27 Nis 2010

Merhamet, Vicdan, Ahlak.

Dünden beri bu kaçıncı yazım yarım kaldı...

Ben hastayım, doktora gittim, sinüsler coşmuş. Bi dolu ilaç verdi. Uyudum, uyudum. Halsizdim. Sonra ilaçlar iyi geldi. Gece kardeşim geldi, halsiz, hasta. Onu acile götürdüm, iyi ki gündüz uyumuşum, ayakta durabildim. O da iyi şimdi uyuyor. Ben uyuyamıyorum.

Memleketten otobüsle döndük, bu defa daha zor oldu. Kuş yolda uyumadı, annesi hastaydı, sabırsızdı sinirliydi. Babasının koltuğu uzaktaydı ama hep geldi. Yolda çok şık gözüken Düzce mola yerinde bebek bakım odasının kapısı kilitliydi. (Ama mescit gayet işlevseldi.) Otobüsten inerken Ela kucağımda uyumuştu ve bir kişi bile bana yol vermedi. Kucağımda çocukla bekledim merdivenlerin başında. Aralarında kadın da var yol vermeyenlerin.

Siirt'le ilgili haberleri okudunuz mu... Bütün gün sevgiliye anlatmamak için kendimi tuttum. Ela uyuduktan sonra konuşabildik. Baş ağrısı, insan olmanın yükü... "Merhamet" kelimesi uğramamış sanki o çocuklara. Bu kadar soğukkanlıca bu olayları yapabilmek için ne gördüler büyüklerinden acaba? Ne filmler, ne internet, ne o, ne bu değil bu şiddetin sorumlusu. "Şiddetin sıradanlaşması". Büyüklerin yaşadığı hayat. Mal olarak algılanan kadınlar, mal olarak algılanan çocuklar. Zayıf gördün mü,ez, öldür... Blogu filan kapat, ağzını kapat, kaç git buralardannn diye hissettim ilk okuduğumda. Beynim anlamak istemedi. Kolay bir yanıtı yok. "Ahlak" bilgisinden sınıfta kaldık. "Din Kültürü"nü ritüellere indirgemişliğin, Allah'ı, peygamberi tatile göndermişlerin diyarında. Görüntüyü kurtarıp içini boşaltanların diyarında. Çocukları istismar edenler ne kadar yakından çıkıyor?  Düşün, düşün. Yok işin içinden çıkmanın yolu.

Büyükleri ne yapıyor? 100 büyük adam. 100 erkek. İki kız kardeş. Ne düşündüler? Düşündüler mi? İki yıl boyunca tecavüz ne demek? Çürüme öyle bir sarmış ki... Kokular o kadar baskın ki. Örtemeyeceksiniz.    İşin içinde kim olursa olsun.

İçimden yazmak gelmiyor.

Kelimeler utanıyor ama o adamlar utanmıyor. O adamların yüzü kızarmıyor.

Ahlak bir kelime, vicdan bir soyutlama. Merhamet? Sanki hiç değmeden geçmiş... O kızlar evine aldığın bir cam biblodan değersiz. Önce hayvanlar, sonra kadınlar ve çocuklar değersiz. İsimsiz. Yok.

Delirmek içten değil. Durmaksızın kusma isteği. Keşke yanlış olsa, uydurma olsa, gerçek olmasa keşke.

Her boku bilen adam yazmış. 2 Yüz

Uyuyamıyorum. Öyle oturuyorum. Kimsesizlerimizi koruyamadık.

işler atom reaktörleri işler 
yapma aylar doğar güneş doğarken 
ve güneş doğarken çöp kamyonları 
ölüleri toplar kaldırımlardan 
işsiz ölüleri aç ölüleri 

işler atom reaktörleri işler 
yapma aylar geçer güneş doğarken 
ve güneş doğarken köylü aile 
erkek kadın eşek ve karasaban 
saban koşulu eşekle kadın 
toprağı sürerler toprak bir avuç 

işler atom reaktörleri işler 
yapma aylar geçer güneş doğarken 
ve güneş doğarken ölür bir çocuk 
ölür bir japon çocuğu hiroşima'da 
on iki yaşında ve numaralı 
ve ne boğmacadan ne menenjitten 
ölür bin dokuzyüz elli sekiz de 
ölür bir japon çocuğu hiroşima'da 
dokuzyüz kırkbeş te doğduğu için 

