılarla eğitimine fazlasıyla önem veriyoruz evet. Umarım bu çabalarımız iyi sonuç verir ve kendisiyle barışık, gerektiğinde hayatla dalga geçebilen, sevgi dolu, paylaşımcı ve bilimum güzelliklerle donanmış bireyler yetiştiririz.

sezer dedi ki...

çok samimi, yüreğine sağlık...
kisd'in bloğu aracılığı ile tanıştım takipsiz kalamıyorum2-3 aydır..kızımla ela arasında 1 hafta var çok şey öğrendim.teşekkürler...
aynı endişeler bede de var, her işin ucunu kaçırdığım için blog açmayı bile bu yüzden erteledim..bilmiyorum ne ettim.ama şu çocuğunun ismini kolye yapıp taşıyan annelere benzemekten korktum..sanki tek vasfımız buymuş,bir anne olmayı becerebilmişiz(Allah şükür tabiiki çok önemli ve çok zor ama) gibi.Bakalım onlar büyüdüklerinde,özgürleşmek istediklerinde bu aşırı düşkünlükten normale dönüşüm homojen olacak mı, onlar sonuçtan memnun kalacakmı*Ne bileyim bir aşırılıktır gidiyor işte...biz şöyle yaptık, biz böyle...daha öncede bir yazında bahsetmiştin.normal sezaryen doğum örneklerinde..o yüzden bir çok şeyi çevremdeki mükemmel arkadaşlara sorup onların dahiyane! çözümleri altında (sözde)ezilmektense,gizli,''samimi''blog arkadaşlarıma danışmak benim için daha güvenli..sevgiler

Janset Acar dedi ki...

Eline saglik..harika bir yazi...su narsistik familya olayi cok rahatsiz edici gercekten..sanirim bir de cok fazla bilgi sahibi olmak daha dogrusu olabilmek de(internet, kitaplar, seminerler, vesaire sayesinde) tuz biber katiyor bu hallere. Bazen kafam o kadar dolu ki keske hic birsey bilmesem mi acaba diye dusunuyorum...
Biliyor musun, hayatimda aldigim en guzel iltifatlardan biri yakin bir arkadasimin bana "ne guzel, cocugun olduktan sonra da hic degismedin sen, ayni kalabildin, genelde degisir kadinlar" demesiydi..icten ice korkuyordum cunku degisip sadece Ela'nin annesi olmaktan, kendi benligimi kaybetmekten.
Hatta bu yuzden galiba ikinci cocugu yapamicam..36 yasindayim ve kendimle ilgilenmek istiyorum mumkun olan en kisa zamanda.Bencilce geliyor kulaga di mi?

NİHAN dedi ki...

çok güzel yazı herkes biraz kendini bulacaktır eminim.. karadenizli olduğunu bilmiyordum bu arada :) ilk bir yıldan sonra kendimizi yavaştan hatırlamaya başlıyoruz..

Adsız dedi ki...

HEPİNİZİ HEYECANLA BEKLİYORUZ

Ayşe dedi ki...

bence dogru, gerci bu psikolojinin uzmanlik alani, ama generation X demek istedim birden.

rukiye dedi ki...

her yazınızı hayranlıkla okuyorum kızım henüz 6 aylık sizin blogunuzun bize çooooooooook katkısı oluyor

blogcuanne.com dedi ki...

Budur...

olmadık işler peşinde dedi ki...

oh be! eline diline sağlık. düşünüp de yazmadığım pek çok şeyi sen yazıyorsun. "bir annenin anatomisi" mi yapsak birlikte??:))

Ozge dedi ki...

cok guzel yazi olmus ozgurannem ellerine saglik:)

Ozgur dedi ki...

Fadiş,
Umarım öyle olur:) Umarım fazla bir arızamız yoktur, olanı da fark ederiz. Sevgiler.


Sezer,
Çok teşekkür ederim güzel yorumun için. Evet kesinlikle katılıyorum. Tek kimlik olmamalı. Ayrıca kendimize ego biçeceğimiz bir yer de olmamalı. Bazen sanal daha yakın di mi. Enteresan zamanlar bunlar:)

Ozgur dedi ki...

Janset Acar, bence bencilce gelmiyor. Her ailenin dinamikleeri farklı. Yalnız yorumun beni düşündürdü, bir anket hazırladım yukarda bakalım genel eğilim nasıl? sevgiler.

Nihan,
İyi ki öyle oluyor:))) Teşekkürler yorum için...

Adsız,
geleceğiz:)

Ozgur dedi ki...

Ayşe,
X kuşağı di mi. Y kuşağı ne yapacak acaba?

Rukiye, ne mutlu bize:)

Blogcuanne:))

OIP olur ya şahane olur arkadaşım:)

Ozge, çok teşekkür ederim:)

Kremali'nin annesi dedi ki...

Karadeniz mi dedin? Bir baska ortak nokta daha mi yoksa?!

PS: Yazacam en kisa zamanda. Bizden de size sevgiler :)