16 Nis 2013

Veli Gözüyle Montessori 1 : Anaokulu seçerken...


Şu hayatta üniversite tercihlerimi yaparken bile bu kadar düşünmemiştim desem yeridir.

Çok erken başladım araştırmaya. O zamanlar benimle beraber aynı arayışta olan annelerle bazen beraber, bazen ayrı ayrı okulları gezdik, sorular sorduk.  ( Anadolu Yakası Anaokulu Seçimi, Anaokulu Seçimi, Anaokulu Arayışı) Kitubi'den faydalandık: Ana okulu görüşmeleri için 5 altın kural

Sonuçta gezdikçe, araştırdıkça bizim için geçerli kriterler de ortaya çıkmaya başladı. Ela'yı günde 2 saatliğine evimize yakın olan bir yere gönderdik. Sonuç büyük bir hayal kırıklığı oldu. Okul için deliren çocuğum okula gitmek istememeye başladı. Korkular geliştirdi. Bize kayıtta söylenen kurallara uyulmadığını gördük. İkinci defa aynı hatayı yapmamaya kararlı olarak tekrar arayışa başladık.

Bir anaokulundan beklentilerimiz özetle şunlar:

Karşılama:

Çocuk okula girdiği zaman, ismiyle karşılanacak. Güler yüzle, sevgiyle. Benim ve kardeşimin zamanında gittiğimiz anaokullarında karşılandığımız gibi. "Hoşgeldin Elaa, iyi ki geldin" havası.
Bu karşılama ve okula giriş, haldır haldır olmayacak. Çocuğa kendi ayakkabısını çıkarma, montunu çıkarma zamanı, izni fırsatı verilecek.

Yemek:

Çocuğuma mısır, dışardan alınmış çikolata, lolipop, jelibon, paketli gıda vb türevleri verilmeyecek. Yemek menüsü karbonhidrat ağırlıklı olmayacak. Meyve, kuruyemiş, okulda yapılmış sağlıklı kek vb olabilir. Menü dengeli beslenme koşullarına göre düzenlenmiş olmalı

Fiziksel şartlar ve uygulama: 

Pek çok anaokulunun kocaman bahçeleri yanıltıcı olabiliyor. Bahçe var ama çıkıyorlar mı? Kaç kere? Kışın çıkıyorlar mı? Yoksa sadece gerçekten sıcak havalarda mı çıkıyorlar? Güvenlik nasıl? Okul işlek bir caddenin yanında mı? Temizlik nasıl? Okulun içindeki tuvaletler çocuklar için uygun mu? Lavobolar uygun mu? Güvenlik önlemleri alınmış mı? İlk yardım çantası, personeli var mı?

Yıl Sonu Gösterisi var mı? 

Olmaması tercih sebebi... http://www.kitubi.com/2011/06/14/perde-acilsin-sov-baslasin/

En önemlisi.... Öğretmenler ve yönetim.... 

Konuştuğunuz zaman sizin ne istediğinizi "hissederek" sizin huyunuza gidecek yanıtları mı veriyorlar? Öğretmenler nasıl? Eğitim durumları, kişilik durumları. Sakin, sevecen insanlar mı? Orada çalışmaktan gerçekten mutlular mı? Yoksa bezgin bir şekilde bitse de gitsek modundalar mı? Gülümsüyorlar ama alttan alta gerginler mi? Öğretmeyi, çocukları seviyorlar mı?

Müdür sorumluluk alabilen birisi mi? Çocuk emanet edilir mi? Bir sorun halinde bununla nasıl başa çıkar? Gizlemeye mi çalışır, "asıl sorun sizde" diye topu karşı tarafta mı tutar? Ya da "biz ve okulumuz mükemmeliz, sorun sizin çocuğunuzda" der mi? Sık sık bilgilendiriliyor musunuz? Okulda neler oluyor, o hafta hangi konularda konuşuldu, nereye gidilecek, öğretmenlerin durumunda ne gibi değişiklikler oluyor, haberi var mı? Kolay ulaşabiliyor musunuz? Ulaştığınızda bilgi alabiliyor musunuz?

Bazı yaklaşımlar...

