19 Nis 2010

Uykudan Önce...

Tam yatmaya gidiyordum ki gene bir şeyler dürttü kendimi burda buldum. İnsan tuhaf bir varlık, en tuhafı da sürekli alışmak ve bir önceki durum herneyse hemen unutmak. Hastayken sağlığı, iyiyken hastalığı unutmak. Mesela sevgili Çin'deyken hafta sonları zordu. Şimdi burada. Gece o kalktı, üstüne sabah da o kalktı. Ben de uyudum. Mesela o zaman azılar geliyordu ve her gece ayaktaydım. Artık kesintisiz uyuyoruz uzun zamandır (babası geldiğinden beri). Dün bir ara uyandı, ben de uyanmıştım, benim sesime mi bilmem.

Sabah uykumu aldığım için, biraz da ilaçların etkisiyle güzel bir gün geçirdik. Halsizim hala toparlanamadım. Ela çok neşeli. Oyuncak gitarını çaldık biraz. Aldığı gibi omzuna asıyor sonra da doo doo dooo diyerek şarkı söylüyor. Adam gibi bir gitar filan bulmalı. Sezen ablamızın 17 günlükken getirdiği gitar bu. Görünce dayanamamış, doğuştan rockcıyız. Sonra bana verdi, bende beceri olmadığından dudaklarımla smoke on the water yaparak tıngırdattım. Baktım kız bişeyi işaret ediyor. Göremedim. Aldı verdi penayı elime. Daha önce oynadılar mı acaba, belki de oynadılar ablayla benim haberim yok. Nerden bilecek penayı.

Çok değişti. Yüz ifadelerinden anlıyorum. İki kelimeli cümleler arttı ama ötesi var. İçerde, gözlerin gerisinde bir şeyler oluyor. Arka sinapslerde neler oluyor? Bağlantılar, bağlantılar. El becerileri çok arttı. Keramer mercimek oyununda mıdır bilmem, iki eli neredeyse eşit kullanıyor. Sağ el, sol el 2-3 yaşına kadar kesin belli olmazmış. Bazı çocuklar 5-6 yaşına kadar iki eli de eşit kullanır, sonra karar verirmiş. El tercihi büyük ölçüde genetikmiş. Sağ elimle yazmama rağmen, sol elimle yaptığım pek çok iş vardır benim. İki el becerisinden çok, iki el beceriksizliği gibi bir durumum var. Sağ elle yazarım ama yazım kargacık burgacıktır. Sol elle ütü yaparım ama yapmasam keşke gibi gibi. Bakalım Ela nasıl olacak. Kaşığı iki eliyle de çok rahat tutuyor. (Maşallah)

Bazı anlar var... Yazıya gelmiyor. Bunu yazayım mutlaka diyorum olmuyor. Bugün bir gülüşü vardı, uzaktan ellerimi gıdıklar gibi yapıyorum gülüyor. Evde kovalamaca oynarken bir anda koşup kollarıma atılıyor filan. Halsizken, yorgunken bile... Bir an hiç beklemediğim bir anda öptü beni. Beni öpmez oysa. Toplasan kaç kere öptü bilmiyorum. Bir anda muck yanağımda. Deli oldum.

Yıldönümlerini hep unuturum. Tarihlerle aram kötü. Birden Nisan olduğunu farkettim. Son iki yıldır her şey ne kadar farklı. İki yıl önce bu zamanlar hamileydim, ilk günleri. 29 Nisan'da başlamışım blogu yazmaya, henüz emin değilken. Son iki yıldır gündemimizin baş köşesinde oturuyor minik.

Salı günü yollara düşüyoruz. Havalar güzel olsun, ağaç, orman, çimen, park. Deniz kokusu. Belki kumsala bile gider kumlarla oynarız.

