12 Eyl 2011

Çocuktan Önce / Çocuktan Sonra...

Anne olmadan önce, hamile kalmadan önce konu hakkında fikrimiz olmadan önce... Hatırlıyor musunuz o halinizi?

Dün düşündüm. Ne çok fikrim varmış ve hepsi  ne kadar uyduruk, ne kadar otomatikmiş meğer. Böyle olması da çok normal. Çevremizdeki annelere, filmlere, okuduklarımıza yan gözle bakarak oluşturulmuş bilmiş bir masal adeta. Çevresinde çok çocuk olanları dışında tutuyorum. Onların muhtemelen daha gerçekçi fikirleri vardı. Benim pek yoktu. Dolayısıyla fikirlerimiz biraz gördüğümüz herşeyin bir nevi ortalaması, medyanın pompalaması, sitcomlardaki filmlerdeki yorumlar, çocukluğumuzdan hatırladığımız resimler ve toplumumuzun konuya bakış açısıyla sınırlı.

Bu işlerin tamamen dışındayken...


1- Normal doğum deliliktir. Hangi aklı başında kadın bu devirde(!) bu acıyı gönüllü çeker ki? TVlerde doğururken ölen kadın sayısını istatistiksel olarak hesaplasa biri keşke. Sonra konu hakkında fikir sahibi olmaya başlayınca insan böyle düşünmüyor tabi. Hele "episiotomy" konusunu ilk duyduğum gün düştüğüm dehşeti hatırlıyorum da. Bunu yaptıracağıma doğurmam daha iyi demiştim. (Yüzümün ifadesini hatırlıyor musun B?) Gerçi şu an ülkemizde bunun abartıldığı ve gereksizce yapıldığı söyleniyor. Hoş bir konu değil, o ayrı. Ama normal doğum konusundaki fikirlerimiz değişti. Sonuç gene sezaryen oldu ama, biz elimizden geleni yaptık ana kız.

2- Çocuklar ayakta sallanarak uyur: Bu çok kültürel bir şey. Ela'yı bir kez bile ayağımızda sallamadığımız halde oyuncak bebeğini ayağında sallayarak uyutuyor. Çok derinlerde. İsteyen öyle uyutur, isteyen uyutmaz. Ama bebek sahibi olmadan bebeklerin yatağında uyuyabileceğini filan hiç düşünmemiştim. Bebek sahibi olmak, sallamaya hazır olmak anlamına geliyordu. (Bir dönem kardeşimin battaniye arasında sallandığını hatırlıyorum. Ne zordu o iş... Çocuk sahibi olmak bunu göze almayı gerektiriyordu)

3-Çocuklar yemek yiyemez. Sen peşinden koşup sürekli yedirmeye çalışacaksın, sonra da yemediği için şikayet edeceksin. Bunu "tren geliyor", sonra bi de "garajın kapısını aç da arabalar içeri girsin" hatırladınız mı? Sanıyorsun ki oyunsuz yemek yenemez. Hele hele çocuğun kendi kendine yemesi? İmkansız. Çok sevdiğim arkadaşım Özlem'in kızı Zara ile buluşmuştuk bir vakitler. 12 aylıktı o zaman. İngiltere'den gelmişlerdi. Biz kahvaltı ederken, onun da önüne mini zeytinler, peynirler, ekmekler koymuştu arkadaşım. Zara da kendi kendine yedi hepsini(maşallah). Benim için devrimsel bir andı. Demek bu modelleri de var diye bir öğretinin parça parça olduğu andı.


4- Çocuklar ne zaman doyduklarını, ne zaman acıktıklarını bilmez. O nedenle de biz, sen doymadın, şunu  da ye diye sürekli ısrar eder, yemeyince de doymadı diye üzülürüz.(Doymuyorsa fotosentezle mi uzuyor o boy?)

