18 Kas 2011

Filler nasıl banyo yapar? Filin Banyosu: Elephant's Bath!

Çok güzel sunmamış mı:)

Facebook sayfamızı ziyaret ettiniz mi:  http://www.facebook.com/ElephantsBath
Sonra vay ben duymadım, vay benim haberim yoktu olmasın...

14 Kas 2011

Filin Banyosu : Elephant's Bath...


Yepyeni bir interaktif kitap uygulamasıyla daha karşınızdayız dostlar. Filin Banyosu / Elephant's Bath. İki ismi var, çünkü iki dilde birden çıkıyor. Hem İngilizce, hem Türkçe. Hangisini isterseniz... Dokunma dostu bir uygulama. Tabletlerin üstü minik parmak izleriyle dolsun. Toplar zıplasın, oyuncaklar havaya atılsın, yapraklar dağıtılsın... Bol hareketli, bol bereketli şirin mi şirin bir Fil ve arkadaşı Zara.


Zara'yı tanıyorsunuz aslında. Blogun en başından beri, benim bir arkadaşımın kızı on iki aylıkken kendi kendine yemek yiyordu, arkadaşımın kızı şu zamanda bunu yapıyordu, hikayelerimdeki "bir arkadaşımın kızı". Kitabımızın yazarı Alasdair Turner. Filin banyosu Zara'nın masalı. Bunu yazmak benim için çok zor çünkü Alasdair artık aramızda yok. Masalı uygulamaya çevireceğimizi konuştuğumuzda hastaydı. Uygulama Zara'ya babasından bir hediye olarak yapıldı. Ve tüm diğer çocuklara Zara ve babasının hediyesi oldu.


Oip'le pek çok proje üzerine konuşuyorduk o zamanlar. Başka planlarımız vardı. Ama bir anda aklıma Alasdair'in masalı düşünce aradım hemen, "böyle böyle" diye anlattım. Oip, süperkahraman kıyafetini giyip kalemleri kağıtları toplayıp çizmeye başladı. Siz bilmezsiniz, gerçekten normal hayatında bir Clark Kent kendisi. İki çocuğuyla, işiyle, eviyle sorumluluklarıyla iki eli, iki ayağı dolu bir kadın. Gece olunca kalemlerin, boyaların efendisi. Öyle güzel bir masal çizdi ki bayıldık... Ela'nın "annee anne fili aç fili" diye peşimde dolanmasına yol açan bir programlama dönemi boyunca resimleri, animasyonları, fiziksel etkileşimleri ve efektleri programladım ben. Melih Şendil, Türkçe'sini seslendirmeye gönüllü oldu. Oliver Collyer İngilizce'sini seslendirdi. O kadar da güzel oldu ki...


Türkçe'ye el birliğiyle çevirdik. Önce ben çevirdim, çeviriyi annem okudu, sonra Oip düzeltti, Senem'e gönderdik, sonra tekrar baktık, bir çevirmen arkadaşımız (ekşisözlükten Robin) üzerinden geçti, bir editör arkadaşımız baktı... İnce ince işler, pek çok emek, pek çok güzel insan.
 
Bu kitabın önemli sponsorlarından ikisi de annem ve babam oldu. Bayram haftası boyunca eşimle beraber bir odaya kapanıp son düzeltmeleri yapıp, paketleyip göndermemize izin verdiler. Bizi yedirdiler, içirdiler, akşamları çay getirdiler. Ela ile oynadılar, gezdiler.  Sayelerinde işin en zor kısmı olan "bitirmek" eylemini güzelce yaptık ve gönderdik. Umarım siz de bizim kadar seversiniz bu tatlı fili ve hikayesini...

1 Kas 2011

Hoşgeldin Kasım

Ela büyüyor. Eskisi gibi not alamıyorum olanları, bitenleri. Uzun uzun sohbetlerimizi aktarmanın yolu da yok sanki.

Geçen hafta doktora gittik. Gece kustu, ilk kez serum takıldı eline. Çok halsizdi. Serum etkisini gösterdikçe kendine geldi. Serumu izlemeye başladı, oradan damlayan sıvı, eline gelmesi. İlgiyle izledi. Bir kaç gün sonra babasını götürdük doktora. Serum takılırken görmek için elinden geleni yaptı. Dikkatli kuzu.

Hafta sonu gezdik. Önce müzik deneme dersine katılıp dans ettik, sonra beyaz fırına gidip biraz kötü şeyler yedik. (Ela'ya tavuk göğsü ısmarladık ama oradaki abiler sürekli bir şeyler ikram ettiler ve doydu:) Akşam Bağdat Caddesindeki Cumhuriyet Kutlamalarındaydık. Çok güzel bir kalabalık vardı, bayraklarla dolu. Ela çok eğlendi, eve dönmek istemedi. Kürsüye çıkıp bayrak salladı.

Ertesi gün Doğa'lara gittik kahvaltıya. Sonra Florya'daki akvaryuma gittik. Gerçekten güzeldi.

Ekim ayı kötü haberlerin ayı oldu. Ne olur Kasım'da güzel şeyler duyalım...