26 Mar 2012

Anneliğin Dipsiz Kuyuları

Annelik bir çeşit delilik. Tedavisi yok. Her anne bir derecede deli ama artık kişiden kişiye değişiyor o derece. Okuduğum her kötü olay kafamın içinde. Ela top peşinde basamağa doğru koşarken, kafam bir an alternatif bir evren açıp ya ayağı kayarsa düşer alnını kaldırıma çarparsa senaryosunu oynatıyor. Havuzun kenarında koşarken kafamdan geçen senaryolar çatallaşıyor, sonsuz evren var orada. Satranç varyasyonları gibi. Bir anda hepsi kafamın içinde. Ve daha üç yaşında.

Yani sanılmasın ki sürekli bir panik halindeyim. Değilim. Aklıma gelen kötü düşünceleri kovuyorum. Ama bazıları daha çok kalıyor. Bu korkular, dinlediğimiz hikayelerle çoğalıyor. Kaçırılma haberleri, yazın boğulma haberleri, tedbirsizlik haberleri, depremle ilgili tahminler derken, her annenin taktığı başka bir konu oluyor.

En tedirgin olduğum konuların başında havuz ve deniz geliyor. Bu yaz çocuk ne güzel kendi kendine havuza atlarken, kendi korkularım yüzünden "kızım oturup yavaş yavaş in" diyerek çocuğun atlamasını engellemiş oldum. Korkumu yansıtmış oldum. Bir yanı tedbir, elbette çocuğu havuzda başı boş bırakmak sorumsuzluktur.  Ama engellemek de bir o kadar kötü. Dengeyi bulmak lazım. Bir kol ötede karışmadan. Bazen kolay, bazen zor.

Dediğim gibi, özellikle o alanda bir hassasiyet varsa çok zor. Tanıdığım bir kadının kardeşi yıllar önce kaybolmuş. Bu kadın nasıl korkmasın. Çocuğunu sokağa olsun bırakamayan, bakkala gönderemeyen bir kadına dönüşmüş. İnsanın kendi korkularıyla yüzleşmesi zor. Bir o kadar da gerekli. Çünkü alternatifi korktuğun için yaşayamamak ve boğmak. Yaşamasına izin vermemek.

Sizin korkularınız neler? Hayatı kısıtlamaması için neler yapıyorsunuz?

..........................

Yazmayacaktım ama...

Bunun üçü var. On üçü var. On dördü var. On dört yaşında bir kız. Bir haber okuyorsun sonra. Ben yazmaya utanırken, yaşamaya utanmayanların olması nasıl bir şey? Sürekli düşüncelerimin arasına sızan. Bambaşka şeyler yazmak isterken görmezden gelemediğim. Korkulara korku ekleyen.

Boğulmalarla ilgili: http://www.nurturia.com.tr/bugulog/3def783b-6f8c-4f93-b367-9f1801021df3/bogulan-kisi-boguluyormus-gibi-go

19 yorum:

yagizlahayat dedi ki...

Of Özgürannem, bende de bir yığın korku var. Daha küçükken heran balkondan düşürecekmişim korkusu yaşıyordum. Büyüdükçe değişiyor elbet. Ama şu sıralar aklıma geldikçe aklımı yitirecek gibi olduğum şeyler taciz olayları. Alnı kanar bacağı yarılır tedavi ettirirsin. Canı acır ama geçer.Ama yüreğinde bir yara açılırsa tedavisi yok. Gözümün önünden hiç ayrılsın istemiyorum.

Adsız dedi ki...

Merhaba Deniz,
en iyi madem bu kadar deniz-havuz korkun var ki Ela'nin yasi artik cok musait, yuzme kursuna gonder bence. Ben yurt disindayim ve yasadigim sehir deniz kenarinda. Haliyle ozellikle haftasonlari herkes denize gidiyor coluk cocuk birlikte. Cok yakin arkadaslarmizin 4 yasindaki ogullari, 1 seneden bu yana yuzme kursna gidiyor, en azindan anne babanin kafasi biraz daha rahat olacak. Onlar da bu korku ve tedirginligi yasamamak ve cocuklarinin guvenligi icin istediler yuzme kursunu.
Sevgiler, Deniz

Ozgur dedi ki...

yağızla hayat: İçte tedbirli olmakla boğmak arasındaki çizgi...

