29 Eyl 2010

Hırslı Anne

Bu toplumda hırs genelde olumsuz anlamlar içerir. Kötü bir şeydir hırs, insanları sürekli mutsuz eder, hayal kırıklığına uğratır vs. Zaten genelde de erkeklere yakıştırırlır. "Hırslı kadın" çok hoş karşılanmaz.

Halbuki bence insanın istediklerini gerçekleştirmek için çalışmasında, umut etmesinde hiç bir sakınca yok. Başkalarına bu yolda zarar vermedikçe, kendinle sınırlı kaldığın sürece faydalıdır üstelik. İşinde iyi olmak istersin, evinde iyi olmak istersin. Bu istek güzeldir. Belki birinci olmak istersin. Olabilirsin. Tek sorun birinci olarak kalmanın çok zor oluşudur. İyi olmak başarılabilir, oysa birinci olmak geçicidir. Bu sene güzellik kraliçesi olsan, seneye daha güzeli gelir. Sen ennnn iyi olsan da bir zaman sonra daha ennn iyisi gelecektir. O nedenle takıntı yapmadan "iyi olmayı istemek" boyutunda kaldığı sürece işe yarar. Kendinle yarıştığın sürece işe yarar. Sürekli birincii ben şeklinde gezersen yakın ve uzak çevreni yorduğun gibi, gereksiz bir ispat çabasına hapsolabilirsin.

Kadına yakışmaz. Anneye? Anneye hiç yakışmaz bizim toplumda. Anne dediğin sadece çocuğu için bir şeyler isteyen "müşfik/anaç/bağılayıcı/yumuşak"  biridir. Biz toplumca öyle olmasını isteriz. Peki olur mu? Hayır. Kadınlar erkeklerden daha "hırssız" değildirler. Sadece açık etmemeyi öğrenmişlerdir. Gizlerler. Hırslarını kendilerine bile itiraf etmezler. Mükemmel aile masalları, muhteşem romantik yemekler, çocukların sürekli birinci bennn halinde gezinmesi, yetinmemek, kendini övmek,... O hırslar çocuklara bulaşır sonra. O dev egoların yetiştirdiği mükemmel çocuklar, o çok akıllı çocuklar yıllarını psikiyatrist koltuğunda ya aslında bizim aile çok normaldi, çok mükemmeldi diye diye geçiren insanlar olurlar. Şanslılarsa! Eğer narsistik bir aileden geldiklerini anlayabilecek bir ortama düşmüşlerse. Ailemde tacizci yoktu, alkolik yoktu, dayak yemedim eeee ben neden böyleyim diye dolanırlar bir ömür boyu.Şanslı değillerse ailelerinin bitmeyen standartlarını tutturmaya çabasında debelenmeye devam. Asıl sorunun nerde olduğunu göremeyerek, bilemeyerek...

Şimdilerde ilk üç yıla odaklanma var. Detaylar o kadar artmış ki boğuluyoruz. Anne sütü, uyku, aldığı vitamin, şurup, anneden kopma, ayrılma, oyuncaklar, zeka gelişimi üç boyut... Bütün bunlar iyi güzel ama bunlarla egoyu şişirmemek gerekiyor. Mükemmel anne saplantısına girmemek gerekiyor. Kendini aşırı önemsemek ve o sözüm ona mükemmellik, o birinci ben halleri hedefin önündeki en büyük engel. Bu arada bir anne son derece standart gözüküp bir o kadar hırslı olabilir. Her kim ki durmaksızın başkalarının annelik hallerine karışmakta, en iyisini kendisi bilmektedir, bir dönüp kendine dikkatlice baksın. Haklı olmak/olmamak değil mesele. Kendi egon, kendi hırsın ve bunun yansımaları. Ara ara titreyip kendine gelmeli insan. Daha sonra başlıyor asıl sorunlar. Büyüdükçe, o senin minik bebeğin, seni mutlu etmek isteyen insandan bağımsız kontrol edilemeyeen bireye dönüştükçe.

O mükemmel resme uymaya çalışmak çok zor olabilir. Hele ki anne ve babanın duygusal ihtiyaçlarının karşılanması çocuğun duygusal ihtiyaçlarının önüne geçerse! Mükemmel olma ihtiyacı, ihtiyaç duyulma ihtiyacı, onaylanma ihtiyacı gibi. Anne/baba dediğin bunu bırakabildikleri ölçüde iyi anne baba. Odağı çocuğa verebildikleri sürece. Çocuğun duygusal ihtiyaçlarının zamansızlığa, korkuya, dinlememeye, önemsenmemeye anne ve babanın modlarına kurban gitmediği sürece.
.
Bu yazı yaz yaz bitmez. Şu kitabı tavsiye edeyim kaçayım. The Narcissistic Family

İyi anne, hırsına sahip çıkan annedir. Kendi sınırlarını bilen ve bunu çocuklarına yansıtmayan. Kendi şişik egosunu kontrol altına alabilen, örnek olabilen. Birinci bennn şarkısını susturabilen. Gerçekten birinci olduğunda bile.

6 yorum:

Hayat güzeldir.. dedi ki...

çok güzel anlatmışsınız kesinlikle katılıyorum, hırsımız bazen gerçek isteklerimizin ya da bizi mutlu edebilecek şeylerin önüne geçebiliyor, en kötüsü de annelik konusundaki hırs bence...
Teşekkürler, Pınar

Ayşe dedi ki...

+1, the Narcissism epidemic de guzeldi, Twenge'nin kitabi.

bu ilk 3 yil olayini ben de bir yerde okudum gecenlerde, acaba nerde? Gerci 7 cok gec de var.

Aslina bakarsan ozgurum, ilk 3 yil onemli, evet, bir suru motor, cognitive ve behavioral gelisim burada olusuyor. Ama 6-12, yani ilkokul yillari da cok onemli. Tez komitemden birisi cocuklarin "full dose of parenting" i 6-12 de aldiklarini soylemisti. Daha akillari erdigi icin, deger yargilari, aliskanliklar falan daha iyi oturuyor bu aralikta.

gutguturuna dedi ki...

ellerinize, yürüğinize sağlık çok güzel ifade etmişsiniz..

Yelish dedi ki...

kitap tavsiyesi icin tesekkurler
Bu ara gozume hirstan gozu donmus :)bir kac anne carpmisti ve ben de ayni koynuyu islemistim gecen gun.
Annelikte yarisa son ,paylasmaya devam diyorum ...

k.i.s.d. dedi ki...

Evet ya, evet, evet...
Bir de bişey diycem: Bazen etrafta görüp saptama yapıyorum, ayyy ne hısrlı kadın oha falan diyorum. Sonra aklıma geliyor, kendinde olmayan şeyi göremezsin!
Dönüp bir oha da kendime çekiyorum.
Çok alakasız dip not: İçinizdeki Öküze Oha Diyin isimli bir kitap vardı kişisel gelişim kitaplarıyla dalga geçen. Aklıma geldi birden.

Ösledik!

Adsız dedi ki...

Bugün oğlumun okulunda tatsız bir olay yaşadım.Dersleri kötüymüş.Sınıf birincisinin annesi ve öğretmen hanımın tavırları beni çok düşündürdü.
Okula başladığından beri hem o hem de ben çok yıprakdık.Zorlasan kötüsün zorlamasn yine kötü...
Bebek iken hiç emdi emmedi uyudu uyumadı hiç takılmazdım.Ama şimdi..
Çok iyi geldi bu yazı özgüranne,sevgiler.