7 Oca 2011

Lohusalık Üzerine Sobe

Nietzsche'nin bir sözü vardı. Zerdüşt'te mi geçiyordu hatırlamıyorum. Az önce baktım bulamadım. Özetle der ki, sabah uyanıp da kitap okuyanın aklına şaşayım. Sabahları düşünmek ve yazmak içindir... Pek tutabildiğimiz bir öğüt değil. Sabahları okuduğumuz şeyler... Önemsiz epostalar, gazeteler, köşe yazıları..."Bize (ve tanıdığımız herkese:P) özel" alışveriş siteleri, haklarımız için olmasa da alışveriş amacıyla oluşturabildiğimiz gruplar... Bir de bloglar tabi. En çok blogları seviyorum sabahları okuyacaksam. Ama artık uyanır uyanmaz, okumayıp yazmaya ve düşünmeye çalışacağım. Bu da benim yeni yıl kararlarımdan olsun...

Bir sobe vardı, ertelemeden yazayım: DeryAze  sobelemiş.


1- Lohusalık denen hadise sizce tam olarak nedir?
2- Lohusalık içinde hormon dengesizliğini de barındıran bir şeyse neden 40 gün sürer gibi bir algı var toplumda sizce? Regl olamadığın, emzirme ile birlikte hormonların dağınık kaldığı süre boyunca sürmesi makul değil mi?
3- Sizin lohusalığınız (Hormonal dengesizlikler ve depresif olma halini kastediyorum hep lohusa derken) ne kadar sürdü?
4- Nasıl geçti, hep aynı şiddette miydi? Normale yavaş yavaş mı, birden mi döndünüz? Herp depresif, sinirli olacak şekilde mi etkiledi sizi, manik, aşırı enerjik anlarınız da oldu mu?
5- O dönem yanınızda, sizi gerçekten anlayan, destek olan eş, dost, arkadaşınız var mıydı? Yalnız mı geçirdiniz?
6- Eşinizle nasıl geçirdiniz bu süreci?

1- Lohusalık, insanın içinde taşıdığı yavrusu, dışarı çıkınca annede oluşan ruhsal dalgalanmalardır. Bir kısmı bedene, bir kısmı ruha aittir. Başlıca nedeni hormonlardır. Bebek sahibi olmuş annenin  yumuşamış kalbinin hassaslaşmış olmasıdır biraz. Yenidoğan çevresinde olmak, herkesi azıcık da olsa lohusa yapar.

2- Lohusalığın 18 ay sürdüğünü okumuştum. 40 gün kritik, gerisi görece daha sakin sanırım.

3- Ben tam anlamıyla depresif olmadım. Ara ara içeri gidip ühüü kimse beni anlamıyor diye ağlamışlığımı saymazsak. Ama nasıl diyim, ben hamile kalmadan önce öyle duygularına kapılmayan, aklı başında bi insandım. Aşırı hassas olmadığım gibi olanı da anlayamazdım, saçma gelirdi. Lohusalıkta anlar gibi oldum (Allah yardımcıları olsun:) O hassaslık uzun sürdü. Ana yüreği dayanmaz derler ya o herhalde. Sadece kendi çocuğun değil. Her çocuk senin çocuğun. Ölen her yavruda ağladım. Haber izleyemez oldum, okumayı bıraktım. Film izlemeden önce bana bakın sonu acıklıysa izlemem diye pazarlık ettim. Halbuki eskiden acıklı, hüzünlü, sert farketmez, severek izlerdim. O hassas hal fenaydı. Şimdi geçti mesela. Oh yine ben oldum:)

