1 Kas 2010

İyi ki Doğdun Nurturia...

Nurturia hayatımıza gireli bir yıl olmuş. Anlatması kolay değil.

Çocuk sahibi olmak insanı ait olduğu topluluklardan bir anda koparıp ıssız bir bölgeye atıyor sanki. Hamilelikte işaretlerini veriyor ama asıl doğum sonrası vuruyor. Siz o siz değilsiniz. Ne gece çıkayım, bi dolaşayım açılırım kalmış... Ne üç satır kitap okuyayım, düşüneyim. Özellikle ilk zamanlarda ara ara aklınıza ilginç düşünceler (bebek harici herhangi bir konu) geliyorsa muhtemelen yardım alıyorsunuz demektir.(anne/bakıcı/yardımcı:) Eğer yardımsız düşünebiliyorsanız sizi tebrik ediyorum. İlk zamanlar süt, kaka, uyku üçgenine ara ara eklenen bir de aşılar konusu vardı. Sarılık, hastane, süt, pompa, yetti mi, kilo aldı mı, kaka neden yeşil... derken. Gündelik sohbet çeyiz sandığının köşesine sinmiş. Memleket meselesi yeşil kakadan önemli değil... gibi geliyor. Sokaktan itfaye geçse kimin evi yanıyor demeden önce aman bebeğim uyanmasın diyen biraz bizmerkezcil bir dönem geçiriyor insan. Lohusa depresyonu filan da varsa tadından yenmez.

Bir anda "dışarıda akan hayata pencereden bakan" tadında hissedebiliyor insan kendini. İşe dönülüyor. Arkadaşlarla görüşülüyor fakat... İnsanın aklında olan diline vuruyor. Sosyal ortamlarda "çocuğumun kakasını anlatmamalıyım, anlatmamalıyım, sürekli ondan bahsetmemeliyim, haydi şimdi anlattığı şeyle ilgili bişey sor" derken buluyor insan kendini. Damdan düşenin halini damdan düşen anlıyor tek bir farkla. Çocuğu büyümüş olanlar o dönemleri unutmuş:) Çocuğu olmayan anlamıyor.

Daha beteri de var. Belki de annelerle görüşüyorsunuz ama onların hepsinin çocuğu mışıl mışıl uyuyor. Ninni bile söylemiyorlar yani uyusun diye. Evi de arşınlamıyorlar. Süt desen şırıl şırıl. Çocuklar zeka küpü. Tamam bizde bi sorun var herhalde demeden önce...

Nur hanım teyzeye bir sormak lazım. Nur Turia. Kendisi 7000+ nöron kümesinin sinerji oluşturmak için bir araya gelip senin çocuğunun derdine kafa yordukları mekanın sahibi teyze. Arada çay kahve yapar, yemek tarifi verir. Bir büyüğümüz, dert ortağımız. Şimdiki çocuklar harika mı girin bakın, anlatır.

Bir sosyoloji okumadığıma yanarım. Kaç tez çıkardı ordan şimdi kaç tez. İlla her insan kendine benzeyeni buluyor. Çeşitli şekillerde yaşamak mümkün. Güncelleme delisi olmak var. Başına her geleni yazan var. Onu okumayı seven var. Her soruya yanıt veren var. Hiç bir soruya yanıt vermeyen var.  Anı defterini sonuna kadar yazan var. Üşenip yazmayan da var. Delisi var, akıllısı var, genel müdürü var, bakıcısı var. Çeşitli meslek gruplarından, illerden, ülkelerden kadınlar ve erkekler. Babalar da var. (İyi ki...)

Ortak nokta, çocuklarına duydukları sevgi... Ona şüphe yok işte.

Nurturia daha da büyüsün isterim.
Kimseler bu olanaktan mahrum kalmasın isterim.

Okumadıysanız okuyun: anne salaklıkları... 

5 yorum:

Hülyanın Tunası dedi ki...

dün sabah taksimde patlama olmuş. akşam haberlerinde izlerken farkedip çok utandım. seyyar satıcılara, ramazan davulcularına eskiden tepkisizken şimdi imza toplayıp mahalleme girmesinler diyeceğim neredeyse. hakkaten ayrı bir insan formuyuz biz anne milleti. ve evet iyi ki nurturia var da bu zalak hallerimizde yalnız olmadığımızı hissediyoruz.

anneyazar dedi ki...

Özgür Annem yine harika bir yazı. Orada neden bulunduğumu bana hatırlatan bir yazı:)
Ayrıca bir sosyolog olarak seni sosyoloji bölümünde yüksek lisans yapmaya davet ediyorum. Zaten hep derim sosyal bilimler camiası seni sayısal bilimlere kaptırarak çok kan kaybetmiştir:)

ZEHRA dedi ki...

bu kadar güldüğüm bir yazı hatırlamıyorum.özellikle itfaiye arabasına hissedilenler :))
kesinlikle doğru,zaten annelikle ilgili yaşadığım ama kelimelere dökemediğim hislere tercüman oluyorsunuz.
bu yazıyı kocaya da okudum,güldük.
annelikle ilgili yazılarınızı çok beğeniyorum.
"annelik açık yaran varmış gibi"
bu cümle beni bitirmişti.
sağlıkla kalın.

Hande dedi ki...

Harika bir yazı olmuş özgüranneciğim. Nur Hanım teyze daha iyi anlatılamazdı:))

Benden Bizden dedi ki...

lohusalik kismi ayni simdiki ben.. gececek bugunler diyip ya sabir cekiyorum!