Deniz: Ela her yaz mutlaka denize ve havuza giriyor. Kollukla yüzebiliyor. Bu sene kolluksuz da yüzeceğini tahmin ediyorum. Geçen sene kolluksuz denemelere başladık. Sorun yüzme bilme bilmeme değil. Bizim ailenin tamamı iyi yüzücülerden oluşur. Sürekli göz üzerindedir. Ama işte engel olmuyoruz ama bir şekilde o tedirginlik gitmiyor. İşte ayağı kayar havuzun kenarına çarparsadan başlayan bi set...

meltem dedi ki...

Ozgur annem yalniz degilsin. Korkular felaket bir sey. Idil 6 aylikken yazlikta bir konsere giderken (Yalikavak-Bodrum arasi) ay bu yollar cok kotu Idil buyudugunde, gece ciktiginda nasil onu gondeririz bu yollarda diye kafa yorup, en kisa zamanda yazligi satip, site icinde arkadaslarinin olacagi bir yere gecmeliyiz karari almistik.
Yuzme konusunda da gecen yaz Idil gozu kara,kolluksuz bir sekilde sularda kosarken sakince izlemeyi basardim. Daha sonra cekilen resimleri gorunce bir baktim ki bizim kiz neredeyse omuz hizasinda sularda kosuyormus. Aklim gitti.
Aslinda buyudugunde yapacagi, yasayacagi seyler korkutsa da, beni en cok ciddi, caresiz hastaliklar korkutuyor.

anne kaleminden dedi ki...

bende de yemek yerken boğazına bişey kaçacak korkusu var. bi de kusma korkusu o yüzden hiç ısrar edemiyorum yemeklerine... ama makale çok güzeldi, mailimde kayıtlı herkese gönderdim...

Ters Pabuçlar dedi ki...

korkularımın sonu yok bazen tükrüğü boğazına kaçsa bile yetiyor beni mahvetmeye ama ne yapıyorum sadece Allaha dua ediyorum kimseyi yarusuyla sınama yarabbim ellerine çöp bile batması diye.sadece kendi yavrum için değil hepsi için milyonlarca kere dua ediyorum:(

pinar dedi ki...

benim korkum amansız hastalık, sürekli aklımın bir kenarında gece kabuslarımda, geçen gün dizinde bir morluk vardı küçücük minnacık beynim o anda nerelere götürdü bilseniz.. fena çok fena, bir de büyüdüğünde nasıl koruyacağım meselesi var ona hiç girmeyeyim..

pinar dedi ki...

benim korkum amansız hastalık, sürekli aklımın bir kenarında gece kabuslarımda, geçen gün dizinde bir morluk vardı küçücük minnacık beynim o anda nerelere götürdü bilseniz.. fena çok fena, bir de büyüdüğünde nasıl koruyacağım meselesi var ona hiç girmeyeyim..

Deniz dedi ki...

Offf of sorma gitsin

birdamlacıkyağmur dedi ki...

ben yazmak, evrene not düşmek bile istemiyorum.
Ancak uykusuz geçen gecelerde kafayı yeme sınırına çok gidip geldiğim olmuştur bu konuda.

İkiz Annesi dedi ki...

Anne olunca korkular da peşi sıra geliyor sanırım ben içimde yaşayarak yansıtmamaya çalışıyorum ama ilerideki günler için ayrıca kaygı içerisindeyim.
Havuz , deniz konusuna gelince de ben yanlarında olmadan gitmemeleri konusunda telkinde bulunuyorum engellersem korkmalarını istemiyorum:(

AylinSılığ dedi ki...

Benim neden korkularım yok! Yoksa ben garip miyim? Düşünüyorum da yok gercekten.

Deniz'in annesi dedi ki...

Ben de kaçırılma korkusu yaşıyorum. Bebekliğinden beri birine emanet ederken aklım çıkıyor, bu ihtimali beynimden silemiyorum. Aman elini bırakma, gözün üstünde olsun vs, tembih üstüne tembih. Çünkü bazen avm'ler, parklar o kadar kalabalık oluyor ki. Çocuk bu, enerji dolu,bazen o kadar hızlı hareket edebiliyorlar ki. Bir dönem rüyalarıma bile giriyordu. Ailemde ya da yakın çevremde kaybolma durumu da yok, yani sadece 3. sayfa haberleri beni fazlasıyla etkilemiş sanırım.

Ozgur dedi ki...

Meltem: Aslında bu korkuların iyi yanı da var. Seni tedbirli olmaya zorluyor. Havuzdan denizden korkarım, bu da beni çok tetikte yapıyor. Bi de o kadar irrasyonel değil aslında. Ciddi tehlike. Genelde yakınında kalmaya gayret ediyorum.

