3 Oca 2013

Dört Yaş: Çocuklu hayat / Çocukla hayat



Yeni yılla birlikte Ela'nın da dördüncü yaşını bitirmiş olduk. Nasıl da kolay sayması, bir, iki, üç, dört...

Artık yazamıyorum, Ela'nın söyledikleri yaptıkları blogun sınırlarını aştı. İşler güçler derken evin bireyi oldu. Girince paltosunu, ayakkabısını kendi çıkaran (bazen) yerine asan. Sofraya çatal kaşık getiren, kıyafetlerini dolaplarına yerleştiren bir kız oldu.

Anaokuluna başladı. Küçük Kara Balık'a gidiyor. O gittikçe, bizler de sanki baştan yaşıyoruz. Her akşam okulculuk oynuyoruz ve halı saatini (circle time) gerçekleştiriyoruz evde. Yoga hareketlerini gösteriyor, yapıyoruz. Okulda oynadıkları oyunları bir de evde oynuyoruz.

Zaman akıyor. Dört yıl. Daha uzun gibi, daha kısa gibi. Hayatın ortadan ikiye bölünmüş senden iki insan çıkmış gibi. Anne-kişi, normal-kişi.

Geçenlerde Ankara'da akademisyen bir arkadaşımızla konuşuyorduk. ODTÜ'de bir derse katıldık. Bilkent'de öğretim üyesi olan arkadaşımız 6 yaşındaki kızıyla beraber derse katıldı. T. hiç sesini çıkarmadan uslu uslu dersi dinledi, babasının deyimiyle 6 yaşında yüksek lisans dersine girdi.(Oyun programcısı olacak hiç kaçarı yok:)  Biz Ankara'ya gidebilmek için, kızı Zonguldak'a annemlere bıraktık. Daha önce önemli toplantılara götürmüşlüğümüz var. Yine de en uç noktayı C. anlattı. Gittikleri konferansta 9 aylık bir bebek varmış. Anne-baba akademisyen olunca çocuk 9 aylık ömründe 8 farklı ülke görmüş. Koymuşlar yere, toplantı yapılırken o da çevreyi keşfetmiş.

Bakıcısız, yardımcısız, aile büyükleri uzakta yaşarken çocuk büyütmek zor. Sabah servise bindirip karşıdaki erken bir toplantıya yetişme şansımız yok.

O nedenle düşünüyorum, hayata daha çok çocukları dahil ederek yaşamak gerekiyor. Söylemesi yapmasından daha zor. Merak ediyorum. Bildiğiniz bulduğunuz çareler var mı? Bu tarz durumlarda siz ne yapıyorsunuz? Desteksiz çocuk yetiştirenler, meraktayız.

17 yorum:

anne kaleminden dedi ki...

mutlu yıllar ela' ya öncelikle :) 4 yaş güzel bir yaş :)

biz çocukları yetişkinlerin hayatına entegre etme işini yapamadık. yapanları gördüm, bazen özendim bazen yadırgadım. seçenek olmadığı zaman, akademisyen ebeveynler gibi zaten kaçınılmaz oluyordur bu. ama zorunluluk olmadan da yapılabilir. mesela çocuk 9 aylıkken konferansa değil de kanyon turuna gidebilir. işte biz yapamadık. her şeyi onların konforunu mutluluğunu rutinini ön planda tutarak yaptık. aslında biraz da çocukla alakalı sanırım. yetişkin ortamında gayet mutlu sorunsuz kalabilenleri de var. çok uzattım toplayamıyorum :))

Selcen dedi ki...

Desteksiz yetiştiriyoruz ama Ankara'da olmanın avantajı var sanırım bu noktada. 3 yaşındaki kızımı sabah okuluna bırakıp akşam iş çıkışı alıyorum işe yarım saat geç geliyorum, akşam yarım saat erken çıkıyorum şimdilik böyle gidiyor ama ilkokul döneminde ne yaparız bilmiyorum heyecanla Binbirçiçeğin veya şimdiki okulumuzun ilkokul açmasını bekliyorum. Bizim kuzuyu bir toplantıya sokmayı hayal dahi edemiyorum. Bebekkenden dahil olsa alışırmıydı bilmiyorum ama sanmıyorum da sürekli entegre etmeye çalıştık gezilerle ama o zaman da hep sorunluydu. Ben de Devletşah'ın konferanslara oğluyla katılmasına çok özenmiştim.