Okul doğum günlerini nasıl kutluyor? Aşırı şatafatlı mı? Diğer çocukları özendirici mi? Ne sıklıkla oyuncak geliyor? Hangi kitaplar okunuyor? "Ders" işleme nasıl bir şey?

---

Bu soruları sorduk. Benim gidip gördüğüm anaokullarında sevmediğim şeylerden bazıları şunlar.
(Bütün anaokulları böyle demek istemiyorum, olmayan da vardır. Benim şahit olduklarım... )

Bahçe: 

Veliler kızıyor o nedenle çocukları dışarı çıkarmıyoruz. (Zaten o kadar çocuğu kim giydirecek, yok paltosu, yok çizmesi??)

Çok Hızlı Değişen Aktivite Hali 

Mesela oturun kameradan bir iki saat izleyin varsa, çocuklar içerde ne yapıyorlar? Bir kreşte (ki sanıyorum genel uygulama bu, bir kaç yerde gördüm, hem de büyük sınıfta.)

Şöyle düşünün. Çocuğunuz oyun hamuru ile oynar mı? Oynarsa ne kadar hamurla oynar? Genelde 4lü paketin yarısıyla oynardı Ela oynadığı zaman.

Şimdi bunu ikiye bölün. 4lü paketten 1 tane hamur seçin ve sınıftaki 20 kişiye bölün. Bu hamurları dağıtın sınıfa. Ve 15 dakika sonra (iyi ihtimalle) geri toplayın. Bu defa kağut ve kalem dağıtın. Resim yapsınlar. 15 dk sonra onu da toplayın. Sonra haydi şimdi hebelüp zamanı. Bitti, şimdi kitap okuma... Yani çocuklar çok kısa aralıklarla sürekli koşturmaca halinde.

Şimdi düşünün ki çocuğunuz hamurdan nefret ediyor. 15 dk boyunca hamurun başında sandalyede oturmak istemiyor. Zorunda mı? Evet. Kalkıp gerçekten ilgilendiği bir şeyin yanına giderse ne olur? Aaa yaramaz çocuk, bizi hiç dinlemiyor. "Yönerge almıyor"  Peki çocuğunuz düşünün ki hamura bayılıyor. O minnacık hamurla bile tam bir şey yapmak üzere, çünkü konsantrasyon süresi aslında çok daha uzun. Sizinki de öyle bir yavru olsun. Hoop öğretmen geri topladı, haydi şimdi resim yapacaksın.

Öğretmenler ve okullar diyebilir ki, "e o kadar çocuğu nasıl idare edeceksin? Grup halinde hareket etmek zorundayız." Alternatifi var.

Gürültü

Okullar çok gürültülü. Girip 5 dk durup çıktığımda başım dönüyordu. O gürültü, bağırış çağırış halinde öğretmenler nasıl çıldırmıyorlar hayret ediyorum. Ya da çocuklar o gürültüde nasıl bir şeyler öğrenirler, nasıl konsantre olurlar? Ses ve renk cümbüşü. Gürültü ve genel ortamdaki aşırı oyuncak, ıvır zıvır, toplar, arabalar, kitaplar...

Temizlik

Hijyen takıntılı bir insan hiç olmadım ama ortada duran minderler simsiyah olmuşsa bir düşünmek gerek.

Kurallar

Normalde "bla bla bla" ama sizin için "bla bla bla" diyen yerlere güvenmiyorum. Kurallar konuyor ama kurallar sürekli esniyor.

Televizyon 

Anaokulunda televizyon olur mu? Sinevizyon olur mu? Bu 2 saatlik gönderdiğim kreşte bize demişlerdi ki, sadece Cuma'ları öğleden sonra yarım saat belgesel izletiyoruz. Ela sabah öğrencisi olmasına rağmen, bir gün geldi dedi ki, "öğretmenler geldiler bize kızdılar ceza olarak televizyonu kapattılar." Hafta içi sabah... Yani evde TV izletmediğim çocuğumu üstüne para vererek Tv karşısına oturtmuş oldum. Düşünmeye değer...


Varsa sizin de görüp rahatsız olduğunuz şeyler paylaşalım....

