17 Mar 2012

Davulumdan Masallar, Çekmeköy Küçük Şeyler ve Bir Doğum Günü

Kış geliyor, kış geliyor (winter is coming) dedikten sonra kış gitmek bilmedi tabi. Hafta içi Ela'yı Gülay Hanım'ın evinden almak için (beş parasız ve kredi kartsız depresyon kazağını giymiş halde) yollara düştükten ve toplamda iki saat kadar sonra eve döndükten sonra ciddi ciddi yeter demiştim içimden. Oysa bir ilkbahar sabahı (yine her zamanki gibi) güneşle uyanınca, bunun gerçek bildiğimiz, sıcak, ısıtan güneş olduğunu anlayıp mutlu oldum. Hemen sözlerimi geri aldım.


Üstelik... Üstelik bugün Davulumdan Masallar'a gidecektik. Çekmeköy'deki Küçük Şeyler Anaokulunda. Hazırlandık, giyindik, yollara düştük. Yol sandığımızdan uzun sürdüyse de yetiştik ve derin bir nefes aldık. Daha sonra Serkan Bey geldi. Hava güzel, dışarıda oynayalım dedik. Çocuklar, anneler, babalar elele halka olduk. Martı olduk uçtuk. Gemiye bindik, ritm tuttuk. Ağzımızla balık yakaladık, bir güzel yedik. Kendi adıma o kadar eğlendim ki anlatamam. Ela'ya gelince... Ela çok eğlendi. Oldukça fazla katılım gösterdi. İlk başta bana yapıştı ve ayrılmak istemedi, sonra adapte oldu ve kendi kendine de martı olup kanat çırptı, kaydıraktan kaydı. Bir tek balık seçerken illa mavili renkli olacak diye tutturdu. Bu mavi konusundan ayrıca bahsececeğim. Ritm kısmında bana da görev verildi, ben de ciddiyetle ayaklarımı sopaları vurarak kendimi fena halde kaptırdım. Epey de uzun sürdü. Güneş altında koşturduk durduk. Çekmeköy Küçük Şeyler Anaokulunun bahçesi bir harika. İçerisi de çok güzel ama o bahçeye bayıldım. Aklım orada kaldı. Geniş, ferah. Balık sever martılara birebir... En kısa sürede tekrar olduğunda  gitme kararı aldık. Tavsiye ederim.

Sonra martılar uçtu gitti, ama biz kaldık. Çekmeköy Küçük Şeyler Anaokulunun sahibi çift ve üçüzlerle çay içip sohbet ettik. Sonrasında Çekmeköy'de Cappucino diye bir yere gittik. Güneş... Dışarda oturmak. Meğer ne hasretmişiz güneş sana. Özlediğimizi farketmeden yanmışız meğer. Seratoninler filan şırıl şırıl. Çocuklar neşeli, biz keyifli. Yalnız bilmiyorum bu blogda hiç hayatımdan şikayet ettim mi? Etmişimdir mutlaka. Geri alıyorum. Arkadaşlarımın üç minik dinazoru ahtapot kollarına sahip olmadıkları halde, kollayıp, yedirip, içirip, çişe götürüp getirip eylemesine hayran kaldım. Orkestra yönetir gibi. Tek çocuk sahiplerinin şikayet etmesi, öğrenci olup da vaktim yok diyenlere duyduğum hisler gibi olmalı onlara göre. Şikayet etmek zaten boşa enerji. Böyle eğlendik, dinlendik, atlara baktık, ağaçların altından geçtik derken... Eve dönüş için yola koyulduk.

Ela tabi, açık hava bol gıda, araba tıngır mıngır uyudu. Eve gelince, onu uyandırmaya kıyamadım ve babasıyla arabada bırakıp bir koşu üstümü değiştirip, doğum günü tatlısının hediyesini kapıp, geri döndüm. Çok güzeldi. Çocuklarımız büyümüş. Bloglarda tanıştık. Beş aylık hallerini biliriz. Öyle farklı bir duygu ki onları öyle görmek. Annemin eski fotoğraflarından biri aklıma geldi. O fotoğrafta doğum günü olan çocuk üniversitede doçent olmuş... O geldi aklıma. Doruk'un büyüyeceği, koca adam olacağı ve bizim de onunla gurur duyacağımız ve bak işte o doğum gününe gittiğimiz çocuk şimdi bunları yapıyor diyeceğimiz günler geldi aklıma. Biraz duygusal olmuş olabilirim.

Daha yazacaklarım vardı ama başka yazı konusu olsun.
Zaman geçip gidiyor. İyi şeyler kalsın geride.

7 yorum:

KUZEY TAN dedi ki...

Bahar ile gelen enerji dolu bir yazı. Mutlu olduk biz de

İlk dedi ki...

Ne kadar ic acici yazmissin. Cok guzelmis; daha da guzel ve gunesli gunlerde eglenesiniz :)

Ozgur dedi ki...

Evet beraber de gidelim Fatoş!

Meryem, gelin sizi de götürelim:)

emel dedi ki...

kar da güzel hakkını yememek lazım ama bahar da insan bir başka oluyor kabul ediyorum. bahar gibi bir yazı olmuş, huzurla okudum.

Adsız dedi ki...

ay bizi de alin araniza bizi de alinnn birlikte gidelim... hem okulu hem davulumdan masallari cok merak ediyorum ben!

ayrica; aglarim amaa? gozlerim doldu, cok efsaneydi gercekten dun ne kadar buyuduler aralarinda konusmalar filan.hala etkisindeyim ben 'sen sunu seyrettin mi, yok sen bunu biliyo musun?' muhabbetlerinin...
gozlerim doldu, hep beraber buyusunler. operim mavili prensesi!

ilkay

meltem dedi ki...

Ne guzel bir gun gecirmissiniz. Biz de Davulumdan masallar ve Serkan bey ile tanisan sanslilardaniz. Sagolsun Idil'in okulu:-))
Ozgur Anne araciligiyla Doruk'a nice mutlu yillar dileklerimizi, Kiraz'a sevgilerimizi iletilim.
Herkese gunesli, guzel bahar gunleri dilegiyle
Meltem& Idil

Evren dedi ki...

Evet evet bahar gelmiş, iyi ki gelmiş :) Güneşiniz ve eğlenceniz bol olsun :)