18 Oca 2012

Aferin üzerine

Pratik Anne'nin yazısı üzerine düşünceler...

Üstüne yazı yazmayı istedim ama vakit bulamadım. Hızlıca yorum yazayım. Şöyle düşünüyorum ben. Kelimeler önemsizdir. Diyelim aferin! demedik. Kelimeyi attık dilimizden. O bir şey başardığında heyecanlanmayacak mıyız? Gözlerimiz parlamayacak mı? İstemsizce gülümsemeyecek miyiz? Kendimizi bu kadar kontrol edebilecek miyiz?

Albert Mehrabian der ki,
Mesajın yüzde 55%'i yüz ifadelerimiz, beden dilimiz.
Mesajın yüzde 38% ses tonu, söyleyiş tarzı

7% si kelimeler...

Kısacası aferin! dedik demediğin ötesinde geçerli olan bizim ne hissettiğimiz ve ne yansıttığımız. Ödül dediğimiz bazen bir gülüş, bazen bir bakış olabilir. Onun önüne geçmek bana doğal gelmiyor.

Öte yandan, kendimizi kontrol etmemiz gereken şeyler olduğunu da düşünüyorum. Çocuğun her yaptığına bir hikmet bulmaya çalışmamak gibi. Kendi "ben"imizin farkında olup, çocuğa yansıtmamak gibi. Kendi narsiszmimizin uzantısı yapmamak gibi. E tabi yapacaksın, kimin kızısın, oğlusun durumuna getirmeden. Büyümek yani. Önce kendimizi büyütmek.

Her anne babanın karakter itibariyle zayıf/güçlü yönleri var. Örneğin hırslı bir anne/baba çocuğa ister istemez, başarılı olma mesajı verecektir. Çocuk başarılı oldukça güçlü tepkiler verecektir, sürece değil, sonuca yönelik davranacaktır ister istemez. Aferin dese de, demese de. (Kendi anne babamızı düşünelim. Biz ne yapınca gururlanıyorlardı da, ne yapınca pek de sallamıyorlardı mesela.)  Eğer kişi bunun farkında olursa, kendini bilirse, bu yönünü dengelemek için (davranışsal değil içsel olarak) çaba gösterebilir. Ya da anne/baba kendilerini özgüvensiz, kenarda kalmış hissediyor. Onların farkında olmadıkları mesajı da "kendini göster, ayağa kalk, atak ol" vb olabilir. Çocuk bir arkadaşına vurduğunda içten içe onaylıyor olabilir, "oh ezdirmedi kendini" diye. Bu tür şeylerin anahtarının davranışsal olduğunu düşünmüyorum. Çocuklar çok sezgiseller. Tam olarak düşünsel olarak yorumlamasalar da arkasındaki duyguyu hissediyorlar. İkide bir seni seviyorum demek gerekli değil, sarılmayı anlıyorlar. Eğer anne/babada zekaya tapınma varsa, "çocuğumuz çok zeki" söylenecektir, söylenmese de vurgulanacaktır. Konuşmanın alt metininde duracaktır orada. Çocuklar bunu anlar.

Kısacası eğer yazıdaki maddeleri ciddiye alıyorsak onları biz yapmalıyız!
  • Biz süreçten keyif almayı öğrenmeliyiz bilmiyorsak eğer...
  • Zorluklarda vazgeçmemeli, hemen yıkılıvermemeliyiz.
  • Kendi hatalarımızı daha kolay affetmeliyiz belki...
Bunları kendi hayatımızda yaşamayazsak, gösteremezsek söylediklerimiz hep havada kalır gibi geliyor bana.

Sevgiler, çok. Pratik Anne ve Evren'e yazıları için teşekkürler....

11 Oca 2012

Su testisi.

Semra Canbulat'ın yazısından alıntıdır: Tıklayın

Hıncal Uluç'un Defne Joy Foster'ın ölümünün ardından yazdığı "Su testisi su yolunda kırılır" temalı yazısı sadece basın tarihinin en utanç verici yazılarından biri olmakla kalmıyor; Barış Manço'nun ölümünün ardından yazdıklarıyla birlikte değerlendirildiğinde şimdi takındığı bu ahlakçı tutum; patriarkal sistemin iki yüzlü ahlakının da medyadaki sıkı örneklerinden birini oluşturuyor.


Hangi "uzman kişiden" görüş alırlarsa alsınlar, kadın cinayetlerinin sistematikliğini sağlayan işbirlikçi tutum muhalif toplumsal hareketler ve yayınları tarafından birincil önemdeki toplumsal sorun olarak nitelendirilmediği sürece, kadın cinayetlerinin gerekçelerini aile içi görüş ayrılığına indirgeyen cümleler değişmeyecektir. Aile içindeki tartışmaları öldürme nedeni olarak seçen ve sunan haber dili, öfkesine yenilen erkek halini masumiyetin karinesi olarak kabul ediyorsa, elinde şiddet aracı bulundurma yetkisine sahip olanların taciz ve tecavüze yönelmelerini olağanlaştırıyorsa, keyfiliğin sorumsuzluğunu normalleştiriyorsa, sadakat ve bağlılık yeminlerini ilahi değil yasal olduğuna ilişkin hiçbir başvuru kaynağıyla beslenemiyorsa genç kadınların ki bu genç kadınlık hali 49 yaşına kadar uzanıyor, ölümcül şiddete maruz kaldığı haberlerini okumaya devam edeceğiz."