Sonraki Yazı: Veli Gözüyle Montessori 2: Matematik Özelinde Montessori

23 yorum:

Benden Bizden dedi ki...

Ben de haftasonu ilk defa bir anaokulu-kreşi ziyarete gittim. İkindi kahvaltısında sarelleli ekmek ve kurabiye verildiğini söylediler. Çocuğumun bunları yemesini istemediğimi belirtince "Siz ne veriyorsunuz ki?" diyerek alaycı bir tavır takındılar. Bir de 3 yaşındaki çocuklara bilgisayar dersi verildiğini öğrenince arkama bile bakmadan çıktım. Yarış atı yetiştirmek istemediğimi biliyorum. Ve bunca ticaret kokan okullar konusunda hiç iyi düşüncelerim yok.
Lafı uzattım, sizin TV konusunda yazdıklarınıza bilgisayarı da ekleyebiliriz diyecektim.
Sevgiler.

yagizlahayat dedi ki...

Biz daha aramaya geçmedik ama fazlada alternatifimiz yok. Güzel bir derleme olmuş. Hislerime tercüman olmuşsun.

withShoppermom dedi ki...

Yazı için emeğine sağlık. Ben de çocuk gibi oyun oynanabilen bir yer düşünüyorum daha 1 yılımız da olsa çok güzel fikir verdi bu post sağol.

annemahsustan dedi ki...

Merhaba yazınızı dikkatle okudum, geçen yıl iki çocuğum ile ilgili benim de çokca arayışlarım olmuştu, bir göz atın belki yardımcı olur size de...

http://annemahsustan.blogspot.com/2012/10/kres-bildirimleri-ve-ogretmencilik-oyunu.html

Montessori annesi dedi ki...

Citlembik Montessori anaokulunu gezdiniz mi?
1. Diğer okullara göre çok daha sessiz çünkü Montessoriyi özümsemişler. Çocuklar da bu yönde olumlu bir şekilde ilerliyor.
2. Mevsim sebzeleri ve meyve ağırlıklı dengeli bir beslenme var. 2013 eylülde tamamen organik besine geçiyorlar.
3. Doğum günleri her çocuk için standart şekilde okulda yapılan pasta ile kutlanıyor. Hediye bile okulda hazırlanıyor çocuklarla. Kimse pasta hediye yarışına girmiyor.
4. Her havada kar dahil dışarı çıkarlar. Ancak sağanak yağmurda çıkmazlar.
5. Okul sahibi kendine bu işe adamış ve bu işe kafa yoran birisi.
Bu yorumlar oğlu 3 yıldır aynı okula giden bir annenin gözlemleri.. Sevgiler

Ozgur dedi ki...

Benden Bizden:
Bilgisayar dersi nedir yahu? Onu duymamıştım. Kaçıın kaçın...

yagizlahayat:
Veliler bileşerek bilinç yaratılabir yavaş yavaş...

withShopperMom:
Arkası gelecek yazıların:)

annemahsustan:
Bu bizim aslında geçen sene yaşadığımız bir süreç, neyse ki çözüldü. Ama bakacağım yazınıza teşekkürler.

Montessori Annesi:
Ela Küçük Kara Balık Okuluna gidiyor şimdi :http://www.kucukkarabalikcocukevi.com/

Sonraki yazılarda bunun etkilerini anlatacağım.
Orada da sessizlik hakim. Tamamen organik beslenme en başından beri var. Pasta okulda yapılıyor. Hediye yok. Her havada günde 2 kez bahçe zamanı var. Kurucuları veli insiyatifi:))

Sevgiler, çok teşekkürler yorumlar için

Montessori annesi dedi ki...

3 yıl önce oğluma okul ararken Küçük Kara Balık'ı da ziyaret etmiş ve Emel Çakıroğlu ile görüşmüştüm. Hem Çitlembik hem de Küçük Kara Balık'ın o zamanki öğretmenleri Emel Hanım'dan eğitim almışlardı.Ben her iki okulu da çok beğenmiştim. Doğru uygulandığında çocuklar üzerinde yarattığı etkiler çok olumlu. Umuyorum Montessori okullarının sayısı artar ve daha çok çocuk bu eğitimden faydalanır.

