20 Haz 2011

Çocuklara Ne Yediriyoruz, Ne içiriyoruz? Organik mi, Doğal Tarım mı, GDO mu, GDOsuz mu? Ya da ne olacak bu dünyanın hali?

Az önce eski yazılarımdan birine yeni bir yorum geldi. Ek Gıdaya Geçiş Mimi Ece Hanım sormuş, başladığınız gibi gittiniz mi diye. Kısaca beni fazlaca huzursuz eden bu konuyla ilgili görüşlerimi yazayım.

Bir proje yönetimi dersindeydi. Bazen hayat insana en olmadık yerlerde bir cümle söylüyor, o cümle sizde kalıyor. Çünkü içinizle dışınızla özünüzle onun doğru olduğunu biliyorsunuz. Şöyle bir şey...

Birleşik kaplar düşünün. Biri siz, sonra aileniz, sonra işiniz, sonra ülkeniz, sonra dünya, hayvanlarıyla, bitkileriyle havasıyla suyuyla, sonra evren... Genişleyen bir ağ düşünün. İşte bu bileşik kaplarda bir sıvı hayal edin. Bunlardan bir tanesindeki kaçak, diğerlerinin su seviyesinin düşmesine neden oluyor. Tercümesi şu:
Eğer hayatınız iyi gitmiyorsa kendinize zaman ayırmıyorsanız
ya da kendinize ayırıyorsanız ama ailenizi( büyük anlamda, sevdikleriniz, eşiniz, dostlarınız yakınlarınız) ihmal ediyorsanız
ya da o alanda sorunununz varsa, içinizi yakan bir iletişimsizlik varsa
ya da aileniz de iyi, siz de iyisiniz ama ülkede bir savaş sürüyorsa bir yerlerde
ya da bir köpeğe kötü davranılıyor, kediler eziliyorsa, yunuslara eziyet ediliyorsa
ya da bir nükleer sızıntı oluyorsa
ya da siyanür tankları sızdırıyorsa göz göre göre
ya da bir yerlerde bir haksızlık yapılıyorsa bir katliam, soykırım,
Ya da hava kirleniyorsa, sular içilmez hale geliyorsa.
Öyle ki biz suları tuvalete sifon diye çekerken bir yerlerde temiz su kaynağına ulaşsa yaşayacak olan çocuklar ölüyorsa..
Karamsar oldu kusura bakmayın. Eğer bu alanlardan birinde ihmal varsa diğerlerinde mutlu olamazsınız. Bir yerden dönüp gelip sizi vurur.

Dün parktaydık. Mısır satıyordu bir amca. Anneler yiyor, çocuklar yiyordu. GDOsuz mısır var mı?  Ben küçüktüm, Ankara'da anneannemlerde mısırcı amcanın geçişini beklerdim. Ne lezzetlidir o mısır, ne güzeldir süt mısır adı bile güzel. Yok. kalmadı artık. Çocuğum o mısırdan isteyince ne diyebilirim? Benim de canım çekmişken. Hayır yavrum. Peki çubuk kraker? Yılların çubuk krakeri masum mu? İçinde ne var?

Artık bütün gıdaları organik almıyoruz. Kayınpeder ve kayınvalide ziraatçı oldukları ve çok da işin içinde oldukları için bildiklerimiz var. Mevsiminde pazardan almaya gayret ediyoruz sebzemizi. Normal tavuk yedirmiyoruz Ela'ya. Köy tavuğu geliyor, organik almaya çalışıyoruz. Ama biz yiyoruz. Sebzeleri pazardan alıyoruz ama ne tarım ilaçlarını biliyoruz üzerlerindeki, ne de organikler ne kadar organik bilmiyoruz. Süt, çiğ sütü yazlığa gitttiğimizde alıyoruz egenin bir köyündeki inekten. Burada pastörize içiyoruz. Demem o ki, bireysel olarak yapılacak her hareket aslında bir kendini kandırma, aslında zararın neresinden dönsem kardır psikolojisi. Bir çocuk bunları yemese ne olur? Yığınlar ucuz diye meyve sularını hüpletirken, yapay tatlandırıcılı, fruktoz şuruplu tatlıları, şerbetleri yerken, fast foodları tüketirken. Meyvelerin üzerinde ne idüğü belirsiz bakterirler, ilaçlar fink atarken. Boşa kürek.

Daha köklü bir değişime ihtiyaç var. Sadece biz değil, sadece ülkemizi değil dünyayı kapsayacak bir reforma ihtiyacımız var. İnsanların canının, sağlığının hızlı kar etmekten önemli olduğunu görecek yeni bir ahlak anlayışı gelmeli. Anneler iktidara gelmeli önce. Çocukları, hepimizin çocuklarını düşünecek anneler. Politik açıdan sağ, sol, odur budur demeden. İçine ettiğimizin aslında çocuklarımızın yediği içtiği olduğunu görecek annelere ve babalara. Sen bunu yapmıştın, biz de bunu yaptık demeden.

Anlamak zorunda kalacağımız günler gelmeden anlasak keşke.


Kızılderili deyişiyle bitirelim:

Yalnızca son ağaç kesildikten, son ırmak zehirlendikten, son balık yakalandıktan sonra... Ancak o zaman paranin yenemeyeceğini anlayacaksınız.

14 yorum:

Anne ve Bebisi dedi ki...

http://meyvelitepe.typepad.com/meyvelitepe/2011/06/bir_kurda_bir_kusa_bir_de_bana.html

Yazmak iyidir... dedi ki...

