23 May 2011

Anneler En İyisini Bilir (Mi Acaba???)

Daha kızım küçük, bazı açılardan en iyisini ben bilirim diye şişine şişine söyleyebilirim. Yine de doğru olmaz bu. En iyisini bazen ben de bilmem, doktor da bilmez, babası da bilmez, anneannesi de bilmez, dedesi de bilmez, Doğa da bilmez. Bazen en iyisini Ela bilir. Katılanlar?

Ve bunu 2.5 yaşındaki bir çocuk için söylüyorum. Örneğin karnım tok anne dediğinde. "Hayır, çocuğum aslında aç" demek, "senden iyi bilirim bunu" demek oluyor. Görece masum bir örnek. Ama sonra neler olacak büyüdükçe?

Yönlendirmek, manipüle etmek, istediğimiz doğrultuya itmek... Kimi zaman dış baskıyla (zorla), kimi zaman iç sansürünü güçlendirerek...

Dış sansür:"Olmaz dedim sana / Baban izin vermez."
İç sansür: "Annemle babam bana güveniyor, o nedenle çok zorlansam bile bunu yapmamalıyım çünkü o zaman üzülürler, zaten beni yetiştirirken neler çektiler bla bla bla..."

Bu mu istediğimiz? Mum gibi davranan, hata yapmayan, durmadan isteklerini bastıran, bas çalmak isterken doktor olan çocuklar mı? Ya da hiç bir yeteneği ve arzusu yokken piyano çalan çocuklar mı? Nedir istediğimiz?  Çoğunluk filmini izlediniz mi?

Bir anne bir blogda yazmış. Fantastik bir hayalinde çocuğuna aşk nasıl olur anlatacakmış büyüyünce (öyle olmaz böyle olur anlamında). Nasıl? Nasıl? Aşk nasıl anlatılır? Bilen bilir, bilmeyene anlatılamaz. Yani izninizle bırakınız çocuk aşkı da sizden öğrenmesin. Anne sevgisi tamam. Görerek öğrenir zaten de aşk? Çok iddalı değil mi yahu? Kendimizi ne sanıyoruz? Anne olduk diye "öğren, öğret, gürle coş" öğretmenleri mi olduk? Ellerini yıkamayı öğretiniz. Yardım istediğinde yardım ediniz. Sorduğu soruya cevap veriniz. Hastaysa doktora götürünüz. Ukalalık etmeyiniz. Bilmediğiniz konuda biliyormuş gibi yapmayınız.

Bazı kararların yaşı vardır, ona katılıyorum. Çocuk ne nasıl doğacağını seçebilir, ne hangi sütü içeceğini bebekken. Yaş ilerledikçe kararlar artar. Belki ilkokuluna o karar veremez, ama üniversitesine verebilir. Yaş büyüdükçe, anne ve babaların karar mekanizmalarından çekilmesi gerek.

En iyisini annelerin/babaların bileceği güveni nerden geliyor çok merak ediyorum. Tecrübe dediğimiz şey sadece yaşanmış yıllar bazen. Siz anca kendi koşullarınızı ve hayatınızı biliyorsunuz.Çocuklar büyüyene kadar bunun büyük bir kısmı geçersizleşmiş olacak. Bir çocuk doğurmuş ve büyütmüş olduğu otoriteyle evet yönlendirebilirsiniz bazen. Bu sorumluluğu alıyor musunuz? Eksik bilgiyle yorum yapmanın. Ya da "bir güzele gönül verdim anam istemedi" hallerinin. "İyilik mi bu bana, bende istek kalmadı."


İlkeleri öğretmek, zarar veren şeyleri anlatmak(sigara vs) ve disiplini öğretmek. Bunlar önemli. Disiplin derken, höt diyen yapıları kast etmiyorum. Eğer piyano çalmak istiyorsan, her gün biraz çalışmalısın. Disiplinden kastım bir amaca ulaşmak isteyen kişinin kendini gönüllü olarak o doğrultuda çaba göstermesi gerekliliği.

"Üzerine istediğimiz her şeyi yazacağımız boş bir sayfa" değil minikler. Bir şeyler yazıldığı kesin de onlar bizim bilincimiz dahilinde olmuyor. Çoğu şeyi bilerek doğuyorlar. Büyük kısmını zamanı geldiğinde yapıveriyorlar. Engel olmayalım, yoldan çekilelim.

Bazı şeylere onlar adına karar veriyoruz. Ama bu kararı vermiş olmamız ne bizi tek otorite yapar, ne de en doğrusunu bizim bildiğimizi gösterir. Bazı kararları onlardan ödünç alarak, onlar adına veriyoruz. Şu an koleje göndermek mi iyidir, devlet okuluna mı? Bunun kesin bir yanıtı yok. Elimizdeki bilgilere ve imkanlara göre bir tercih yapabilirsek yapıyoruz anca. O kadar.

12 yorum:

Ters Pabuçlar dedi ki...

sonuna kadar katılıyorum toplumca tek sorunumuz her konuda fikir sahibi olmamız çocukları oyun hamuruna çeviriyoruz büyüme sürecinde niye?herşeyi biliyoruz ya!herkonuda fikrimiz var ya!bu ülkede herkez karşısındakini şekillendirmeye uğraştığı kadar kendini yenilemeye çalışsa daha iyi olacağız eminim

Ozgur dedi ki...