Ozgur dedi ki...

montessori annesi:

Gönülden katılıyorum. O kadar pozitif etkilerini gördük ki...
Sevgiler

Dağlar Kızı dedi ki...

Bunlar çok güzel gerçekten. Pek çok annenin aynı hisleri taşıdığı, hemen hemen aynı öncelikleri olduğunu umuyorum. Öte yandan aileye ciddi bir bütçe yükü de getirdiğini eklemek gerek. Evet çocuğumuz için değer elbet, başka şeylerden kısıp eğitim ve sağlığına eğilmeli vs. Ama bu tarz okulların maliyetlerini düşünerek, ailelerin bütçe ve diğer koşullarına uygun anaokulu ve kreşlerle ilgili olarak insiyatif almaları, gerekirse okulları yönlendirmek için ciddi efor sarfetmeleri gerek. BBOM de bu düşünceyle hayata geçti ama o da bu gerekleri yerine getirirken ne yazık ki maliyet açısından benzer noktalara geldi takip edebildiğim kadarıyla.

Bu mevzunun bir de ilkokul, lise hatta üniversite versiyonları var ki... içim şişiyor devletin ücretsiz eğitim verdiğini iddaa ettiği ülkemdeki durumumuza...

Ozgur dedi ki...

daglar kizi:

Maliyetlerde soyle bir yumurta/tavuk durumu var. BBOM nasildir cok yakindan takip edemedim ama onlarda da ayni oldugunu saniyorum. Kisi basi ucret = Toplam maliyet / kisi sayisi.

Eger veli insiyatifi organizasyonlara katilim cok olursa maliyet duser. Cok fazla veli isin icine girip sahiplense, daha buyuk binaya gecilir, daha cok ogrenci alinir ve maliyetler oyle duser.

Maliyeti dusurmenin baska yonetmi siniflari kalabaliklastirmak, ogretmen kalitesini dusurmek, malzeme almamak vb olabilir ki bu durumda da neden ciktik ki yola? durumu oluyor.

Biz esimle 3-6 yas arasinin cok onemli oldugunu dusunuyoruz. O nedenle en fazla yatirimi su anda yapmaya karar verdik. Belki 6 yasindan sonra devlet okuluna gonderebiliriz. Ama 3-6 yas karakterin sekillendigi, baglantilarin kuruldugu temel. O nedenle cok onemsedik.

Sevgiler,

deniz

Dağlar Kızı dedi ki...

Deniz,

İçten, yargılamadan ve ısrar etmeden cevap verdiğin için çok teşekkürler.

Ozgur dedi ki...

Aşkolsun, hepimizin sorunu bunlar. Kim kimi yargılayabilir ki bu konuda, ne hakla. Ben isterdim ki, yayılsın, daha yaygınlaşsın. Örneğin benim gittiğim anaokulu montessori değildi. MEBe bağlı, öğretmenlerin çocuklarını gönderdiği devlet anaokuluydu. Kardeşim de kızmeslek lisesi anaokuluna gitti. Ama öğretmenler özenliydi, göz boyama yoktu. Ticari kaygı yoktu. Dikiş dikmeyi öğrendik kız erkek. Sayıları öğrendik. Pek çok şey montessoriden etkilenmiş orada. Sonra sonra anlıyor insan. Ama okulda kum yok diye gidip kum yüklü kamyonu getirip bahçeye döktüren de babam bir yandan. Kumla oynayalım diye.

Nasıl anlatsam... O kadar çok yönü var ki. Mesela bence öğretmen maaşı bütün maaşlardan yüksek olmalı, el üstünde tutulmalı öğretmenler. Sürekli eğitim almalılar. Bitmemeli. Dur bunu da ayrı yazıda yazayım. Sevgiler.

Adsız dedi ki...

keşke bu yazıyı 30sene önce okusaydım. belki daha iyi olurdu. bizlerde sizlerle beraber büyüdük. sizi seviyorum

Adsız dedi ki...