İlk başta kimselere söylemeyeceğim diye başlamıştım yazmaya. Şimdi o kadar çok blogdan tanıdığım arkadaşım var ki. Blog ödülleri filan derken okuyucu sayısı da arttı. Eskiden işte ben okuyorum, sevgili, annem, babam, kardeşim, bengi, ayşe, kiraz, yeliz, filiz diye sayabilirken şimdi bir günde büyük sayılar görüyorum analyticste. Heyecan verici. Her biri bir insan. Her biri bir tanıdık. Geriye dönüp bir baştan okusam neler demişim diye düşünüyorum bazen. Sonra bırakıyorum. Daha vakti değil demek ki.

Gecenin canlılığı. Sabahlamak ne güzel şeydir. Bir kitaba dalıp güneşi görmek, bir işe dalıp aa güneş mi doğmuş demek, ya da bir oyun başında şaşalamak... Uzun zamandır yapmadım. Enerjimi kızıma ayırıyorum, sabahları ona denk düşebilmek için. Gülebilmek için. İçimden kitaplara gömülüp çıkmamak geliyor. O kadar işim var ki bir yandan. Elime güzel bir roman düştüğünde biraz izin ver şunu da yapıp okuyacağım seni demek istiyorum. Sonra olmuyor.

Memlekete gidince Ela'yı anneanneye emanet edip eski odamda kitaplara dalasım var azıcık. Olur mu dersiniz?

Unutuş...
Bu yazıyı yazmamın asıl amacı şudur: Ortaokula geldiğinde Ela gece bir kitap okumak için uykusuz kalırsa ona uyu kızım demeyeceğim.

14 yorum:

Ayşe dedi ki...

annanenin bu fikre hayir diyecegini hic sanmiyorum....

sinapslar baglaniyor di mi... inanilmaz bisi olsa gerek butun bunlari hergun gormek....

sana ilk biraktigim yorumu, Elos'u gormeye geldigimi falan hatirliyorum da, nasil da geciyor zaman...

opuyorum, iyi yolculuklar size... Annaneye de selamlar, sevgiler.

Mehtap dedi ki...

Özgüranne Türkiye'ye gittiğimde bol bol kitap okurum YH ananesiyle oynarken dedim lakin değil kitap okumak yeri geldi tuvalete bile zor gittim. (Moralini bozmak gibi olmasın)Ben yapamadım umarım sen yaparsın.
İyi yolculuklar
Sevgiler

aysema dedi ki...

Bak nöbetçi anneane güzellerinin gelişi için hazırlık yapıyor. Uyumadan bir bakayım dedim, iyi ki bakmışım. Bu arada anasına bak, kızını... ha haa ha!

Burada büyük bir gitar var, unuttun mu? Alıp götürün, Ela Hanım çalsın söylesin...

Gel gel, istediğin kadar oku,yaz kitaplığım emrinde... Planlar hazır, her türlü yaramazlığı yapmaya canatıyoruz biz.

Çok özledik, çoook... Bizim yerimize birbirinizi öpün. Sizi seviyoruz...

Sevgili Ayşe,
Sana da sevgilerimi gönderiyorum.

FADİŞ dedi ki...

Dilerim her şey planladığın gibi gerçekleşir, güzel bir tatil yaşarsın sevdiklerinle. Her annenin isteyip te okuyamadığı kitap, seyredemediği film, göremediği arkadaşları oluyor ama biricik yavrularımızla ilgilenirken bazen suya hasret kalmış gibi oluyorsak ta kitaplarımıza, uzaktan uzaktan kitaplarımızla bakışsak ta çocuklarımızla çok mutluyuz. Allah onlara sağlık ve mutluluk versin bizlerle birlikte. İyi yolculuklar Özgür Anne.

e. t. dedi ki...

yazıyı yazma sebebiniz ne güzelmiş.
bencede sakın uyu demeyim ;)

Benim gece yatmamak değil de, elimde kitapla, sabah yataktan çıkmadan akşamı etmişliğim bile vardır. ne yemek ne içmek :)
Ahhh bende o sınırsız ve sorumsuzca okuduğum günleri nasıl özledim....

acaba tekrar kısmet olur mu ki?

banu dedi ki...