5-Çocuklar hep üşür, üşüdüğünü bilmez ve ilk rüzgarla hasta olur. Hastalıklara neden olan şeyin virüsler ve bakteriler olduğunu mu sanıyorsunuz? Yooo dostum. Hastalıklara rüzgar neden olur. Yelek giydirmemek neden olur. Soğuğun bağışıklığı bir miktar düşürdüğü doğru, ama bizde her zaman, "biraz ateşi var" sözünü "kimbilir nerde üşüttünüz?!"  izler. Virüsler ve bakterilerin hiç bir suçu yoktur. Üşütmek neden olur hastalığa.

Çocukluğum boyunca annem üşümediğim halde beni giydirmeye çalıştı. En net hatırladığım anılarımdan. O nedenle karı koca kızımızı giydirmiyoruz doğduğundan beri. Biz yalın ayaksak, o da yalın ayak. Üşüme alışmayla ilgili. Eğer çok giydirirseniz giyinmeye alışırlar. Giydirmezseniz giyinmemeye.

6-Anne dediğin... Anne dediğin sürekli endişelidir. Anne dediğin muhallebinin içine ciğer koyar (neden Allah'ım?) Anne dediğin her işe gönüllüce atlar, asla şikayet etmez. Hizmet etmek için doğmuştur. Anne dediğin obsesiftir, çocuk bir lokma az yerse o gece uyuyamaz. Anne dediğin manikür yaptırmaz. Anne dediğin uyumaz. Anne dediğin her cefayı çeker... Anne dediğin şikayet etmez. Anne dediğin hep mutludur.



7-Baba dediğin... Çocuğun oluşturulması sırasındaki ufak eforu dışında konuyla pek bağlantısı yoktur. Baba dediğinin midesi çok hassastır. Çocuğun altını değiştiremez, mahvolur. Baba dediğin doğuma da giremez. Kan tutar. Baba dediğin zaten istese de çocuğu besleyemez, beceremez. Baba dediğin annenin yaptığı hiç bir işi yapamaz. Yapsa da yanlış yapar. Yapsa da beğenilmez. Sadece kendi çocuğıunun annesi değil. Kendi annesi, kayınvalidesi, sokaktaki kadın, otoparktaki teyze, parktaki bakıcı... Herkes ama herkes "yapamazzzz kii" bakışlarıyla bakabilir kendisine.


Burada bir parantez açıyorum: ( İtiraf ediyorum ki bu toplumda baba olsam ve şu muameleyi görsem al çocuğunu başına çal der elimi eteğimi çekerim. Çocuk parkındaki diğer annelerin kritik bakışlarının altındaki babaları görüyorum da. Şöyle der gibi bakışlar: "Hımm çocuk elini kuma sürdü, bakalım silecek mi" "Çocuk üşümüş gözüküyor, bakalım giydirmeyi akıl edebilecek mi" "Kucağına doğru alabilecek mi..." "Anneler her şeyi bilir, doğru yapar" adlı ayrıcalıklı konumu terk etmeyi pek istemiyorlar sanki)


Neyseki gerçek hayat böyle değilmiş. Bunların çoğu kurguymuş. Önyargılarınızı silin, eski bildiklerinizi unutun. Çocuklu hayatın keyfini çıkarın.

Var mı sizin de benzer örnekleriniz ?

9 yorum:

Meral dedi ki...

Hepsine noktası virgülüne kadar katılmakla birlikte, son maddeyi ben tam tersi bilirdim, babamdan başka babaları pek gözlemlemediğim için. gördüğü her küçük veletin gönlünü fethetmeyi başarır, gerekirse tepesinde gezdirir ve çocukla çocuk olmayı başarırdı. hala da öyle. nitekim ben ne bileyim çocuk ağladığında bırak ne yapacağını şaşırmayı, anne gelene kadar çocuğun ağlamasına tepkisiz kalabilen rahat mı rahat çocuktan zerre anlamayan, çocuğu kucağa alıp yatıştırmayı bile beceremeyen babalar olduğunu!

Adsız dedi ki...