Bir an sevinç doldum, paylaşayım istedim. (Bence) Ne büyük bir haber!!
http://ekonomi.milliyet.com.tr/50-yildir-uyuyan-tohumlar-uyandi/ekonomi/ekonomidetay/20.06.2011/1404536/default.htm

yeliz dedi ki...

sürdürebilmek güzel olsa gerek, biz sürdüremeyeceğimizi düşündüğümüz için çok üzerinde duramadık, enerji harcayamadık. kendimizce aldığımız önlemlerse çok küçük kapsamlı kalıyor. Benimki bana göre, belki seninki sana göre sınırlı ki hala içinin çok da rahat olmadığını anlıyorum yazdıklarından. demem o ki, bu işin kökten çözümüne ihtiyaç var dediğin gibi. bireysel çabalar çok sınırlı kalıyor.

aysema dedi ki...

Dünyanın her köşesine asılması gereken bir yazı olmuş... İnsancıklar,insanlığını anımsayıncaya değin orada asılı kalmalı hem de...
İnsanlığa kıymayın efendiler,
Çocuklara kıymayın!

Ritalarlar dedi ki...

"Demem o ki, bireysel olarak yapılacak her hareket aslında bir kendini kandırma, aslında zararın neresinden dönsem kardır psikolojisi..." öyle doğru 1 özet ki.

Sitare dedi ki...

sana uzun uzun yorum yazmaktansa halihazırda yayınlanan bir yazımı tam da konuya uygun düşecek şekilde paylaşmak istedim.işte bu;http://alternatifanne.com/index.php?option=com_content&view=article&id=2690%3Atueket-tueket-tueket-hayat-bundan-ibaret&catid=717%3Aeletiri-yorum&Itemid=19

FADİŞ dedi ki...

Her aldığımı kontrol etmekten, etiket okumaktan bıktım, bireysel takılmak bir yere kadar. Çvremizle bir bütünüz, çocuğumuz bu gün gdo lu beslenmiyor olabilir ama bu çarkın içinde bir gün bizim gibi onuda bunu da yer olur. Sistem değişmedikçe, paranın egemen olması değişmedikçe birileri yediklerimizden kesesini dolduracak gdo lu gdo lu. Kardeşim bu konuda şöyle demişti, dikkat edebildiğim kadar dikkat edeceğim çocuklarımın yediklerine, temelleri olabildiğince sağlam olsun, sonuçta bir gün bunları bulamayacaklar hormonlu, gdo lu beslenecekler hepimiz gibi.

Ozgur dedi ki...

annevebebişi, çok teşekkürler sevindim. okuyunuz, çok ilginç...

yazmak iyidir: güzel gelişmeler bunlar:)

yeliz: elimizden geleni yapıyoruz. imkanlarımız ve koşullar elverdiğince. gidebildiği yere kadar.

aysema, evet, evet. kıymasalar keşke.

ritalar: çok teşekkürler yorumun için. bize devrim gerek.

Ozgur dedi ki...

sitare, teşekkürler. işin bir de o yönü var tabi. tüket, emri, reklamlarla daha beterini söylüyor. çocukların elinde doritoslar ve kolalar... nereye kadar?

fadiş, ben de kardeşinle aynı şekilde düşünüyorum. çok haklısınız.

Ulku dedi ki...

biliyorum konu farkli ama surda takildim kaldim ben, ne guzel ifade etmissin: "...içinizi yakan bir iletişimsizlik varsa..." senin yazilarinda boyle cumlecikler yakalamaya bayiliyorum, ya da onlarin beni yakalamasina.

Ben Kızımın Delisiyim dedi ki...

O kadar hassas bir noktaya değinmişsiniz ki... Ben düşünmekten yoruldum artık çünkü olacak gibi değil, mükemmel sağlıklı yaşamak ve yaşatmak şuan mümkün değil. Çok takıyordum hatta bu yüzden yıpratıyordum kendimi ama baktım yediklerimden daha çok bundan zarar görüyorum bıraktım. Kızıma da aynı sizin gibi mevsiminde diyorum ve daha dikkatli olmaya çalışıyorum. Bireysel hareketle olmuyor, olamıyor çok haklısınız çok...

Sevgiler.

dağlar kızı dedi ki...

İlk başlarda, hatta hamilelikte insan daha dikkatli yaklaşıyor konuya. Sonra bakıyorsun ki, öncelikle yediklerimiz ama sonra televizyonundan, bezine, giydiklerinden, manyetik ağlara ve hatta soluduğu havaya kadar öylesine yapay bir dünyadayız ki; insan elinden geldiğini yapsa da bir türlü yetersiz ve çaresiz hissine engel olamıyor. En azından bende öyle oldu.

Şimdi küçük kızım ve karnımdaki oğlum için endişeleniyorum. Ama onları içinde yaşayacakları bu dünyaya hazırlamak adına zaman zaman bırakıyorum ipin ucunu mecburen.

Biri "anne olmak sürekli endişe duymak demek" demişti. Bir açıdan çok doğru.

Küçük Mucizem dedi ki...

ilerde tabletler kapsüllerle besleniriz olur biter. hadi biz yedik , büyüdük. ya kuzularımız. onlara bizim çocukluğumuzun lezzetlerinden hangi birini verebileceğiz ki? ben çok kurcalamıyorum gerçeği söylemek gerekirse. çünkü hakikaten yoruldum.
ölelim o zaman biz. niye yaşıyoruz ki???

Bap dedi ki...

'' ...kendini kandırma '' demişsin ya.. evet işte yaptığımız bu