Küçük Kara Balık veli inisiyatifi ama çook pahalı ve saat 16.30 da çocukların alınmasını istiyor. Ben de isterim ama ne mümküüün. Bir de tanıtım toplantısında, yönetimi sordum, konuşma yapan hanfendi okulun müdürü benim derken ölene kadar orada kalacakmış gibi konuştu, korktumm.
BBOM a gelince, başarılabilir bir proje ama herkesin boş zamanını vererek dönecek bir iş değil. Tam zamanlı projede çalışacak aklı selim kişilere ihtiyac var bence.
Çitlembik oldu benim kararım da. Çok mutlu alıyorum kızımı ve okulun içindekiş huzur dışarıya da yansıyor.

Bahadir Caliskan dedi ki...

Bir çoğumuz çocuğumuz dünyaya geldikten kısa bir süre sonra eğitimi ile ilgili bir takım endişeler yaşamaya başlarız. 0-18 aylık dönemde bire bir çocuğumuzun gelişimine ve eğitimine tanıklık eder,yön veririz.
18 Aydan sonra hızla bebeklikten çocukluğa geçen yavrumuz için artık ev ortamının yeterli olmadığını fark ederiz. Bu ''yeterli olamama''durumu kişiden kaynaklanmaz, çocuğun bakımını üstlenen kim olursa olsun (anne, anneanne, babaanne, diğer akrabalar veya bakıcı), onun gelişen ve çeşitlenen ihtiyaçlarından kaynaklanır.
Bir çocuğun;
* Sosyalleşmesi ve dünyayı tanıyabilmesi için mutlaka başka çocuk ve kişilerle iletişim halinde olması gerekir.
*Dil gelişiminin sağlıklı desteklenmesi için kendisini ifade edebileceği doğal ortamların oluşturulması gerekir.
*Bilişsel ve psikomotor gelişimi için uygun ve yeterli uyarıcı desteği sağlanmalıdır.
*Sosyal-duygusal alanda gelişmesi için duygularını ifade etmesine imkan sağlamalı söz ve davranışlarımızın çocuğa doğru temas etmesi için rol model olmak gerekir.
*Yapabileceği her şeyi çocuğun kendisi yapabilmesi için cesaretlendirilmelidir.
*İhtiyaçları zamanında giderilmeli ve bunun için bir rutin oluşturulmalıdır.

Anne ve babalar, okul öncesi dönemle başlayan eğitim sürecinde çocuklarına nasıl bir eğitim aldırmaları konusunda tereddüt yaşayabilirler.
Bir uzman olarak, anne ve babalara samimiyetle tavsiye etmek ve hatırlatmak isterim;
*Çocuğunuzun okul öncesi dönemde en önemli ihtiyacının Oyun Oynama olduğunu unutmamalısınız.
*Güven, Sevgi olmazsa olmazdır.
*Bir şeyi bilmemek yanlış öğrenmekten daha iyidir. Örneğin sırf yabancı dil öğrensin diye çocuğunuza uzman olmayan, ana dili İngilizce olmayan bir yabancı uyruklu öğretmenden İngilizce edinmesini beklemek ne kadar sağlıklıdır tartışılır. Erken yaşta yabancı dil ediniminin gerekliliğine inanmakla birlikte ülkemizde yetersiz ve yanlış uygulamalara dikkat etmenizi öneririm.
* Okul öncesi dönemde çocuklar için kocaman binalara da gerek yoktur, gerçek sevgi, bireysel farklılıklara duyarlı, sınırlı tutulan grup sayıları ile -tercihen maksimum 10 kişilik -
çocuğunuzun sağlıklı, mutlu, kendi ile barışık, değerleri olan bireyler olabilmesini sağlayabilirsiniz.
Eğitimde marka, materyal, oyuncak değil içerik ve gerçekliktir aslolan.


