Üstüne yazı yazmayı istedim ama vakit bulamadım. Hızlıca yorum yazayım. Şöyle düşünüyorum ben. Kelimeler önemsizdir. Diyelim aferin! demedik. Kelimeyi attık dilimizden. O bir şey başardığında heyecanlanmayacak mıyız? Gözlerimiz parlamayacak mı? İstemsizce gülümsemeyecek miyiz? Kendimizi bu kadar kontrol edebilecek miyiz?
Albert Mehrabian der ki,
Mesajın yüzde 55%'i yüz ifadelerimiz, beden dilimiz.
Mesajın yüzde 38% ses tonu, söyleyiş tarzı
7% si kelimeler...
Kısacası aferin! dedik demediğin ötesinde geçerli olan bizim ne hissettiğimiz ve ne yansıttığımız. Ödül dediğimiz bazen bir gülüş, bazen bir bakış olabilir. Onun önüne geçmek bana doğal gelmiyor.
Öte yandan, kendimizi kontrol etmemiz gereken şeyler olduğunu da düşünüyorum. Çocuğun her yaptığına bir hikmet bulmaya çalışmamak gibi. Kendi "ben"imizin farkında olup, çocuğa yansıtmamak gibi. Kendi narsiszmimizin uzantısı yapmamak gibi. E tabi yapacaksın, kimin kızısın, oğlusun durumuna getirmeden. Büyümek yani. Önce kendimizi büyütmek.
Her anne babanın karakter itibariyle zayıf/güçlü yönleri var. Örneğin hırslı bir anne/baba çocuğa ister istemez, başarılı olma mesajı verecektir. Çocuk başarılı oldukça güçlü tepkiler verecektir, sürece değil, sonuca yönelik davranacaktır ister istemez. Aferin dese de, demese de. (Kendi anne babamızı düşünelim. Biz ne yapınca gururlanıyorlardı da, ne yapınca pek de sallamıyorlardı mesela.) Eğer kişi bunun farkında olursa, kendini bilirse, bu yönünü dengelemek için (davranışsal değil içsel olarak) çaba gösterebilir. Ya da anne/baba kendilerini özgüvensiz, kenarda kalmış hissediyor. Onların farkında olmadıkları mesajı da "kendini göster, ayağa kalk, atak ol" vb olabilir. Çocuk bir arkadaşına vurduğunda içten içe onaylıyor olabilir, "oh ezdirmedi kendini" diye. Bu tür şeylerin anahtarının davranışsal olduğunu düşünmüyorum. Çocuklar çok sezgiseller. Tam olarak düşünsel olarak yorumlamasalar da arkasındaki duyguyu hissediyorlar. İkide bir seni seviyorum demek gerekli değil, sarılmayı anlıyorlar. Eğer anne/babada zekaya tapınma varsa, "çocuğumuz çok zeki" söylenecektir, söylenmese de vurgulanacaktır. Konuşmanın alt metininde duracaktır orada. Çocuklar bunu anlar.
Kısacası eğer yazıdaki maddeleri ciddiye alıyorsak onları biz yapmalıyız!
- Biz süreçten keyif almayı öğrenmeliyiz bilmiyorsak eğer...
- Zorluklarda vazgeçmemeli, hemen yıkılıvermemeliyiz.
- Kendi hatalarımızı daha kolay affetmeliyiz belki...
Sevgiler, çok. Pratik Anne ve Evren'e yazıları için teşekkürler....
11 yorum:
kesinlikle sana katılıyorum özgüranne. Bir de yiyeceklerimizi seçerken bize yaşatılan stresi, ağzımızdan çıkanı kontrol etmeye çalışmakla da yaşamaya başladık.
stres ve kaygı çocuklarımızın ve bizim en büyük düşmanımız.
Bayıldım yazına, bayıldım.. en aklı başında anne değilsin de, nesin şimdi söyle Özgür Annem:)
Kesinlikle katılıyorum, bu yazı çok şey anlatıyor.
Sevgiler.
kesinlikle katılıyorum bende... teşekkürler yorumun için.
aferin ozgurannem :))
Kafaya taktığım bir konuyu çok güzel yazmışsın. Ben zorla sırıtsam da sakin durmaya çalışsam da içten kızıp göstermemeye çalışsam da çocuk bunu anlar diyordum hep...
Ah, iste budur, "once kendimizi buyutmek"... Ne guzel yazmissin! Esas sana tesekkurler!
Ozgur Anne,
Ne dogru. Cocugumuzla ve yaptiklari ile gurur duyuyoruz hakikaten. Cocuklar da bunu oyle ya da boyle anliyorlar. Herhalde cocukla beraber buyume islemi, onlara yaptiklari ile gurur duydugumuzu gosterip, bunu onlarin birseyler basarmalari icin havuc olmamasini saglamayi gerektiriyor. Yorumun icin cok tesekkurler.
evet bazen sözel olarak aferin çıkmasa da onaylandıklarını zaten anlıyorlar bence de...ona daket vuramayız ya :) yazının tamamına katılıyorum, eline sağlık :))
Çok güzel bir yazı olmuş Özgüranne. Keşke önce kendimizi büyütebilmek, ağzımızdan çıkan sözlere hakim olabilmekten kolay olsa...
Tum "annelerin" yazilarini begendim :) ben de artik " bir anne" olarak tecrubelerimi paylasiyorum. Bloguma beklerim...
Biranne-birbebek.blogspot.com
Yorum Gönder