işler atom reaktörleri işler 
yapma aylar geçer güneş doğarken 
ve güneş doğarken tombul bir adam 
yatağından çıkar dalgın giyinir 
'bugün kimi kime gammazlamalı, 
amirin gözüne nasıl girmeli' 

işler atom reaktörleri işler 
yapma aylar geçer güneş doğarken 
ve güneş doğarken zenci şoförü 
ağaca asarlar yol kıyısında 
gazyağına bulayarak yakarlar 
sonra kimi kahve içmeye gider 
kimi saç tıraşı olur berberde 
kimi dükkanını açar erkenden 
kimi genç kızını öper alnından 

işler atom reaktörleri işler 
yapma aylar geçer güneş doğarken 
ve güneş doğarken mahpus kadını 
kolları masaya bağlı sırtüstü 
çıplak memeleri al kan içinde 
sorguya çekilir bir bodrumda 
sorguya çekenler cigara içer 
biri yirmisinde altmışlık biri 
gömlekleri terli kollar sıvalı 
ve kum torbaları elektrodlar 

işler atom reaktörleri işler 
yapma aylar geçer güneş doğarken 
ve güneşdoğarken gülyaprağına 
uçak alanından sessiz pilotlar 
'h' bombası yükler tepkililere 
ve güneş doğarken güneş doğarken 
otomatik silahlarla biçilir üniversitelilerle işçiler 
akasya ağaçları bulvarın 
pencereler balkondaki saksılar 
ve güneş doğarken devlet adamı 
konağına döner bir ziyafetten 
ve güneş doğarken kuşlar ötüşür 
ve güneş doğarken güneş doğarken 
genç bir ana bebesini emzirir 

işler atom reaktörleri işler 
yapma aylar geçer güneş doğarken 
ve güneş doğarken ben bir geceyi 
bir uzun geceyi gene uykusuz 
ağrılar içinde geçirmişimdir 
düşünmüşümdür hasretliği ölümü 
seni memleketi düşünmüşümdür 
seni memleketi dünyamızı. 

işler atom reaktörleri işler 
yapma aylar geçer güneş doğarken 
ve güneş doğarken hiç umut yokmu 
umut umut umut...
umut insanda.

nazım hikmet .

23 yorum:

Ayşe dedi ki...

Daha bugun derste tecavuz konusunu isledim. Herkes bunun patolojik bir olgu oldugunu dusunuyordu... Tabii ki patolojik ama patoloji kelimeyi oyle biyoloji tip yuklu ki. Sosyolojik aciklamasi guc (power relations) ve erkeklikle (yani masculinity) ile ilgili. Dunya toplumlarinin cogu erkekligi guc ve dominance (Turkcesi'ni bulamadim simdi, ozur diliyorum) ile tanimladiklari icin tecavuz adeta normallesiyor. (Ben normal demiyorum, aman diyeyim yanlis anlamayin), ama bunlar (erkeklik/kadinlik-masculinity/femininity) socially constructed (yani toplum tarafindan tanimlanmis ve hayatimiza yerlesmis) birer kavram, ve bu gibi guc farkliliklarini degistirmek ancak bu kavramlarin tanimini degistirmekle olabilir.

kirazsevdasi dedi ki...

ısrarla okumayi reddediyorum o olaylari. okursam ne hale gelecegimi bildigimden. okumasam da, duyduklarim kadari ile tahmin edebiliyorum sadece.
gerci okumamak care mi? hayir tabiki biliyorum.
cok yorgunum bu insanlar hakkinda cok...

aysema dedi ki...

Çocuk doğar doğmaz, hatta anne karnındayken başlıyor. Eğitimli insanlar bile toplumsal dayatmaların etkisinde yazık ki...

Doktor soruyor: Kız mı erkek mi istiyorsunuz?
Ben: Hayırlısı diyorum.
Doktor: O zaman babaannesiniz ve erkek istiyorsunuz aslında!
Ben: Hayır anneaneyim ve gerçekten fark etmiyor, insan olsun yeter ki, diyorum...

Tüm insani niteliklerinin önüne geçiyorsa erkeklik, sorun bebeklikte başlıyor.

Göster amcalara pipini!!!!

Ve sonra, sonra:

İnsanlığıma söz ettiririm, erkekliğime ettirmem! Neden?

Erkek adam bunu yapmaz! Kadınlar adam değil, insan değil, erkeğin elinin kiri, sırtından sopayı karnından sıpayı...

