20 Haz 2010

Hayatımdaki Babalar...

Önce babam vardı, sonra ben. Elele tutuşup maç izlemeye giderdik. Çaydanlığın altının kaynamasının üstteki harekete neden olduğunu ondan öğrendim. Hiç bir zaman beni "kız gibi" yetiştirme telaşına düşmemiş, her zaman desteklemiş, bana hep inanmış, hep güvenmiş, hep beğenmiş bir zamanların idealist genç mühendisi,  şimdilerin karizmatik, hala idealist ve ruhu genç dedesi. Bir edebiyat (ve edebiyatçı:)sever, bir okur, bir düşünür. Her zaman kızlarının yanında. Çok gurur duyuyorum onun kızı olduğum için. Çok şanslı hissediyorum kendimi. İyi ki varsın babacım, iyi ki babamsın. Ela çok şanslı böyle bir dedesi olduğu için.

Sonra kızımın babası geldi. Ben daha tanıştığımızda, o daha çıtır öğrenciyken biliyordum iyi bir baba olacağını. Henüz benim o çocukların annesi olacağımı bilmiyordum sadece. Ne zaman evlendik, Ela ne zaman geldi... Doğduğu günden beri emzirmek haricinde her işin içinde on parmağıyla, iki eli ve ayağıyla. Emzirirken de canım sıkılmasın diye yanımda, sohbetimde. Mırıl mırıl bizim konuşmalarımızı dinleyerek emdi yavrum. Başka türlüsü olamazmış zaten. Of demez, yoruldum demez. Gel anneyi uyutalım der kızıma, başbaşa dolaşırlar. Hani uyurken bile kulağım hem Ela da ya, rahat uyuyayım diye. Çok incedir, çok düşüncelidir. Kızının yiyip yemediğini benden daha iyi bilir:) Yeterince balık yemediğini düşünürse huzursuzlanır. Kitaplarını özenle seçer. Onları beraber gördükçe aşkım kabarır. Çok mutlu olurum. Kızımın da benim gibi şanslı olduğunu bilirim.

Kayınpederim var bir de. Nasıl bir baba olduğunu gözlemleyemedim, yoktum o zamanlar ben. Ama çok iyi bir dede olduğunu biliyorum. Babama benziyor çok. Aynı analitik zeka, aynı idealist ruh. Kızım o kadar şanslı ki dededen yana. Hayatındaki erkekler yaş kaç olursa olsun geleceğe inanan aydınlık insanlar. Önemli olan da bu değil mi. Bizler geçip gittiğimizde hayat kalacak, çocuklarımız ve torunlarımız ve oralarda bıraktığımız izlerimiz.

Kendi dedelerimi çok sevdim ben. Çok zaman geçirdim. Balıkçı dedemi geçtiğimiz yıllarda kaybettik. Ela için aldığı hediyeyi veremeden gitti canım dedem. Düşünmüş ya, varlığını biliyordu ya diyoruz. Diğer dedem, Şerif dedem, canım dedem. Çok duyarlı, incecik bir ruh. Her an aklımda, kalbimde. Ela'yı görmeye geldi, oynadılar, görüştüler. Tekrar bekliyoruz gelmesini, bu yaz inşallah tekrar oynayacağız, tekrar sohbetler edeceğiz. Konuşmaya doyamazsın, bir tanedir dedecim. Kucağında direksiyon salladığım dedem:)

İşte böyle. Çok kişisel bir yazı oldu.

Böyle günler tehlikeli bir yandan. Babasını kaybetmişler var, yanında olamayanlar var. Yine de onlar bizim parçamız ve içimizdeler, kalbimizin en saklı yerindeler. Ben babamım, babam ben bazen.

iyi geceler.

babalar günün kutlu olsun babacım...

4 yorum:

beyza dedi ki...

çok güzel bir yazı ,her babayı özenle anlatmışsın,ben babamı kaybedeli 8 sene oldu ,acıya nasıl dayanırdım diyordum ,demekki dayanılıyormuş ,unutulmasada ...bence bir kaleyi içten anne yapar ,dışardan baba...hoş artık annler hem dıştan ,hem içten yapıyorlar ama ,olarda iyiki varlar ,iyiki babalarımızn kızı olmuşuz.....

Ayşe dedi ki...

of ozgurannem, neler yazmissin sen yine.... burda cok fena oldum ben. :...(

aysema dedi ki...

Şerif dedeye gösterdim yazını. Okudu, duygulandı,gözleri dolu dolu oldu. Başladı anlatmaya:

"Ne güzel günlerdi o." diye başladı, "Dede düütt!"le sürdürdü. Arabaya biner binmez,"Dede, aççç!" diye müzik istediğini ekledi.
Bir de resmi giysili bir kişiyi görünce çok korktuğunu, ona sıkı sıkı sarıldığını hatırladı...

Hepinizin yerine öpüyorum babamı. Dedeniz de hepinizi çok çok öptüğünü söylüyor. Sizleri seviyoruz.
Tüm babaların günü kutlu olsun.

anne kaleminden dedi ki...

hayatındaki babaların hep seninle olmasını diliyorum...