Esasen ben o gunlerde, yiğitliğe b.k sürdürmemek icin sezaryeni gonullu bir secenek olarak dusunmuyordum bile :) Ama bu demek degil ki "episiotomy" konusu beni de dehsete dusurmuyordu. Ben kendi dehsetimden olsa gerek senin dehsetini cok hatırlayamıyorum. Ama butun cocuklugu bol bol penisilin ignesi olarak gecmis ve gururundan gık dememis bir insan olarak, bu konuda da cok acık vermemeye calısmısımdır pek muhtemel:) Korkmak, dehsete kapılmak cok normal seyler bence. Basa gelince o kadar korkutucu gelmiyor. Basa gelen cekiliyor vesselam.

Not: Ela'yla tanısmam lazım bir an once. Guncellemelerini okuyorum, yiycem bi gece ansızın gelip.

Takipteyim.

B.

my little world dedi ki...

Sanki oturup bana yazmışsınız bunları..Sadece ilk madde uymuyor,ben normal doğum yapacağım diye kendimi parçaladım amma kısmet değilmiş..Diğerlerini düşünmek değil bizzat yaşıyorum..Sürekli paniğim,telaş içideyim;az emdi,emmedi,pişik oldu,hiç uyumadı bıyk,bıyk bıyk..Ondan başka bir şeyle ilgilensem suçlu hissediyorum,çünkü aslında saçımı süpürge etmeliyim..Babasına hiç güvenmiyorum,gözüm hep üstünde:))Üşütecek diye aklım gidiyor,ayağımda sallamaya başladım 2.ayda,gelecekte kendimi elimde kaşıkla peşinden koşarken hayal ediyorum ,yemeyeceğinden eminim nerdeyse..Böyle hayat geçmez diye pek kahırlıyım:))3 kere sağol sağol sağol diyorum size!Bakış açısı kazandırdınız gece gece:))

sule_bilge dedi ki...

çok güzel yazmışsın.küçücük bişey de benden anne dedğinin sütü asla yetmez :D

Yelish dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Yelish dedi ki...

ayrica kimi zaman iyi anne ,ilgili anne her seyi onun icin yapandir ;agzini silen ,giydiren,yediren....digerleri tembel,usengec,mizmiz annelerdir ,cocuguna gunluk ihtiyaclarini karsilamayi ogreten,onu hayata hazirlayan degil :)

Bizim kulturumuzfr bir de mobilya dovme olayi vardir ki bana cok ilginc gelir
cocuk olur da elini kolunu carparsa bir yere dover anneler,teyzeler.ehhh sana ehhh ! ve gizliden bir mesaj verdiklerini bilmezler bile ;o seni uzdu,canini yakti ,biz de cezasini veriyoruz.

Sonra cocuk yurumeye baslar,arkadaslariyla sosyallesir :) ve olur olmadik yerlerde cat cut gecirir diger cocuklara,anne uzulur "neden boyle yapior hic anlamioruuum" :)

ellerine saglik ! enfes bir yazi olmus.

anne kaleminden dedi ki...

benim en belirgin düşüncem annelerin çocuklarını çok şımarttıkları iyi disipline edemedikleri yönündeydi... şuan yerlerde ciyaklayan bir çocuk gördüğümde sadece annesine sabır diliyorum...

Evren dedi ki...

Hahaha, kelimesi kelimesine katiliyorum. Ozellikle ilk madde tipatip ayni seyleri dusunuyordum ;) Yalniz, bizim evde de orijinal bir baba vardi, alt degistiren, utusunu yapan, ve esas olarak meslegi itibariyle cocuk bakimindan anlayan, o yuzden beklentilerim epey yuksekti. Neyse ki hic sorun yasamadik ama tabii etraftakilerin bakislari disinda!

Cok guzel bir yazi olmus bu :)) Eline aklina saglik!

NzN dedi ki...

yaa işte annem beni küçükken bin kat giydirdiği için şimdi şu koca yaşımda donarak yaşıyorum ben!
doğurunca en dikkat edeceğim şeylerden biri de bu olacak kesin!