"Sıpa" denilen de çocuk!

Bilim adamı deriz, bilim insanı demeye dilimiz zor döner...

İnsan yetiştirmeye çalışmadığımız sürece, korkuyla baskıyla sindirdiğimiz sürece çocuklarımızı, yalanlarla dolanlarla kandırıldığımız, kandırdığımız sürece çok canımız yanacak.

Bebeklerden katil,sapık yetiştireceğiz.

Sesimizi yükseltmediğimiz sürece de bu tiplerin hayvani duygularına yem olmuş çocuk, insan öykülerine hep birlikte ağlayacağız...


(Lütfen ilaçlarınızı zamanında alın ve kendinize iyi bakın.Bizler için çok değerlisiniz. Sizleri çok seviyoruz.)

NİHAN dedi ki...

ne zamandır okumuyordum bu şiiri ve tüylerim diken diken okudum.. ne kadar da örtüşmüş hissettiklerinle... sanırım sözün bittiği yer.

zühra dedi ki...

Siirt te özellikle son günlerde okuduğumuz, izlediğimiz tecavüz ve cinayet olayları tarif edilemez bir olay. Olayı yapanların( adını bile telaffuz edemiyorum)çoğu çocuk, olayın mağdurları çocuk. Daha çocuk yaşta bu nedir anlayamıyorum.
Hele dün izlediğim vahşet...3- 4 yaşlarında 2 kız çocuğu, onu canavarların ellerine veren 14 yaşında başka bir kız çocuk. Defalarca yapılan te... sonra boğarak öldürüyorlar.
Bu olayı yapanlar şu anda serbestmiş. Ailelerine teslim edilmiş.
Nimet Çubukçu da bu olayın tekrar gündeme getirilmesine sinirleniyormuş.
Bu çocuklar gelecekte nasıl bir hayat kurabilir, nasıl faydalı olabilir, bu yaşanılanları ne temizleyebilir?
Ki bu olay gibi gün ışığına çıkmamış binlerce kaybolan hayatlar vardır yurdumda.
Sözlenecek hiç bir şey yok.
Allah gerçekten akıl fikir versin çocuklarımıza, merhamet versin...

meltem dedi ki...

Ne zaman insanlar boyle kotu oldu? Yoksa hep boylemiydiler? Siirt'te olanlari ogrendigimden beri midem ayakti, sinirlerim gergin, kabuslar goruyorum. Bence bu olaylar bir cografya ile sinirli degil ama sadece buzulun tepesi.
Dun aksam Turkan Saylan'in kitabini bitirdim biraz moral oldu onun basardiklari ama sonra kendi kendime dedim aglayarak kisisel cabalarla derneklerle bu is cozulecek mi? Sorunun kokune inilmeden? O vahsi ortamda buyuyen erkek cocuklara canlinin degeri ogretilecek mi? Kiz erkek bitki hayvan ayirtmadan. Hukumetler simdiye kadar ne yapti, simdiden sonra ne yapmayi dusunuyor. Bilgi cagi oldu mertlik bozuldu. artik orada olan biteni dunya duyuyor. Duymasa birakirdilar kendi hallerine
Turkiye'de bunlar olurken basbakanimizin esi Bruksel'e gelip Turkiye'de AB surecinde kadini anlatacak. Siirt konusunda ne diyecek merak ediyorum, ne de olsa kendi memleketi.

k.i.s.d. dedi ki...

Özgürüm, öyle bi dağılmışım ki bu Siirt meselesi üzerine... Ki yenilerde buradaki öğretmen arkadaşlardan da malesef benzer bir hikaye duydum üzeri örtülen. Yapan kişinin bilindiği ama hiç bi hal edilemediği... Dedik illegal bir ekip lazım yapanlara hak ettikleri cezayu verecek. Hapis cezası yaşanan insanlık dışı suça ceza olabilir mi? Kararan onlarca hayatın, yaşanmamış çocuklukların bedeli olabilir mi?

Lanet olsun be. Çarşafların ardında saklanan karanlıklara lanet olsun.

FADİŞ dedi ki...

