26 Eyl 2010

Bize Kim Geldi Bilseniz...

Cuma günü ağır misafirimiz vardı. Daha onlar gelmeden önce Ela evde cevvbettt cevvvvdeeev cevvvdeeedd şeklinde çığırmaya başlamıştı... Sonra kendi izini süren deli ve onun izini süren dünyalar tatlısı oğlu Cevdet bize geldiler. Sohbet koyuydu, Cevdet çok ama çok tatlıydı. Ela ile güzel anlaştılar.Tadına doyamadık ailecek... Keşke yakın otursaydık dedik...
( Kızım fotoğraf makinası görür görmez hareketlendiği için bir doğru resim çekemedik tabi...)

Okul konusunu konuştuk. Nasıl bir eğitim istediğimizi. Aslında sorun okul seçiminden çok daha derin. Özel/devlet ikilemi de değil. Daha çok eğitim felsefesi gibi. Okumayı, yazmayı ve düşünen insanlar olarak, çocuklarımızın da bunlardan zevk almasını istiyoruz mesela. Konu derin.

Cevdet bey bir kısır severmiş onu öğrendik. Çok ilginç hareketleri var. Hiç bir yere tutunmadan kalkıyor mesela. Çok cin bir çocuk, bu yeni kuşak felaket zaten:) Onları beraber izlemek çok güzeldi. Ne kadar çok ortak kitabımız olduğunu tespit ettik kisd ile. (Pek şaşırmadık:) Sanal ortam filan derken gerçek dostlarla karşılaşmak ne güzel. Birbirimizi hiç tanımayabilirdik oysa.

Sonra trafiğe takılmamak için erken kalktılar. Doyamadık...


(Ela e-postalarını kontrol ediyor)

O gün misafir günümüzmüş, Erkin geldi bize sonrasında. Sonra biz kalktık onlara gittik. Ela ve Doğa yine çok güzel oynadılar. Doğa Ela'ya çoraplarını giydirdi. Oyuncaklarını paylaştı. Bir ara üçümüz top oynadık. Sonra Doğa'nın kuzeni Bora geldi. Evde üç çocuk, dört büyük, her yerde oyuncaklar:) Güzeldi. Artık daha sosyal olabiliyoruz, buna çok sevindik.

Bugün de öğleden sonra İkea'ya gittik. Ela'ya masa sandalye alacaktık. Tabi bir cumartesi günü ikeaya gitmeyeli çok olmuş! O ne kalabalık! Yalnız Ela çocuk reyonunda çok eğlendi. Açık alan anaokulu gibi bir şey. Her oyuncakla oynadı. Her tahtaya resim yaptı. Yemek kısmında, somon almıştık. Somonlarını yedi, ama asıl o dev brokoliyi tutup (limonlu bi de) ısıra ısıra yemesi görülmeye değerdi. Çevredekilerin ilginç bakışlarına hiç aldırmadı. Brokoliye ağaç, Ela'ya da zürafa dedik. Bu hoşuna gitti sanırım çünkü brokolilerin yapraklarını yedi, dallarını bıraktı:)



O kalabalığa dayanamayıp (aldıklarımızı bırakıp) çıktık. Daha sonra hafta içi sadece alışverişe gitmeye karar verdim. Gir/al/çık şeklinde. Nasıl bir insan seliydi... Kalabalığa dayanamıyorum, gürültü, koşturmaca. Ama burası İstanbul ve biz çocuklu bir aileyiz. Bugün bunu çok hissettim nedense. (Diğer herkesle aynı yöne yürüdüğümüz için olsa gerek) Sonra meydanda biraz oturduk. Yanımıza oturan 2.5 yaşındaki Yaren'le arkadaş oldu Ela. Sonra trene bindik, atlı karıncaya bindik. İnanılmaz geliyor bunlar. Ne kadar büyüdü? Bazen çok şaşırıyorum bu duruma.

Eve geldiğimizde biz perişandık, Ela cin gibiydi. Banyosunu yaptıktan sonra birden tam pamuk kız oldu, çok şeker oldu. Hadi yatalım mı diyince bay bayy diyip yatağa gitti. Dün gece huzursuz bir gece geçirmiştik. Umarım bu gece güzel uyur.

not: yarın babamın doğum günü... bu saat itibariyle yarın olduğuna göre böyle sanal sanal ben kutlayayım ilk dedim:) iyi ki doğdun babacım...

5 yorum:

Yazmak iyidir... dedi ki...

Hahah meydanda karşılaşacakmışız neredeyse :)

k.i.s.d. dedi ki...

Ay ben de yazdım, ben deee:) Fotoğrafın altına ikisinin de makinaya saldıkmak için ayağa kalkma telaşında olduğunu da yazmak lazım. Elektro-koalisyon bunlar.

Keşke Cevdet de uyusaydı da biraz daha kalsaydık... Taksiye bindiğimiz anda uyudu biliyor musun?

ilknur malcı dedi ki...

aaa ne guzel ikiniz adına sevindim

eminekartal dedi ki...

ay ne kadar çok büyümüssün sen Ela:) masallah sana

Ozgur dedi ki...

yazmak iyidir keske karsilassaymisiz, beni Ela@dan taniyabilirsiniz:P

kisd, ahh doyaamadik doyamadik....

ilknur, tesekkur ederiz:)

emine, cok hizli buyuyorlar di mi:)