30 Mar 2011

Kimlik Karmaşası : Değiş Tonton!!!

Çocuk sahibi olduktan sonra insan ciddi bir dönüşüm geçiriyor. Hamilelik dönemiyle ilgisi bile yok. Lohusalık annenin doğum sırasındaki ağlaması, bir uyum sağlama süreci. O nedenle sancılı. Sadece annelik değil... Hayattaki bütün değişimlerde sancılanıyoruz, ölüyoruz. Yeni bir ben doğuyor sonra.

Yeniden doğmak için eskinin ölmesi gerekir. Eskinin ölmesine izin vermek gerekir.

Yeni bir sektöre girmek... Ücretli işini bırakıp kendi işine girişmek... Aynı işyerinde başka bir göreve geçmek... Özellikle geçişler sıçrama şeklinde yaşanıyorsa hızlı dönüşüm demek. Yeni rolünüze adapte olmak bir çeşit lohusalık. Önce "a ne kadar güzel!" heyecanı. Sonra "ya eskisi daha mı iyiydi acaba ben ne yaptım sorgulaması". Sonra gelen uyum... Yeniliğe yer açış. Eğer eskiye tutunacağım diye uğraşmazanız daha kolay.

Bir kimlikten diğerine geçmek elbise değiştirmek kadar kolay olsaydı.... Ela mesela benim iş kıyafetlerimi tanıyor. Gömlek giydiğim anda, anne gene git kıyafetlerini gitmişsin diyor. Onun için git kıyafeti demek gömlek. Dışardan geldiğimde, "anne çıkar kıyafetlerini ev kıyafetlerini giy" buyuruyor. Çünkü onlar sıcak ve yumuşak. Çünkü onlar müşfik ve evcimen Kadife pantolon tshirt içindeyken ben, o kendini güvende hissediyor. Anne o kıyafeti giydiğinde "evde". Çalışsa bile evde. Gitmiyor. Genelde son dakika giyinmeye çalışıyorum. Çünkü beni öyle gördükçe, gitti mi, gidiyor mu endişesi oluyor.

Erkekler için nasıldır bilmiyorum. "Baba olmak iş hayatıyla çelişir mi, bir erkeğin çocuğu olmak üzereyken onu işe almalı mı, almamalı mı" gibi sorular olmadığı için onlar bu tarz kimlik sorunlarını rahat aşıyorlar gibi. Anne olmak, girişimci olmak, dağcı olmak, işveren olmak, çalışan olmak, sorumlu olmak, "teknik konularda çalışan kadın" olmak, yönetici olmak, evlat olmak, abla olmak, arkadaş olmak, dost olmak, ortak olmak... Kendin olmak var bi de. O nasıl bir şey?


Toplantıya ciddi giderim. Evde rahat kıyafetler. Pazara gideceksem paçoz, alışverişe gideceksem kokoş. Kendimken... Yeşil askılı elbisem. Hafif, rahat ve neşeli. Bir de mor gömleğim, tiril tiril bir ben.

Günde kaç kez kabuk değiştiriyorsunuz? Kaç kıyafetiniz var? Ordan oraya değişirken hangi renklerdesiniz? Değiş tonton olurken oyun hamurlarını andırıyor muyuz? Sancılanıyor muyuz yoksa bazen?


Sevgiler.

Bloguma dokunma!

Ps yazıyı yazdıktan sonra farkettim. Meğer kitubi'de de neredeyse aynı yazı yazılmış zamanında. Damla'ya selam ederim.  Hop hop hop değiş tonton

29 Mar 2011

İki Yaş Göz Doktoru Macerası ve Hiper bir Metrop...

Kısa bir mola aldım kendime. Hızlısından. Hayat çok hızlandı. Kelimeler cümlelere, cümleler hikayelere dönüşüyor Ela'nın dilinde. Sürekli anlatıyor, anlattırıyor. Hayatımız hikaye. Hayatımız şarkılar. Müzikalde yaşıyoruz sanki. Dans ediyoruz durmadan....

Gözlük Maceramız

Muayene 

Hayatımızda ciddi bir değişiklik oldu. Geçen hafta göz doktoruna gittik. Hep gidecektik gidecektik derken, hastalıklar araya girdi, gidemediydik. Bu defa randevu alındı. Ela, anneanne, ben gittik. Önce gülen surata benzer bir aletle uzaktan gözlere baktılar.
Öntanıymış.