O yolu biliyorum ama ya korkulmayacak gibi değil:( Kıza 18 yaşında ehliyet aldırıp, araba kullanmayı öğretmeyi ve başka kimsenin arabasına binmemeyi, alkollü araç kullanmaması için beynini yıkamayı vb düşünüyorum.

anne kaleminden: evet bende de var. Hatta öksürdüğünde, iyi misin diye o kadr sormuşum ki, öksürünce anne iyiyim diyor artık sormadan. Onda da doktor bizi korkuttu. En korkulacak şey, boğaza zeytin takılması, evdeki olur olmaz ilaç, deterjan vb içmesiymiş. En sık rastlanan kazalardan.

ters papuçlar: amin, amin. çok iyi anlıyorum

cuckan dedi ki...

özgür anne, kafada özgür değilim işte ben de. düşer şaşar büyür derler de, düşmesin de şaşamasın da istiyorum, toprak oynasın ama mikrop yutmasın istiyorum, tama nsin çıksın ama kafayı yere gömmesin daan diye istiyorum. kaçırılması, rüyalarıma bile almayacağım bir korku, onun için kalabalıklara girmeyiz, gireceksek askımız var.Ah ah delilik işte bir tür, bu annelik..

DağlarKızı dedi ki...

Korkular konusunda yalnız olmadığımı bilmek bile içimi rahatlattı. Ama hala içimdeki korkulardan arınamıyorum. Annelik biraz da iç huzursuzluğu sanki. Tedbir ve evham anlamında. Yani hem iyi hem kötü. Allah'a korkulanların olmaması ve korkularımla yavrularımın özgürlüklerini kısıtlamamak için o sınırı iyi çizmeyi bilebilmek için dua ediyorum.

Ozgur dedi ki...

cuckan:) ah ah. zor dostum zor...

dağlarkızı: Allah'a emanet demek gerekiyor bir noktada. Allah bütün çocukları korusun...

KUZEY TAN dedi ki...

Beni çevrem "vurdum duymaz" olarak tanımlasada ben;

bir ortama girince robocop misali hızlı bir tarama yaparak risk değerlendirilmesine giriyorum.
Camlar tamam, dış kapı tamam; vitrin camı RİSKLİ; sehpa kenarı tamam; sehpadaki sıcak çay RİSKLİ;Ortada duran sprey RİSKLİ; zemin kaygan RİSKLİ;... bu liste uzuyor. Düşünme sürem 2-3 dakika. hemen müdehale edip (ev sahibi dövmezse) durumu kapatıyorum.

Şuanda bu risklerin dışında KUzey TAn dan eve ve evdeki diğer canlılara gelebilecek riskleride değerlendiriyorum. Kuzey Tan RİSKLİİİ, kedüü KAÇ....

Ama açık alanda, dışarıda çok panik oluyorum.Herşey riskli

elif dedi ki...

:) ben de yavaş yavaş delirdiğimi dusunuyordum neyse ki yalnız degilmişim:) 4,5 aylık bir oglum var..sizinyeşil kaka adlı yazınızı okudum ve daha iyi hissediyorum kendimi... bende de surekli endişeler var.ozellikle bir ruya musallat oldu bana.. ben bir yere gidiyorum ve 2 saate donmem gerekiyor oglumu emzirmem için ama bir turlu donemiyorum, hep yollar kapanıyor labirentler oluşuyor ve ben oglumu emzirmeye yetişemiyorum..endişelerimin başında deprem var, ya gece uyurken onu duymazsam agladıgında, bana birşey olursa korkusu ya da, arabaya bindiğimiz anda kaskatı kesiliyorum surekli enryolar beynimde, ellerimi yıkamaktan ellerim nerdeyse yara oldu:)..bir fim de ya da tv de cocularla ilgili kotu bir olayı asla izleyememeye başladım ayrıca muthiş huzursuz oluyorum... her zaman dogadan yana oldum, mantıklı oldum ama suanda bunu asla başaramıyorum ve sanırım artık asla eskisi gibi olamayacagım..mikrop alması gerektiğini bildiğim halde hijyenden mahvolmuş durumdayız ki ben yere sakızım duse alır cignerdim eskiden (biraz abarttım ama anlayın artık:)... durum beter yani..babam bunların gececegini soylesede başka bir akadaşım lafı kulagımda 'Annelik endişedir.'
..herkese sevgi ve selamlarımla:) iyi geceler...