15 Ağu 2011

İyi annelik mükemmele uzaklıkla ölçülür

İyi annelik mükemmele uzaklıkla ölçülür. Mükemmel, önümüze konan bir ideadır. Başkaları tarafından şekillendirilir ve mutlaktır. Eğilip, bükülmez. Kristal gibidir, her daim derli toplu ve tutarlıdır. İyi anne kristal olamaz. Olsa olsa kulak memesi kıvamındadır. Onu tutturamayanlar için, oyun hamuru kıvamındadır. Bütün gün şekilden şekile girer. Alınmaz, kırılmaz, eğilip bükülmekle, parça parça olmakla sorunu yoktur. Her şekle girse de akşam olduğunda kutuya girdiğinde eski şeklini, rengini bulmuştur. Her renge girebilir, her renkle karışabilir. İyi anne oyun hamuru gibi bir şeydir.

Cumartesi günü zor bir gün geçirdik. Öğle uykusu uyumak istememe, uykusuzluğun getirdiği huysuzluk ve doğuştan gelen inatçılığın güçlü bileşimi. O kadar sinirlendim, o kadar sinirlendim ki. Kendi kendime şaşırdım. Kendimle sohbet edecek kadar da kendimdeydim üstelik. Nedir dedim, seni bu kadar kızdıran. Her dediğimizin tersini yapması mı, nedir? Sonra şunu fark ettim. O inat ettikçe ben bunu şımarıklığın izleri, bozulan düzenin izleri olarak görüyorum. Sınır koymam gerektiğini düşünüyorum. Yapamadıkça içimdeki "kötü annesin sen" hisleri büyüyor. Teessüf ettim kendime.

İnternette bir şeyler okudukça, eski defterleri açtıkça gerçek yüzüme vurdu. Asıl inatçı siz olmayasınız diyordu yazının biri. Az inatçı, az tutturuk değilim. Üstelik bu kötü bir şey de değil hani. "Hayır diyorsam hayır"dan sağlam felsefe var mı? İnsanın istemediği şeye hayır demesi ve gerçekten neyi istemediğini bilmesi bir çeşit bilgelik değil mi. Güçlü irade. Kısacası adına inat değil de çocuğumun iradesi pek güçlü deyince resim biraz şekil değiştirdi. Hem okudum ki uzun süre odaklanabilen, odağı güçlü kişilerde bu inat şeysi daha fazla olurmuş. Ela'nın babası kadar uzun süre odaklanıp, ne istediğini bilen ve bu konuda çalışan bir kişi daha tanımıyorum. Ona mı benzeyecek, benzesin. O da az inatçı değil zaten... Kısacası, kendimi ikna ettim, durumla barıştım.

Ertesi gün çok daha güzel geçti. Elimden geldiğince seçenekleri ona bıraktım. Yüzde yüz kararlı olmadığım her konuda esnedim. Sabah arkadaşlarla buluştuk, güzel geçti. Öğle uykusu konusunda yolda uyuma/uyumama durumu oldu yine. Eve gelince uyumak istemedi, kitap okuyup yavru aslan taklidi yaparken uyuyakaldı. Bütün gün legolarla inşa işindeydik.

Sonra ben Ela oldum, Ela anne oldu. Animal boogie kitabını bana okumaya başladı. Bi de eliyle gösterip okumuyor mu? "şeyyk şeykk bogi bogi bogi... yavrumm önce resimlere bakalım, bak bakalım burda biri saklanıyor..." Ben de Ela olarak elimden geleni ardıma koymadım. Ağladım, sızladım, pelüş oyuncakları banyoya sokacağım diye ısrar ettim. Ela ısrarla, "ama yavrum onlar ıslanır, kurumaz" diye plastk ördekleri verdi durdu. Pek müşfik, pek tatlıydı. Lokum lokum yiyesim geldi....

Okuduğumuz her kitabı otomatik olarak canlandırmak istiyor. Dün meraklı minikte kara kulak kedileri vardı. Çizgi hikayede anneleri önden gidiyor, yavrular arkadan geliyor, çok da sade bir hikaye. Onu canlandırdık. Tostoraman'ın yavrusu ya da yavru ahtapotu ya da küçük ayıları canlandırdıklarımızı saymıyorum bile.

Tabi, bu iki gün arasında ilk gün çok uykusuz olduğumu, ikinci günse fedakar birisi tarafından saat 9:30a kadar uyutulduğumu (Ela 7'de kalkıyor) belirtmem gerekir. Uyku en belirleyici faktörlerden biri.

Diyeceğim o ki salabildiğimiz kadar salmalı. En azından ben bundan böyle daha da geniş olmaya çalışacağım. Buraya yazmak kolay, bakalım gerçekte nasıl olacak. Gelişmeleri anlatırım.

sevgiler.

6 yorum:

KUZEY TAN dedi ki...

Annelik en büyük Sanattır.

Ulku dedi ki...

"Benim ofkeme neden olan cocugumun yanlis davranisi degil. Ofkeme neden olan, onun yanlis davranisi ile ilgili dusuncem ve bu davranisa gosterdigim tepkidir." e. pantley

FADİŞ dedi ki...

Ne güzel yazmışsın.

yerdenuzak dedi ki...

Belkide önemli olan bu bakış açısını yakalayıp, doğru olana yönelmektir. Bende çok sinirlendiğim zaman kendime şaşırıyorum ve "dur bakalım, sen ne yapıyorsun" diyorum.Güzel bir yazı;)

buket dedi ki...

"Annelik hiç bitmeyen vizdan yarası"

Bap dedi ki...

çok güzel içten bir yazı olmuş.