Sonra doktorun yanına gittik. Doktor Ela'nın gözüne ışıkla baktı. Çok uyumluydu kızım. Dedi ki, "bir de xxx la (bilmiyorum o aletin adını) bakalım. Çok sakin çocuk, hiç sorun olmaz"

Bizi başka bir odaya aldılar. Çenemizi ve alnımızı dayayarak tek gözle baktığımız cihaz vardır ya hani. Onun çocuklar için olanına dayadı alnını Ela. Kendi deyimiyle, Kayyu teması çerçevesinde şekiller görmüş. Kedi, kız, ev vb. Buradan bir göz numarası çıktı. Daha sonra gözüne damla damlattılar. Damla göz bebeklerini büyüttü. Aynı cihaza tekrar alnını ve çenesini dayayarak Kayyu'ya, arkadaşı Clementine'e baktı Ela. Böylece tam numara belli olmuş oldu. Astiğmat ve hipermetrop. Annede göz tembelliği hikayesi olduğu için gözlük önerdi doktor. Astigmatlar eşit değil. Ela'da göz tembelliği yok. Olmaması için önlem olarak gözlük kullanacak. Göz tembelliği nedir?

Göz Tembelliği

Göz tembelliği gözün organ anlamında bozukluğu değil. Daha çok beyinin gözün gördüğünü yorumlayışı, ordan gelen verileri değerlendirişiyle ilgili bir durum. Bende var. Beyin sol gözle görmeye alışmış. Sağ gözü yormuyor. O da rahat rahat tembellik halinde takılıyor sol göz çalışırken. Astigmat olduğu zaman, görüntü belirli bir bulanıklık seviyesinde oluyor. Beyin onu elinden geldiğince düzeltmeye çalışıyor. Ya da kişi azıcık kafasını eğerek bakmaya alışıyor. Senin dünya görüşün o oluyor. Çarpıksa çarpık demek ki dünya diyorsun. Başkaları nasıl görüyor bilmiyorsun ki... Gözlük taktığın zaman "aa demek diğerleri böyle görüyormuş, bak sen" hisleri doluyor insana.

Bunun oluşmasını önlemek için gözlük takacak kuzum.

Pratik Hayat

Gözlüğü aldık. Kırmızı kemik çerçeve. Tel nedense rahatsız eder gibi geldi. Olmazsa sonra ona geçeriz, bununla bir alışsın dedik. Gerçi, kendi kemik gözlüklerimden nefret edişim dün gibi aklımda. İlkokul 1. Nineye benzedim ben diye düşünmüştüm. Üzücü.

Öte yandan erken tanı konması çok iyi. Göz tembelliği olmama ihtimali yüksek. Büyük ihtimalle hipermetrop miyopa dönermiş. Bende de öyle olmuştu. Olmasa iyiydi tabi ama olsun. Çok kötü bir durum sayılmaz. Gözlük, lens. Güzel gözlü fıstık. İyi haber, cidden yakıştı. İyice şirin bişi oldu.

Sorular varsa elimizden geldiğince yanıtlamak isteriz.

Not... dün bir doğum günündeydik. Giderek büyüyor çocuklar, çocuklarımız. Yaşasın. Bu sabah bir arkadaşımızı ziyarete gittik, çok eğlendik. Bir an arkadaşıma baktım ve anneliğiyle oğluşuyla gurur duydum. Çok garip bir his. Konuşması, sarılışı. İnsanın geleceğe inancı artıyor. Farkındalığı yüksek anneler lazım bize. Kendini bilen. Düşünen. Kendini bil... eğer böyle bir şey mümkünse.

İyi geceler...

26 Mar 2011

.

Kar yağıyordu rüyamda. Yamaçlar, dağlar arasındaydım. Yumuşacık kar. Hava soğuk değil. Zaten o diyarda hep kar yağarmış, öyle bir yerdeyiz. Benim evim, neyim yok. Oralarda gezermişim. Çünkü çok eski bir arkadaşım hapisteymiş. Koca hapishane sadece onun içinmiş, ondan başka kimse yokmuş. Onun benden başka kimsesi yokmuş. Sadece ben ziyarete gidiyorum. Gitmeyince oralarda geziniyorum. Görüşüyoruz biraz, üç kelime, beş kelime, o sonra geri dönüyor. Gidemiyorum da, kalamıyorum da. Anamın ilki olacağıma dağda tilki olaydım gibi bir hal.

gunlerimiz.

ne tasinmak geldi icimden. ne yazi yazmak. artik donelim ama ayrilik uzadi. ozledik yazmayi, okumayi. nurturia gecelerinde toplasiyoruz bazen. ela gozluk takacak. anlatacak cok sey...