25 Tem 2010

Senden Benden Bizden...

Buralarda başı sonu belli yazılar yazma hevesim kursağımda kaldıkça kaldı. Onun yerine açık açık dedikodu yapacağım:)

Şu anda bir yandan çalışıyorum, bir yandan bloga bakıyorum. Arkadan serdar ortaç müziği geliyor. Her gün böyle değil. Bugün pek bir yaz tatili havası oldu. En popüler şarkılar çalıyor sanırım. Hiç birini bi kez olsun duymamışım. 

Ela sabah anane dedeyle denize gitti. Yüzecekmiş nerdeyse su kuşu. Ben göremedim, uyuyordum. 4 havhav dişinden 3ü çıktı. Biri zorluyor. Sabahlar uzak, bu sevda tuzak bana şeklinde geceler. Ama iyi ki annemler var, sağolsunlar sabah anane torun saatleri geçiriyorlar, ben de tembellik edebiliyorum. Sonrasında öğlen oluyor, yemek, uyku. Günler geçiyor. Bu haftasonu özgürbaba gelmedi. Haftaya daha uzun gelecek. Sabırla bekliyoruz.

Biraz kitap okuyabildim. Biraz haberlere bakabildim. Normal benliğim bu kadarla bile silkinip kendine gel kadın ne oluyor demeye başladı.

Anneliğin en zor yanı sorumluluk kısmı. Mesai bitiyor eve gitmiyorsun. Kafan, beynin, yüreğin, bedenin. Neyin var neyin yoksa bir yanı hep çocuğunun. Asla bir daha eskisi gibi bütün olamayacaksın belki de. Bu bölünmüşlük hali güzel bir yandan, bir yandan korkutucu. Çocuğuna senin bakmanla, annenin bakmasıyla, bakıcı olmasıyla, babasının sorumluluğuyla ilgili değil. Ela uyuduğunda hissettiğim bir huzur var. Bir yandan hayatta olduğumuz, sağlıklı olduğumuz için şükretmek gibi, bir yandan zihninde bir boşalma hissi. Artık zihnini bir konuya yüzde yüz akıtabilirmişsin gibi. 

Ela ağaçkakan, ahududu, boğa, popotatam(hipopotam) diyor. Doyunca doydum diyor. Kelimeler o kadar arttı ki yetişemiyorum. Dedesi tavla turnuvasına katıldı. Dedem (alkış) dedem (alkış) dedeeeemmm eller havaya. Çok komik, çok tatlı. Acayip sosyal, herkese gülücük, ablaların abilerin peşinde. 

Öğle uykusundayken belli belirsiz bi ses duyuyoruz yukardan, ama Ela'nın uyanmasına daha var. Sokaktan karpuzcu geçiyor, karpuzcuu diyor. Yukardan bi ses dayyduzzz daydduzzz. Fırladım, çıktım ki uyanmış, ayakta, dayduuuzz diye karpuzcuya bağırıyor. Bahçıvan geçerken de bahdaavaaan diye bağırıyor. Sebzeci, meyveciyi çağırıyor alıyoruz. Görev bilinci yüksek tavşan, karpuzcuyu kaçırmamızı istememiş. Çok komikti çok.

Bunu unutmayayım diyorum ve hemen unutuyorum. 

Bakıcı ablamız hasta olmuş. O da gelecekti ama gelemedi. Şimdi hastanede yatıyor. Aklımız onda. Kardeşimle sevgili gittiler ziyaretine. Böyle uzakta üzüldüm. Ama iyi olacak, çok ciddi değil. Umarım bir anda önce iyileşir Ela'nın ablası.

Aydede o kadar yakın ki.


5 yorum:

dikisdersi dedi ki...

anlarını yakalayamıyor bazen insan ,dişlerini yerim ben onun ,artık zerzevatçıyı çagırmaya başladıysa ,eve misafirde tutar yakında ,maşaallah ,nazardan korusun rabbim

Ayşe dedi ki...

offf. iyice tatlandi bu gorev bilinci yuksek karpuzcu tavsan.... masallah... valla ozledim sizi.

e. t. dedi ki...

Mesai bitiyor eve gitmiyorsun. Kafan, beynin, yüreğin, bedenin. Neyin var neyin yoksa bir yanı hep.....
Eminmisin Özgüranne!
mesai bitiyor mu?
annelerin bütün azaları işgal altında!!! dünyanın en güzel işgali bu olsa gerek :)

Cocukla Cocuk dedi ki...

Çocuklarımız uyuduğundaki hisselrimiz o kadr güzel anlatmışsın ki, zihnimizi %100 başka bir yere akıtabilmek. Konsantre olmak diyordum ben ama bu tanımı çok sevdim, çocukların uyku saatleri biraz gecikse ben de bir huzursuzluk başlıyor, geciktikçe sinire doğru ilerleyen, tamamen başka şeylere zihnimi başka konulara akıtabilmek için sabırsızlanmaktan dolayı.

sirâr dedi ki...

senden benden bizden mi dedi biri :)) buyrun benim. hatta daima ordan burdan şurdan! annelik işte, pause tuşu yok hiç.