22 Ara 2011

Çözülen Bir Yün Yumağı Akıp Giden Günlerimiz...

Zara ve annesi bizdeydi. Anlatacak ne çok şey var... Öncelikle bir kadının kadın arkadaşlarının değeri hiç bir şeyle ölçülmez. Ankara ayazında battaniye altında, İngiltere'nin Dickens'lı havalarında, İstanbul'da çocuklar oynarken... böyle bu. Ankara'da neler konuşurduk, şimdi neler konuşuyoruz. Eskiye göre çocuklardan daha az konuşuyoruz. Gülüyoruz. Zaman geçsin, çocuklar büyüsün, hayat bizi farklı kıtalara, şehirlere ve hayatlara göndersin. Biz kalalım geride, yaşayalım, anlatalım, gülelim. Kendimizle dalga geçelim ve kıymet bilelim. O kadar önemli olmadığımızı, süremizin sınırlı olduğunu unutmadan.

Bir araştırma yapılmış sevgili okurlar. Görülmüş ki, evli bir erkeğin evli olmayan bir erkeğe göre yaşam beklentisi daha uzun. Kadınlarda böyle bir ayrım yok. Ama güçlü bir kadın desteği olan kadınlar daha uzun yaşıyor. Yani hayatı uzatan (kadın ya da erkek) hayatımızdaki kadınların varlığı.Bakınız: Female Friendship

Bir gece, bir sabah derken durmadan, nefes almadan konuşurken... Çok iyi geldi. 

İşin Ela kısmına gelirsek... Zara gelecek dediğimde Ela "fil de gelecek mi anne" dedi önce. Heyecanla beklemeye başladı. Sürekli, ne zaman gelecekler diyor. Bir yandan beraber bir şeyler hazırladık. Onlar gelene kadar yemedi. Geldiklerinde çok sevindi tabi. Zara Türkçe biraz anlıyor, Ela İngilizce hiç anlamıyor. Kendi hallerine bıraktık. Yavaş yavaş kendi aralarında bir dil bulmaya başladılar. Arkadaşımın, "anneler konuşur çocuklar oynar" kuralını uygulamaya çalıştık. Öğlen uykusunu atlamak kötü bir fikirmiş. Akşam oldukça yoruldu, yoruldukça sinirlendi Ela ve krizler başladı. Zara'ya olan ilgimden rahatsız oldu. Bir noktada herşeye ağlamaya başladı. Elinden düşen oyuncağa, ben gerir verirken bak uçarak geliyor dememe... (O oyuncak uçarak gelmeyecekti!!! Zara bunu yapmayacaktı!... ) Zara yavrum, aklı başında, uyumlu.  Ne akla hikmet, dünya yeterince ısınmıyormuş gibi kaloriferlerin atağa geçmesi işe yaramadı. Ev sıcak, sıcağı hiiiç sevmem. Huysuz çocuk derken... Barefoot bookstan "if you are happy and you know it..." çaldık, biraz dans ettik ve azıcık da olsa rahatladık. Uyuduklarında derin bir ohh çektim ve arkadaşımla sohbet etmeye devam ettik.

Sabah daha ılımlı geçti. Uykularını almış, karınları tok minikler daha uyumlu oynadılar. 

Ertesi akşam bize Ekin ve annesi geldi. Yine başta hafif bir itişme, çekişme sonrası oynamaya başladılar. O kadar ki giderken, Ekin "anne gitmeyelim", Ela "anne gitmesinler" dedi. Tam uykuya dalmadan önce "anne biz de onlara gider miyiz" dedi.

Cuma günü tekrar gelecek Zara'lar heyecanla bekliyoruz. 

not: Fotoğrafta soldaki annem ve ben. Resimdeki teyzeler hayatımızda. İyi ki varlar...

not2: Deli Anne OIP'le beni yazmış. Hem de ne güzel yazmış. Okuyun, alternatif anne'de


“Anneyken içimizde birikenlerle kendimizi bitirmek yerine, oluşan bu birikinti potansiyelini hareket enerjisine dönüştürmek gerektiğine dair, anneliğin birikintisini şikayetle öldürmek yerine faydaya çevirmeye dair umut verdi bana ve muhtemeldir ki bir çok anneye.”


Eğer bunu yapabildiysek ne mutlu bana. Durmadan şikayet etmek, eyleme geçmemek, olumluyu desteklememek uzun vadede yorucu, yıpratıcı. Durayım bu yeni bir yazı olmadan... 

7 yorum:

anne kaleminden dedi ki...

ben çok severim bu şarkıyı.... çok önemli bir tespit bence hayatımda bolca kadın olsun. sosyal, hoşsohbet, esprili, eğlenceli olanlar genelde kadınlar :)))

k.i.s.d. dedi ki...

Kadın dayanışmasının ne kadar önemli olduğunu Şırnak'ta anlamıştım. Orda komşularım olmasaydı hayat çekilmez olurdu. Keza burda da aynı şekilde. Dünyanın en güzel yerinde bile olsa insan mutlaka bir hani büyükanneler derler ya "ahretlik" e ihtiyaç duyuyor :)) Çok güzel... Yine gelsinler, siz de gidin, ne hoş... Ne güzel... Biz de gelelim hatta bi ara :)

Selen dedi ki...

Yazını bir yandan kendi hayatımı düşünerek okudum. Eklediğin fotoğraf beni uzaklara götürdü. Çoğu zaman günlük hayata o kadar çok kaptırıyoruz ki resmi uzaktan göremiyoruz... Hayat akıp gidiyor anlamıyoruz, tutamıyoruz. Yazın bana bir nefes aldırdı, iyi geldi.

aysema dedi ki...

Sağ başta oturan da anneannen.
Ne güzel yazıyorsun canım benim. Ağladım durup dururken.
Zaman hızla geçiyor, çocuklar büyüyor...
Dileğim bana yaşattığınız güzellikleri çocuklarınız da size yaşatsın. Mutlu olsunlar, mutluluk dağıtsınlar...

Fotoğrafta doğum gününü kutladığımız çocuk, bugün Galatasaray üniversitesinde öğretmim üyesi ya da doçent.
Sen de Ela'ya ne çok benziyorsun o fotoğrafta. Nerelere götürdün beni...

FADİŞ dedi ki...

Annene katılıyorum Ela çok benziyor sana bu fotoğrafta:) Kadın dayanışması hakkında dediklerine katılıyorum,ne zaman desteğe ihtiyacım olsa yanımda olan kadınlara minnettarım:)

Ozgur dedi ki...

annekaleminden: ben de çok severim ve evet, katılıyorum

kisd: gelin gelin, biz de gelelim:)

selen: fotoğrafı tesadüfen buldum... zaman geçiyor...

aysema: anneannem... canım anneannem. Demek Galatasaray üni'de ha. Bilmiyordum:) ne güzel...

fadiş: ben de. hayatım eksik olurdu...

Evren dedi ki...

Ah, katiliyorum; her satirina :) Ayni haller bizde de...
Kadin dostlugu desen burada en cok aradigim... Ne guzelsiniz oyle yanyana ;)
Deli Anne'ye de katiliyorum, cok guzel yazmis, ellerine saglik! Iyi ki varsiniz! :)