Bir yandan kurarken kalemizi diğer yandan yıkılıyor surlar. Bir anne, bir kadın, bir insan olarak ben üzgün, yılgın bitkin düşmüşüm okuduklarımdan. Evet, o çocukları, o masumları koruyamadık, bütün toplum sorumlu olanlardan. Bu nasıl bir zihniyet demeyeceğim, bu çirkinliği tekrar tarif etmeyeceğim. Uyanın ey millet, açın gözlerinizi. Bu çirkinlik, bu kötülük nasıl bu kadar sıradanlaşır, iki gün sonra unutulacak mı bütün olanlar. Peki bundan sonra çocuklarımıza ne olacak, nasıl korunacak, tekrar kim inşa edecek öz güvenlerini, tekrar güldürebilecek miyiz gözlerini? İnsan etrafında olup bitenlerden kendini soyutlayabilir mi, bunlar olurken mutlu olabilir mi?

banu dedi ki...

Yolda bebek bakım odasının olmadığı durumlarda girip mescitte alt değiştiriyordum, bebeğimin bakımını yapıyordum.

Bu yaşananlar, duyduklarımız ve duyamadıklarımız, toplumun ruh sağlığının göstergesi; toplu cinnet vakası....

Filmlerin de, internetin de, haberlerin de kaynağı büyüklerin yaşantıları değil mi? Bu ülkede CNN Türk gibi bir kanal atların çiftleşmesini manidar espriler ile tecavüz haberi olarak yayınlıyor. Tecavüz doğanın bir parçası, tüm erkeklerin doğal içgüdüsüymüş gibi meşrulaştırılıyor.
Sonra bir büyük çocuk, minik bebeğe tecavüz ediyor, öldürüyor, dönüyor - güdülerimize hakim olamadık ama... - diye kendini savunuyor. Güdüne sıçayım. insan olmanın farkı ve şartıdır güdüne sahip olmak. insanlık kayboluyor bir yerlerde ya... ben ona dayanamıyorum.

olmadık işler peşinde dedi ki...

ilk haberi biliyorum ikincisinden bilerek kaçıyorum köşe bucak. ruhum daralıyor, bir el boğazımı sıkıp diğer elini göğsüme sokup kalbimi parçalıyor sanki...

o kızlara değen elleri yakmak, çocuk ruhunu deşen yerlerini(!) de kopartarak köpeklere atmak istiyorum... intihar ederler umarım....

Anne ve Bebisi dedi ki...

kaç git buralardannn diye hissettim ilk okuduğumda..

nereye gideceksin ki ozgur annecim? Gel buyur Ingiltere'ye, 13 yasinda cocuklar 3 yasindakilere tecavuz edip olduruyor burada da..

1, 2, 3..5.. yasindaki bebeler, cocuklar kendi anne babalarinin ellerinde iskenceye ugrayarak, dolaplara kapatilip acliga terk edilerek, yakilarak can veriyorlar burada..

Herkes ayni yerden giriyor, bastirilan cinsellik, din, islam.. 6 yasinda baslayan seks egitimi, her an, her yerde yasanabilen cinsel ozgurluk, asla yadirganmayan ve yadsinmayan 13 yasindaki kucuk anne ve babalar.. Ancak ayni tecavuzler, ayni iskenceler, ayni vahset.. Islam yok, din yok, serbest cinsellik, ozgurluk falan filan.. ancak degisen hic bir sey yok.

Kotu zamanlardayiz ve dunyanin dort bir kosesi bu kotulukten payini aliyor. Din, kultur, egitim ayirmadan..

Ozgur dedi ki...

Ayşe, ne kadar doğru. Bu hikaye bana Pippa Bacca'yı da hatırlattı. Cinsel açlık filan değil. Adam sırf yapabileceği için, sırf kaşısındakini aciz gördüğü için yaptı. "Şeyleştiren" bakış açısı. Karşıdakini insan olmaktan çıkaran, bir eşya, bir mal olarak gören bakış açısı. "Erkekliğe" "pipiye" tapınmanın sonuçları.

Olay güdü filan değil, son derece planlı, organize. Kanı dnduran o sapık diyip geçemiyorsun.

Ozgur dedi ki...

Kiraz sevdası:(((

Aysema, malesef:(

Nihan, :(

Zühra, olay vahim, diğer olay da 2 kıza 2 yıl boyunca 100 kişinin tecavüzü, bir o kadar vahim...

Ozgur dedi ki...

Meltem... Sorun tek boyutlu değil. Şiddetin sıradanlaşması...

Ozgur dedi ki...

k.i.s.d, çok fazla olay var. İnsan duymamak, bilmemek istiyor... Lanet olsun.:(

Ozgur dedi ki...