Adsız dedi ki...

Benim kizimi birak toplantiya konferansa sokmak aile yemeginde zor tutmustuk:)tabi uslu bebeklerde yok degil ama kesinlikle birazda cocukla alakali...

Bilgen dedi ki...

mutlu sağlıklı yaşlar dilerim ela'ya... benim kızım da 4 yaşında ve 2 yaşından sonra (şu meşhur sendromu atlattıktan sonra) çok daha uyumlu oldu. şu an toplantı, konferans vs her ortama girebilir. bence ela da girebilirdi. çocuklar değişik ortamlarda bulunmayı seviyor. fakat iş toplantılarla bitmiyor ki; desteksiz ilkokul çağına kadar yetiştirdiniz diyelim. kreş sabahtan akşama kadar yardımcı oluyor. ancak ilkokullar öyle değil. benim bildiğim 7 de açılan ve 7 de kapanan ilkokul yok. bu durumda destek almamız kaçınılmaz olacak gibi görünüyor. ve işte bu durumda ben de hala ne yapacağımı bilemiyorum. sanırım yarım gün bakıcı desteği alacağız gibi:(
sevgiler,
bilgen

Adsız dedi ki...

Sanırım bu konuda yorum yapabilecek biri değilim :)) Ama şunu biliyorum ki, çocuğuna da çok bağlı. Ben hep rahat bir anne olmaya çalıştım, gittiğim heryere götürmeye çalıştım, arka koltukta ben araba kullanırken ağladığı çok olmuştur, ancak, genelde o kazanıyordu ve gittiğimiz yerlerde bana hiç rahat vermiyordu. Zor yani :( Aycaevrim

coraline dedi ki...

yaşadığımız yerde komşularımızdan başka hiçbir yakınımız yok.Komşularımızla da sadece 1 senedir samimiyiz.Taşındığımız şehirde 2 senedir yaşıyoruz. İlk 1 sene çok zor oldu. Şimdi kızımı komşulara bırakıyorum çünkü onların da aynı yaşta çocukları var.Böylelikle bizim istediğimiz programa uymak zorunda bırakmamış oluyoruz.Onun da keyfi yerinde oluyor bizim de.Onun dışında tatillerde falan bizimle gezer, uyku saatim geldi diye mızıklamaz ama küçükten alıştırdık onu bu şekilde, gece 2 lere kadar gezer bizimle bara gelir cafe de oturur.öyle işte..nispeten küçük bir şehirde yaşadığımızdan komşu seçeneğini kullanabiliyoruz. bu arada anilitta ben umut durak ın arkadaşı insta dan :):):)sanırım doğru adresteyim..

FADİŞ dedi ki...

Mutlu yıllar Ela'ya ve size:)

KUZEY TAN dedi ki...

Ben de babannemizden destek alıyoruz . Eğer böyle bir imkanım olmasa arkadaslarımdan destek alırdım. Özellikle çocuklu yakın oturan arkadaslar seve seve destek olur ....

sebnem oguz dedi ki...

Çocuklarımızı normal hayat rutinlerimize entegre etmemiz gerektiğini düşünenlerdenim. Ne kadar erken başlanırsa o kadar çabuk alışılıyor bence. Çocuklar yaşamın farklılıklarına bizim sandığımızdan daha kolay adapte olabiliyorlar.Ve aslında biz de onlarla birlikte uyumlanıyoruz. Ben de çocuğunu gittiği hemen hemen heryere götüren bir anneyim. Kızım benim tahammül edemediğim eğitim üzerine 45 dklık üstelik İngilizce bir konuşmaya tahammül edebilmişti mesela ama ardından gelecek müzikli kısmı bekliyordu tabi belki de ondan...:)
Tabi ki yardım alabilecek yakınlar varsa değerlendirilmeli ama çocuklarımız hayat rutinlerimiz içinde bir stres faktörü olarak görülmemeli ve olmamalılar diye düşünüyorum.

Ozgur dedi ki...