4- Aynı şiddette değildi. Zamanla azaldı. Depresif tam değildim, manik de olmadım. Ama yenidoğana bakmak, hele tek başına bakmaya kalkmak maniye benzer bir enerji gerektiriyor. Dönem dönem moral bozukluklarımız oldu. Diyelim anane gelmiş, bir iki hafta kalmış, artık eve dönüyor. O döndükten sonraki ilk gün aman Allah'ım... Ne zor geçerdi. Bi kere beden uyumaya alışmış, şımarmış, nazını çeken var, yediğin önünde yemediğin arkada, sana çok mantıklı gelen saçma sapan knuşmalarını dinlemiş, kızla oynamış, eğlenmişler... O gidince ertesi gün Eya huysuz olurdu. Ben uykusuz sersem olurdum. O gün zor geçerdi. Biz buna ananegittidepresyonu adını takmıştık. Sabahtan uyanır uyanmaz, bugün zor geçecek, o nedenle
  • çok kasmiyim, mesela Ela uyuynca ortalık toplamak yerine yatayım, 
  • neşeli müzik açayım, 
  • Ela'yla konuşurken kendimiz zorlayarak gülümseyeyim  (zorla gülümsemeyi deneyin, o kaslar beyini etkiliyor ve gülüyorsam iyiyyimdir mesajları gidiyor. Bir nevi kendini kandırma ama zararsız)
  • sevdiğim bir arkadaşımı arayayım
  • bugün neden böyle vb nedenler aramayayım. 
  • yarının güzel geçeceğine inanayım...
derdim. Gerçekten de ertesi gün güzel geçerdi. O gün de baştan nasılsa zor geçecek dediğimden aksiliklere üzülmek yerine, olan iyi şeylere sevinmeyi tercih ettiğim gün olurdu. Tavsiye ederim.

5- O dönem (bence)  çok anlaşılacak bir konu yok. İnsan kendisini tam anlamıyor ki başkasına anlatsın. Destek şart. Eşimden, annemden, babamdan, kayınvalidemden, kayınpederden çok destek gördüm. Kardeşimin desteği çok iyiydi. Eşim deli bu demeden bütün zırlamalarımı dinledi. Çok da iyi geldi. Kardeşimle ikisi gerçekten beni çok neşelendirdiler. Annem bütün evi sırtlandı taşıdı, elimi sıcak suya da soğuk suya da sokmadım 40 gün. Sonra kayınvalidem geldi. O dönemde mesela beni gerebilecek bir aile oluşumunu ustalıkla engelledi, moralim bozulmasın diye. O açıdan çok şanslı olduğumu düşünüyorum.

Ancak zaman içerisinde işler karışmaya başladı. Lohusalıktan mı bilmiyorum. Bebek olunca insan çocuğuyla beraber kendi kimliğini de baştan inşaya başlıyormuş. Farkındalığı yüksek insanlar çocukla birlikte bir kez daha büyüme fırsatını yakalıyormuş. Eski defterler çok açılıyor. Kendi çocukluğun, büyüklüğün, tekrar masaya yatıyor. Eski şeylere çok sinirlenir oluyorsun. Kapattım sandıkların açılıyor. İşte o noktada depresyon hırkasına bir göz kırpar gibi oluyorsun. Sonra ne gircem depresyona kendim uğraşcam, sinir krizi geçireyim onlar benle uğraşsın(şaka) moduna geçebiliyorsun. O durumda belki biraz psikolog/arkadaş desteği lazım. Açılan defterlerin buruşmuş kenarlarını ütülemek, yeniden düşünmek ve en önemlisi anne olmuşluğun getirdiği bilinçle, kendi çocukluğuna, kendi ilişkilerine de annelik ederek yeniden doğmak. Çok yazdım. Bu kısım cidden zor.

6. Eşimle güzel geçirdim. Hep destek, hep destek. Dinler, saçımı okşar, yeri gelince noliyy kadın der. En önemlisi ara ara gerilsek de bunun geçici olduğunu bilir ve hatırlatır. Bu önemli sanırım. Lohusalık geçici bir durumdur. Sabırla geçer. Gerçi ben tam lohusa sayılmadım ama tecrübelerim böyle.

sevgiler.

İlknur'u sobeliyorum.

3 yorum:

Deli Anne dedi ki...

Sabahları yazılır yazılmasına da etrafta henüz uyanmuş ve kahvaltı-mama bekleyen çocuklarla, bazen kocayla, kabarmış ev işleriyle zor be ya Niçem.. o tabi bir başına bi adam ister yazar ister ne dilerse yapar.. böügüü..

aysema dedi ki...

Sevgili Özgür'üm,
Bir ödülün var blogumda. Sevgilerimle...

Ozgur dedi ki...

deli anne, di miii di miii onun da vakti gelio ama sonra.


aysema'cığım, çok teşekkür ederim, ilgilenemedim tez zamanda...