8 Oca 2012

En İyi Eş, Dost Blog Ödüllerimi Dağıtıyorum...


Geçtiğimiz günlerde Blog Ödülleri verildi malum. Dereceye girenleri kutlar, blog alemine faydalı bir organizasyon olmasını dileriz. Kendim de oy vermiş bir insan olarak sonuçları merak ettim ama epeyce bir süre birinci kim, ikinci kim, hangi dalda anlamak epey zor oldu. Üstelik dereceye girenlere ödül de vermemişler. Bir sürü sponsoru olan bir yarışmada vere vere bir plaket vermeleri ayıp doğrusu.

O nedenle  ben de sponsorsuz filan kendi çapımda kendi gönlümün ödüllerini vereyim dedim. Ödül dediğimiz de bir teşekkür aslında. Çok objektif olduğumu söyleyemeyeceğim ödül verirken. Eş, dost, aile, akrabaya dağıtıcam, kusura bakmazsınız... O nedenle de adı, eş dost ödülü oldu. Dilediğince dağıtabilirsiniz...

Kızım üç yaşına gelince, geriye dönük bakınca insan fark ediyor. Anne-Baba blogları önce beni ısındırdı, sonra elimden tuttu. Sonra da bir çoğu hayatıma girdi, dostum oldu. Siz de kendi ödüllerinizi verebilir, yorum olarak ekleyebilirsiniz. Bir çeşit sobe de olabilir, neden olmasın.... 

Geldik yarışma dallarına:

Rınn rınn rınnn... Açıklıyoruummmm.... 

En zihin açıcı, fikir kaşıyıcı, put kırıcı, açık konuşan, kimselere benzemez, on parmağında on marifet, her yazısı arşivlik anne blogu dalında:

En faydalı linkler, en düşünülesi konular, çocuk yetiştirirken orjinal buluşlar, faydalı ürünler, pratik yöntemler ve sağlıklı yaşam dalında:

Farklı bakış açıları, farklı hayatlar, popüler annelik öğretisine muhalif, başka bakış açıları, tüketim karşıtı, güzel görüşlü gönül insanı dalında

Geriye dönük oto koltuğu diyince akla gelen isim, bilimsel bilgi, makale paylaşımı, kitaplardan alıntılar, ana-girişimci, varlığıyla ilham, cesur, aklı balında blogger ve nurturia'nın annesi dalında:
http://kitubi.com/

Annelikle ilgili, ama değil gibi, kendi halinde bir deli, ama okuması çok zevkli, bilin bakalım kim?
http://kendiizinisurendeli.wordpress.com/

Dünyada anlatması en zor şey mizahtır. Hakkıyla yapan, çizen, gösteren, güldüren, incelikler kraliçesi ve dünyanın bi tanesi, en komik ve yetenekli blogcu dalında:
http://olmadikislerpesinde.blogspot.com/

Kendi güzel, kişiliği güzel, oğlunu yetiştirişi güzel, üstelik oğlu dünya tatlısı dalında ödülü paylaştırmak zorunda kaldım. (Ayırmak içime sinmedi zaten)
http://kuzeytan.blogspot.com/
http://www.toprakbuyurken.blogspot.com/

En iyi anne benim annem tabi, en iyi anneanne de ol. Bir nevi benim nasıl yetiştirildiğimin blogu. En iyi geçmiş zaman annesi blogu dalında:
http://aysema-mektuplar.blogspot.com/
http://ruyalargercekoldu.blogspot.com/


Arkadaşlık, yoldaşlık dalında, bir kahvenin kırk yıl olan hatırı dalında:
https://kirazsevdasi.wordpress.com/


Sakinlik, olgunluk, dinginlik, girişimcilik, iki çocuk büyütmeye heveslendirme dallarında, hep cesaret, hep güven veren, okuduğunuzda mutlu olduğunuz blog dalında: (Eski Mira'nın bahçesi, ama kalabalıklaştı şimdi)
http://www.anne-log.com/

Sanat sever, şiir sever, ada sever dallarında, başından beri beraber yürüdüğümüz blogcu dallarında ödülü paylaştırmak istiyorum yine:
http://birincitekirsahis.blogspot.com/
http://saricizmeli.blogspot.com/

Her zaman destek, her zaman yanında. Ama en çok girip girip çocuğumuzla izleyeceğimiz ingilizce öğreten videolar bulma, paylaşma ve eğitimi destekleme dalında:
http://cikolatalipasta.blogspot.com/

Anne olup, kendini bulma ve buldurma dalında:
http://www.sirars.blogspot.com/

Elbette burada ödül veremediğim ama sevdiğim çok blogcu var.
Haydi siz de ödülleri dağıtın, haydi.

Link olarak yazarsanız çok sevinir, okuruz.

Sevgiler blogcu dostları.