15 Oca 2013

Öyle bir dert verdin ki kendime geleeemedimmm

İnsan hazır olduğunda okuduğu cümleler anlam bulmaya başlıyor. Sanki sahne yırtılıyor, görüyorsun ki senin masa sandığın kapıymış, kapı sandığın taş duvarmış.


Önce Monte Kristo Kontu'nu okudum baştan. Ortaokuldan beri en sevdiğim kitaplardan. Defalarca filmi, dizisi çekildi. Kaç yaşındaydım bilmiyorum TRTde bir dizi vardı. Oradan aklımda kalan bir kaç sahne. Hapishanede iki adamın karşılaştığı sahne. Ama ne iki adam. Adam vaar, adam var. Toy Edmond Dantes'i adam edecek kadar adam bir adam. Kitapları yemiş, yutmuş, bilge bir adam. Bir de hazinesi var. Tarihin çok şanslı bir döneminde yaşadığı için birden fazla bilimde uzman. Tıp, tarih, felsefe. Tekrar okuduğuma çok memnun oldum. İthaki yayınlarından. 

Monte Kristo Kontu bildiğiniz gibi Monte Kristo adasındaki hazineyi buluyor ve kendisine tuzak kuranlardan bir biir intikam alıyor. Zenginliği, karizması, her şeyi önceden bilmesi, aristokrat tavırları derken Paris'liler adama hasta oluyorlar. Gerçi çok oryantalist: Egzotik doğu, despot liderler, ilginç tılsımlar. Monte Kristo Kontu çevresindekileri etkilemek için hiç bir pozdan kaçınmıyor. Kendileri de zengin olan iki gence: "Benim iki at arabam her an hazırdır. Koşumlar takılmış atlar hazır halde beklerler. Canım istediği an o dakika, hiç beklemeden yola çıkabilmeliyim" Gençlerin de dibi düşer tabi. Bu denli büyük bir konfor! 

Ve aslında düşünecek olursak çoğumuzun kapısında bir araba sürekli hazır ve nazır olarak bizi bekliyor. Biz olmuşuz Monte Kristo kontu. Elimizi şaklattığımızda değil belki ama bir telefona pek çok yemek evimize geliyor.

Tam ben bunları düşünürken, Pratikanne bu yazıyı yazdı. Orada "First world problems" diye bir kavramdan bahsetmiş. "Birinci Dünya Sorunları": Zengin ve endüstrileşmiş toplumda yaşayanlara özgü,  üçüncü dünya ülkesinden olanların duyduklarında burun kıvıracakları sorunlar diyor urban dictionary 

(İnternetteki biri benimle aynı fikirde değil:((( )

Bunun üstüne aratmaya başladım. First World Problems m.eme diye aratın. Okudukça yerlere yattım diyebilirim. "Tuvalete gidicem ama telefonumda şarj %5" "Cüzdanımda o kadar para var ki oturunca popom acıyor" "Annemler bana doğum günümde 2. el araba almış" gibi söyleyene çok acı gelen ama dışardan bakınca çok komik duran dertler bütünü. Hani siz evde ananızın yaptığı yemeğe ama tuzu azzz derseniz, o da ye, bak Afrika'da aç insanlar var, derdi ya. Hah, tam öyle bir durum. Gerçekten de dalga geçmeye başlayınca bana bir rahatlık geldi. O kadar anlamsız saçma sapan şeyleri dert ediyoruz, paylaşıyoruz ki. Çok mıy mıyız bir yandan. Ben de dahil. "Çocuğum üçüncü köftesini yemedi o kadar da yapmıştım" Şimdi geriye dönüp de okusam şu blogu acayip dalga geçerim herhalde. 

Sonra bir arkadaşımın paylaştığı bir blogu okumaya başlayıp tuhaf bağlantılar buldum.

Bir kaç problem paylaşayım izninizle:

(Lokantada dr.pepper adlı içecek yoktu Pepsi içmek zorunda kaldım:((( )


(Pizza kutusu buzdolabına sığmıyor :(()

Bu da benden gelsin: 



Derdiniz tasanız böyle boş şeyler olsun.

Sevgiler....


6 yorum:

Deniz ve Barış'ın Annesi dedi ki...

çok eğlenceli bir yazı olmuş. elinize sağlık.

Adsız dedi ki...

çok güzel bir yazı, beğenerek okudum. ellerinize sağlık.kitabı tez zamanda okumaya karar verdim.

Meşgul Anne dedi ki...

Be 30 yaşımı geçtikten sonra tam da afrikadaki açlardan bahseden annem gibi oldum :) Geçen gün "siyah hırkaya ihtiyacım var" diyen arkadaşıma öyle bir konuşma yaptım ki yanımda artık ihtiyacım var cümlesi kuramıyor :D Yazı çok eğlenceli ve doğru tespitli olmuş.Teşekkürler özgüranne :)

Bilgen dedi ki...

ne hale geldik gerçekten... trajikomiğiz cümleten:)

anne kaleminden dedi ki...

ya benim rimelim kuruduuuuuuu :(((

herkesin kendine göre dert ettiği şeyler ve bundan duyduğu üzüntü eşiği var bence... bir de benim bir kuramım var; dünya üzerindeki herkes farklı şeylere üzülür, kimisi tırnağının kırıldığına kimisi çaresiz hastalığına ama sorunlarından dolayı hissettiği üzüntü her birey için totalde eşittir :)))

Benden Bizden dedi ki...

Çok komik geliyor gerçekten de dışarıdan bakınca, ama yaşayan için ne acı verici anlardır kim bilir!