günlerdir çok özledim okumayı diye düşünürken içimden geçenleri yazıverdin
ben de uyu demeyen annelerden olmak istiyorum
ve görünen performansın çok iyi yazılar için bile epey zamana ihtiyacın var ve sen organize olup aklından geçenleri yazıya dökebiliyorsun
süpersin

banu dedi ki...

günlerdir çok özledim okumayı diye düşünürken içimden geçenleri yazıverdin
ben de uyu demeyen annelerden olmak istiyorum
ve görünen performansın çok iyi yazılar için bile epey zamana ihtiyacın var ve sen organize olup aklından geçenleri yazıya dökebiliyorsun
süpersin

gunebakan dedi ki...

canım çok imrendim size.
hava da müthiş. içeride kalma, al kitabını at kendini dışarıya.
eloşla seve seve ilgilecenekler nasılsa. sen şımartılmanın tadına var doya doya...
otobüs yolculuğu konusunda hiç yapmadım ama ben bizim büyük kuzuya her uzun yol öncesi birkaç oyuncak alırdım. birkaç da kitap. kriz anlarında bunlarla zaman kazanırdım. yeni birşey nereden baksan 1 saat kazandırıyor.şimdiden iyi yolculuklar

yeliz dedi ki...

bir kitabı bitiresiye kadar, tuvalette, yemek yaparken yerken... hiç elimden düşürmediğimi hatırlıyorum, eskide kalmış gibi, şimdi sadece Arca uyurken.

Ozgur dedi ki...

Ayşe o snapslara kurban:) Ya nasıl da geçti zaman. Bazen inanamıyorum. Çektiğim videoları tekrar izliyorum, inanamıyorum.

Mehtap, neden yapamadın? Bırakıp gitmek mi zor geldi?

Anne gitarı unutmuşum! Süper...

Fadiş, çok haklısın. :) Onlarla zaman geçirmek harika. Bakalım yine de biraz okusam diye geçiyor içimden. Özlemişim. Ana kuzusu olayım bakalım.

e.t., olur herhalde di mi. Neticede okula gidecekler:)

Banu, bakalım umarım olmam:) Olmayız.

Günebakan çok iyi fikir, yanıma eser ölçüde kitap, oyuncak alayım...

Yeliz, ben de öyle okurdum. Hala okuyorum aslında. Sabahlamanın tadını özledim. Sabaha kadar konuşmanın. ..

Evren dedi ki...

Özgüranne, daha iyi bir gitardan ziyade bir akord aleti alın derim ben. Yani akordsuz sesler yerleşmesin kulağına diye. Isterseniz ben burdan getireyim size bir tane.

Bu arada, iyi yolculuklar, deneyimlerinizi merakla bekliyorum, bizim de 15 günümüz kaldı, epey uzun bir yolculuğumuz olacak.

Eloş'un arka snapslerini yerim, sevgiler :)))

Mehtap dedi ki...

Yh orta kulak enfeksiyonu olmuştu. Bu sebepten tatilin bir buçuk haftasını epey sıkıntılı geçirdik.
Nurturiadan öğrendiğim kadarıyla Zonguldak'a gidiyormuşsunuz.
İyi yolculuklar

dağlar kızı dedi ki...

Şimdiden iyi yolculuklar, huzurlu dinlenmeler, sağlıklı eğlenmeler, bol gülüşler, kahkahalar, mis gibi mamalar, özlem gidermeler diliyorum.

Ne çabuk büyüyor bu kuzular bu arada gerçekten. Her anı ayrı bir zevk.

Kitap okumayı unutmak üzereyim ben de. Okuduklarımın da bebek üzerine olduğu düşünülürse, hala normal insan moduna dönemedim denebilir. Tez zamanda silkinip kendime gelmem, özüme dönmem gerek. Yazın ilham verdi Özgür, saol:)

Hülya'nın Tuna'sı dedi ki...

ela milup kataloğu mu okuyor :)
hımm yarın ne yesem acaba der gibi bakıyor şirine.
iyi yolculuklar şimdiden