15 Haz 2011

Delirmemizi Önleyen İnsanlar...

Annelik geçici delilik hali bir bir şey. Anne dediğin -en azından çevremdeki anneler ve ben- gerçekten küçük şeyleri çok büyütüp endişeyi abartma haline geçebiliyoruz. Bir kere Ela düşmüştü, daha yeni yeni yürüyordu o zamanlar. Bir kere değil defalarca düştü. İşte bir seferinde dudağı patladı ve kanadı. Öyle dışardan belli olan bir durum olmadı, aldım kucağıma, dişine bir şey olmuş mu diye baktım, sonra rahatladım filan. Ama ilk anda kanı görünce bir anda bir alarm çalıyor bedende. Onun gibi bir hisden bahsediyorum. Benzer bir hisse bir adet kesme şekeri götürdüğünü görünce de kapılabiliyorum filan filan.

Eğer çevrendekiler de senin gibiyse, bu duygunu destekler nitelikteyse olay olumlanıp olumlanıp daha da büyük hale geliyor. Şöyle bir görüntü hayal edin. Bir masa örtüsü olsun, üzerinde cam bardaklar... Siz azıcık çekmişsiniz bir ucundan ama henüz büyük tehlike yok. Sizinle beraber üç beş on kişi daha çekiştirirse her şey devrilecek... Ama masanın ucunda bir kişi daha var. Ve masa örtüsünün kopup gitmesini o engelliyor. Yatıştırıcı, sakinleştirici, genelde aykırı ama başka açıdan baktırıcı o kişi.

Çok garip bir yerden anlattım ama ben o insanları çok seviyorum. Senin kopup gitmene izin vermeyen. Bazen kendini bir drama gömülüp dağılıp gitmeni bir gülüşle engelleyen. Bazen bir öyküyle, bazen yerinde bir espriyle. Senin duyguna aynı şekilde karşılık vermeden, o dramın içine çekilmeden. Karşıdan bakarak ama yanında.

Böyle insanlar lazım bize. Kendi küçük dünyalarımıza gömülmüş yaşarken göremediklerimizi gösteren. Duygusal insan duyarsızlığı diye bir şey vardır. Kendi duygularını aşırı önemseyen, kırılgan kişilerin çok empatik, başkalarının hislerine saygılı olacağını sanırız. Oysa gerçek genelde tam tersidir. Kendi duygularına gömülmüş, onları dünya meselesi gibi yaşayan kişi başkalarının neler hissedebileceğini pek düşünmüyor. O halde kalmamak gerek. Çocuklarımıza bunu öğretmek gerek ilk. "İnsanın sonsuz acısı" hislerine tutunmamayı. Duyguyu görmeyi, koklamayı ama takılıp kalmamayı.


Denge insanları lazım bize. Daha çok kahkaha, daha çok kendiyle dalga geçme hali.

15 yorum:

huysuz dedi ki...

denge insanları yoksa bir miktar seratonin de işi çözebiliyor :)

Küçük Mucizem dedi ki...

düşündüm düşündüm ama sanırım yok :( dengesiz dolanan birilerini görürseniz işte o benim

Ozgur dedi ki...

huysuzum, Seratonin de olur:) Kişinin kendi dengededir belki:)

küçük mucizem, belki bloglardan filan vardır. Yazarlardan? olabilir mi:)

Meltems dedi ki...

Ne kadar güzel tespitlerin var,ince ince detaylar hepsi yaşadığım ama henüz dillendirecek kadar farketmediğim, bunları ayna gibi önüme sermene bayılıyorum,sevgiler:)

ÇokBilmiş dedi ki...

Aa, sen benim gibi öküzlerden bahsediyorsun sanırım :) Bana laf sokulsa anlamam mesela. Öyle "Bugün benim doğumgünüm ama sen unuttun" anlamına gelen yüz ifadelerinden filan da katiyyen anlamam. Tanımayan anlamazlığa geliyorum sanır ama cidden anlayamam.
Kızım konusunda da çok rahatım. Babası bana kızıyor "Bu ne rahatlık, sen ne biçim annesin" diye :)
Ama kızım sakin, iştahlı, uykuya düşkün ve çok şükür sağlıklı bir bebek. 21 aylık ve şimdiye kadar hiç ilaç vermedim.
Üniversite yıllarımda bir arkadaşım: "Bu gamsız, bu rahatlıkla senin saçın beyazlamaz kızım." derdi bana. 33 yaşındayım, henüz beyazım yok :)

Blogcu Anne dedi ki...

Üç dört seanslık terapiden çıkmış gibi oldum bu yazıyı okuyunca.

Tuba dedi ki...

Cok guzel bir yazi. Insanin aklina, kalbine dokunuyor. Tesekkurler :)

Deli Anne dedi ki...

Kim acaba?

deniz dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Ozgur dedi ki...

meltems, çok teşekkür ederim:)

çok bilmiş, benim de beyazım yok, gamsız mıyım acaba:) öküz olmak iyidir.

blogcuanne, çok sevindim:)))

tuba, ben teşekkür ederim:))

deli anne:)))

Fulya dedi ki...

kendimde en nefret ettiğim şeyi yazmışsın Özgüranne, çok duyarlıyım, etkileniyorum kisvesi altında haberleri seyretmeyip kafamı çukura gömmüşlüğüm var toplumsal duyarlılık sıfır, yardım sıfır.. bencil duyarlılık. eğitiyorum kendimi.

Senem dedi ki...

Ya tam da benim kaç gündür içimden geçirdiklerimi yazmışsın. Okadar dalıyorki insanlar kendi ufak dertlerine bile bazen, çok duyarlı olduklarını düşündüklerinde bile sadece kendilerine duyarlı olduklarını görüyoruz. Eline sağlık.

Kaymaklı Kadayıf www.banabirmasalanlat.com dedi ki...

Tespitler süper peki ya nerden bulacağız o "denge" leri:)) sevgiler..

Ozgur dedi ki...

Fulya, bahsettiğin durum çok derin. Hepimiz yapıyoruz. Hamile kaldıktan sonra haberleri dışarda bırakmaya başladım. çok etkileniyordum, hormonlar, o zamanki hassas hisler filan derken. Bazen zayıf zamanlar olabilir. Ama şunu hatırlamaya gayret ediyorum.

Doris Lessing'in bir lafıydı sanırım: Toplumsal olaylara duyduğunuz duygusal tepki hiç bir şeyi değiştirmz.Yeterli değildir. Önemli olan eylemdir, ne yaptığındır. Duygu tabi harekete geçiren güçse ne güzel. Eylemsizleştirense kontrol edilmeli sanki. Kocaman sevgiler.

Ozgur dedi ki...

Senem, evet öyle durumlar oluyor ne yazık ki. Dikkat etmek gerek.

Kaymaklı kadayıf, bilmem. Nurturia'ya üye misiniz:) Ailemizde, bloglarda ve nurturiadaki annelerde buluyorum ben bazen:)