@anne kaleminden:
Açıkcası normal durumlarda düzenin bozulmaması için fazlaca mı dikkat ediyoruz. Biz de hep rutin bozulmasın, saatinde yatagında olsun ekolüyüz.

@selcen:
bizim düzen normal şartlarda uygun aslında. ama arada akşam toplantıları, sabah toplantıları oluyor. mecbur kalınca çocuklar da uyum sağlıyorlar.

adsız:
yazıkmış:)

Bilgen:
İlkokulda evet daha erken geliyorlar. O durumda dersek gerekebilir. Çok haklısın:((

Ozgur dedi ki...

@aycaevrim: yerim ben onu:)

@coraline: aa evet:)) Bahsettiğim T. de Umut'un dersine girmişti zaten:))) Komşu seçeneği süpermiş. Ben de kendi çapımda sosyalleşmeye çalıştım. Ama sevdiğim bir komşum taşındı ne yazık ki:(

Ozgur dedi ki...

FadiŞ: teşekkürler

Fatoş: Her zaman:)

Şebnem Oğuz: Evet, onu başarmak gerekiyor sanki. Erken başlamak işe yarayabilir. Teşekkürler yorum için.

ilal dedi ki...

sabah 7.30 da evden beraber çıkıyoruz.Eylülü okula bırakıp ,işyerine geçiyorum.Onun çıkış saati benim öğle arama denk geliyor.Avantajımız iş,okul ev üçgeninin yakın olması.Öğlen gelip alıyorum beraberce işyerine gidiyoruz.Mp3 çalar çok işimize yaradı.Sevdiği ve okulda öğrendiği şarkıları yükledim.Boya kalemleride işe yarıyor.Öğleden sonrayı çoğu zaman müzik dinleyip resim yaparak geçiriyor.Çok sılıkılırsa ona çeşitli görevler verip çalışmaya dahil ediyorum.Büyük keyif alıyor.İlk başlarda zor olmadı değil ama alışıyor:)

Sağlıklı ve huzurlu nice yıllara:)

cocuklarlayolda dedi ki...

Ailemizden uzaktayız. Güvendiğimiz gündüzlü bir bakıcımız var. Akşam programları hariç yaptığımız, gittiğimiz her yere 5 ve 1,5 yaşlarındaki çocuklarımızı katmaya çalışıyoruz, zaten başka çaremiz de yok. özellikle küçükle bazen zor olabiliyor ama onlar sizinle iş toplantısında, çarşıda, konserde birlikte oldukça büyüyorlar, toplumda nasıl davranmaları gerektiğini daha iyi öğreniyorlar bence. 3 yaş bir eşik derim, gerisi su gibi yolunu buluyor. Birden fazla çocuklu olunca insan çocuk odaklı yaşamın sürdürülebilirliğini sorgulamaya başlıyor biraz.

Seda dedi ki...

Ela'ya mutlu seneler!

Biz gurbette :) her yere yanimizda cocukla gidiyoruz. Is disinda her yere. Toplanti, doktor (kendimize mesela), kuafor vs. Birimiz kalip cocuklara bakip digeri hallediyor ama bazen tek tek gitmek de gerekiyor. Yani bir sekilde halloluyor. Beklenti ona gore.Belki biraz daha cocuk toleransi yuksek buralarin.

Ihtiyac olunca saatlik bakici bulmak cok kolay,her ailenin mutlaka en az bir tane on-call babysitteri oluyor,isler oyle halloluyor.

birdamlacıkyağmur dedi ki...

Mutlu yıllar Ela'ya.
4 yaş sihirli diyorlar. Merakla bekliyorum ben de. 1 yılımız kaldı.
Bu arada oğlak burcu mu Ela da. Yağmur öyle ve 2 den sonra beni bayağı zorladı sizde durumlar nasıl oldu acaba???

Saniye Kısakürek dedi ki...

Mutlu yıllar,
Ben de cocuklarımı desteksiz büyütenlerdenim. Kızım 8 yasında (ırmak). Oğlum 1 yasında (can). İrmagi elanin yaslarindayken okuma kulüplerine goturuyordum. Ama arkadaslarıma da siz de cocuklarınızı getirin dıyordum. Yine de zor oluyordu tabii.