Fadiş, düşün düşün çıkamıyorum işin içinden. Ne onları anlayabiliyorum, ne diğerlerini...

Ozgur dedi ki...

Banu, bence hepsi birbirine bağlı... O kadar haklısın ki...

Ozgur dedi ki...

OIP... Ne diyeceğimi bilemiyorum.

Ozgur dedi ki...

Anne ve Bebişi, oralara gelmek istemediğim kesin. Gitmek istediğim bir ülke değil. Başka türlü bir yer, bu bir his... Yoksa memleketim berbat da ABD örneğin daha mı iyi. Hayır.

Ben bunun suçu islamda, çare serbest cinsellik vs gibi düşünmüyorum. Öyle de söylemedim. Tam tersine. Merhametin, vicdan azabının olmadığı yer de din yoktur diyorum. İster ilahi, ister dünyevi olsun çocukları yetiştirirken verdiğimiz ahlaki bilinç çok önemli diyorum. İnsanı doğadan ayıran fark ahlak diye bir kavrama sahip olmasıdır. Zayıfı kollamasıdır, orman kanununa teslim olmamasıdır diyorum.

Sen dini ritüllere hapsedersen, burada ya da ingilterede ya da dünyanın bir yerinde... Vicdan azabı, ahlak kavramlarını çocuklukta veremezsen bozulmanın çözülmenin önüne geçemezsin. Mış gibi yaparsın, kendi vicdanını rahatlatacak yöntemlere güvenirsin. "İki kıza tecavüz ettim ama bu yanıma kar kalacak" diyebilirsin. Empati, merhamet, vicdan... Dünyanınn neresinde olursa olsun, bunların iptali insanlığın iptalidir.

Bu sorunun kolay bir yanıtı yok. Şiddeti içselleştiren, sıradanlaştıran bir hastalık içindeyiz. Gücü yeten yetene... Orman kanununa dönüş gibi bir şey.

Sevgiler.

GüCüBe dedi ki...

Çok çok üzücü haberini bile okuyamazken...., rezillikleri ortaya çıkaranların suçlu olduğu memelekette çocuk yetiştirmek tekrar tekrar düşündürüyor, korkutuyor.

Evren dedi ki...

Ben de kose bucak kaciyordum bu haberden. Yenilir yutulur bir lokma degil cunku bu, demirden!!! Aysema'nin sozlerine katiliyorum, anne karnindayken basliyor bu, bebeklikten. Bir bebekten katil yaratan, sapik yaratan karanliklara isyanim ben de, lanet olsun diyorum, LANET OLSUN!

Açalya dedi ki...

Vali, belediye baskani, emniyet, esnaf, aileler, herkes ama herkes bu iki olayi saklamis, kendi aralarinda halletmis, danışıklı dövüşüklü bir pislik! Benim kafam zonkluyor!

İlknur dedi ki...

Neye yanayim bilmiyorum ki. Ahlaksizlik gercekten diz boyu. Bunun dinle, kulturle, irkla zerre kadar ilgisi yok. Cocuklar eskiden de mi bu kadar taciz ediliyordu da medya agi bu kadar guclu olmadigindan bizim mi haberimiz olmuyordu yoksa bu ahlaksizlik yeni mi artti bilmiyorum.

Bu olaylara hadi bir kulp bul. HBBAin dedigi gibi munferit de kilifini uydur da. Bugun okudugum habere ne kulp bulursun bilmiyorum. Belediye baskani cikiyor. Efendim hepimiz akrabayiz biz olayi aramizda cozduk kapattik diyor. Neyi kapatiyorsun. O kadar kolay mi? Ortada tecavuz var cinayet var. Bir de marifetmis gibi efendim kan davasi cikmamismis. Adamin basari saydigina bak. Huzurlarini bozmasinmis kimse. Yarin obur gun bu is bu sicakligini yitirsin. Tecavuze ugrayan cocuklari da bir sekilde ortadan kaldirip onun da ustunu kapatirlar. Ne de olsa namus onemli sey boyle bir leke ile aileleri nasil yasasin. Ne diyeyim utaniyorum insanligimdan. Bir yerlerde boyle insanlar oldugunu bile bile cocuk yetistirmekten korkuyorum. Bu tarz insanlarin olmelerini degilse bile hic dogmamis bu dunyaya gelmemis olmalarini diliyorum sadece.