Ters papuçlar, tam olarak tam olarak demek istediğim buydu, çok teşekkür ederim yorum için. evet oyun hamuru! kesinlikle çok doğru bir benzetme. sevgiler. önerinize katılıyorum.

jülide dedi ki...

Yine cok guzel bir yazı..Sadece anneleri istedi diye sevdiğinden vazgeçen(annelerinin uygun gördüğü aşk olmadığından),istediği mesleği seçemeyen o kadar çok örnek varki gözümün önünde..Hayat(en azından bildiğimiz kısmı) herkese bir kez verilen ve düşünüldüğünden de kısa bir zamman diliminde geçip gidiyor,bu süreçte herkesin istediğini en azından denemesine fırsat verilmeli..Hata veya başarısızlık bile olabilir sonu hiçbirşey denemeden en iyi öğrenilemez..Bir annenin Ben demiştim deme hakkı da yok,destek olma hakkı var..

Bap dedi ki...

harika bnir yazı olmuş :)ben oğlumda kızımda hep beni dinlesin istemem,sanki o zaman kişiliksiz insanlar yetiştirmiş gibi olacağımı düşünüyorum, bence gerektiğinde hayalleri ve istekleri uğruna yanlıiş bile yapacaksa çocuklar yapmalı,yaptıklarının arkasında da durmalı. Ama bunu hala eşime anlatamadım orası da ayrı :)

Evrim dedi ki...

Kaynana Semra blog tutmaya mı başlamış :) Hayır Ata aşık değilsin. Aşık olduğunda ben sana söylerim!!!

Eline sağlık çok güzel bir noktaya değinmişsin yine...

Ben Kızımın Delisiyim dedi ki...

Harika bir yazı olmuş, işte benim de en büyük korkum bu. Çocuğumun da bir birey olduğunun bilincinde olup kararlarına saygı duyan bir anne olmak istiyorum. Zorlamadan, baskı yapmadan, onun için doğru olanı ben daha iyi bilirim demeden..
Onun gelişimi için elimden geleni yaparım, düşünmeyi bilen geniş ufuklu bir çocuk yetiştirmek isterim ama ne düşüneceğine, neyi fikir edineceğine karışmam. Kendi düşünebilen, başkalarının değil kendi aklıyla hareket eden ve en önemlisi kendi fikirleri olan bir insan olsun, bu benim en büyük mutluluğum olur.

KUZEY TAN dedi ki...

Ellerine sağlık.
Gerçekten çok zor bir durum. Düşündüğümüz anne olmak da zor. İstemediğimiz anne olmak da çok kolay.

Bende bu endişeyi çok yaşıyorum. Oğlum 2 yaşına bastığı hafta yazaman çok yaşamıştım.

http://kuzeytan.blogspot.com/2010/10/o-mu-ben-mi-istiyorum.html

dağlar kızı dedi ki...

Sadece küçükken değil, bence her yaştaki çocukların başına gelen bir durum. Özellikle Anadolu'da yaşlıya hürmetten mi desem, ekonomik zorunluluklardan mı desem büyük manipülasyonu çok doğal ve yoğun geliyor bana. Eğitimle biraz kırılmaya başlansa da, toplumdaki genel durum hala bu doğrultuda.

Bu nedenle değil midir "annesinin margarini", "babasının partisi" durumlarının bunca etkinliği.

Bebeklere özgürlük hareketi başlatsak mı:)

anne kaleminden dedi ki...

bazen kendimi çocukları sürüklüyor gibi hissediyorum... böyle bir yazı okumaya çok ihtiyacım vardı, teşekkürler..

Havva dedi ki...

Şimdi proje çocuklar moda. Bir anstürman çalmalı yarı profesyonel bir spor dalında olmalı, modadan anlamalı, moda kitapları okumalı...Hiç unutmam aileler ve çocukları gerim gerim "proje çocuğum diye" gazete sayfalarına çıkmışlardı.Kimi,n projesi bu çocuk? Neden proje? Bunu da anlamadım zaten. Çocuk kendi hayatına karar veremiyor, özellikle anne kendi sahip olamadıklarını çocuğunda görsün diye inanılmaz bir savaşın içinde. Evladın ne istediğini düşünen yok, seçim hakkı yok. Pilli bebekler yetişiyor böyle böyle. Pil bitince insan müsveddesi resmen. Ağır mı oldu? yok canım...

Adsız dedi ki...

Annelik gibi bir müessenin sorumluluğu bulunurken, çocukların da her gün olduğunun dışında özel günler misal anneler günü gibi. bu günlerde onlara daha bir özel ve güzel davranmalıyız. Mesela mutfak çok vakit geçiriyo olabilirler. Güzel mutfak aletlerinden alınabilir. Ben facebook'ta yarışmada şansımı denedim onun için güzel bir hediye kazanmak istemekteyim:)

https://bitly.com/HGn8v5

cellwe dedi ki...

Bu güzel yazı için çok teşekkürler.
Biz de bir zamanların proje çocuklarıyız bir yerde :( O zamanlar sosyal aktivite dersleri etkiler denirdi. Biz de üniversite sınavları ile kısıtlanmış, derslerimiz düşmesin diye spordan sanattan uzak kalmış, o senenin moda mesleği ne ise o bölümü tercih etmiş bir nesiliz sonuçta. Aynı şey değil mi? Benim gibi bunu yaşamış anne-babaların da çocuklarını "yönetme" yolunu seçmelerini hiç anlayamıyorum. Bırakınız efenim özgür yaşasın ve büyüsünler...