Sevgili Anne ve babalar;
Okul Öncesi Dönemde bir takım yaklaşımlar vardır;
Montessori, Reggio Emilia, Waldorf, High Scope, Çoklu Zeka gibi. Dikkat edilmesi gereken bir alanda birden çok yaklaşım var ise her yaklaşımın güçlü ve zayıf yönleri var demektir. Sizin kültürünüzle, yaklaşımınızla sözünü ettiğimiz yaklaşımların örtüşmesi önemlidir. Dünyada kabul görmüş yaklaşımların başarılı sonuçlar vermesi, mutlaka kültüre uyarlanmış olması ve kazandırdıklarının sizin gerçeğinize uygun olması gerekir.
Sağlıklı çocukların öğrenme hızı ve kapasitesinin çok yüksek olduğunu gözlemlemekteyiz. Yani istediğiniz her şeyi öğretebilirsiniz. Burada önlenmesi gereken, çocuğun kendi özelinde değerlendirilmeden yapılan ya da yetişkinleri memnun edecek- çocuk dünyasından uzak- etkinliklerdir.
Her çocuğun bireysel farklılığını gözeten ve gelişimine uygun, ilgi ve merak uyandıran, kendi başına yapabilirken paylaşmayı da öğreten bir yaklaşımda eğitim ortamı tasarlanmalıdır.
Okul öncesi yaklaşımlarının güçlü bir sentezi ile; çocuğun yapabileceği her şeyi kendisinin yapabilmesine rehberlik ederken yoğun sanat ekinlikleri ile yaratıcılığını destekliyoruz. Bunu yaparken eğitim ortamının, materyalin, kullanılan dilin, yaklaşımın gerçekçi ve doğal akışında gerçekleşmesini sağlıyoruz.

Sonuç olarak;
Sağlıklı her anne babanın istediği evladının mutlu olmasıdır. İyi bir eğitim almasıdır. Bu süreçte çocuklarımıza fırsat vererek, onlara rehberlik ederek sağlıklı nesiller yetiştirmeyi diliyorum.

Psk.Melda Çalışkan

Melda ÇALIŞKAN dedi ki...

Bir çoğumuz çocuğumuz dünyaya geldikten kısa bir süre sonra eğitimi ile ilgili bir takım endişeler yaşamaya başlarız. 0-18 aylık dönemde bire bir çocuğumuzun gelişimine ve eğitimine tanıklık eder,yön veririz.
18 Aydan sonra hızla bebeklikten çocukluğa geçen yavrumuz için artık ev ortamının yeterli olmadığını fark ederiz. Bu ''yeterli olamama''durumu kişiden kaynaklanmaz, çocuğun bakımını üstlenen kim olursa olsun (anne, anneanne, babaanne, diğer akrabalar veya bakıcı), onun gelişen ve çeşitlenen ihtiyaçlarından kaynaklanır.
Bir çocuğun;
* Sosyalleşmesi ve dünyayı tanıyabilmesi için mutlaka başka çocuk ve kişilerle iletişim halinde olması gerekir.
*Dil gelişiminin sağlıklı desteklenmesi için kendisini ifade edebileceği doğal ortamların oluşturulması gerekir.
*Bilişsel ve psikomotor gelişimi için uygun ve yeterli uyarıcı desteği sağlanmalıdır.
*Sosyal-duygusal alanda gelişmesi için duygularını ifade etmesine imkan sağlamalı söz ve davranışlarımızın çocuğa doğru temas etmesi için rol model olmak gerekir.
*Yapabileceği her şeyi çocuğun kendisi yapabilmesi için cesaretlendirilmelidir.
*İhtiyaçları zamanında giderilmeli ve bunun için bir rutin oluşturulmalıdır.

Anne ve babalar, okul öncesi dönemle başlayan eğitim sürecinde çocuklarına nasıl bir eğitim aldırmaları konusunda tereddüt yaşayabilirler.
Bir uzman olarak, anne ve babalara samimiyetle tavsiye etmek ve hatırlatmak isterim;
*Çocuğunuzun okul öncesi dönemde en önemli ihtiyacının Oyun Oynama olduğunu unutmamalısınız.
*Güven, Sevgi olmazsa olmazdır.
*Bir şeyi bilmemek yanlış öğrenmekten daha iyidir. Örneğin sırf yabancı dil öğrensin diye çocuğunuza uzman olmayan, ana dili İngilizce olmayan bir yabancı uyruklu öğretmenden İngilizce edinmesini beklemek ne kadar sağlıklıdır tartışılır. Erken yaşta yabancı dil ediniminin gerekliliğine inanmakla birlikte ülkemizde yetersiz ve yanlış uygulamalara dikkat etmenizi öneririm.
* Okul öncesi dönemde çocuklar için kocaman binalara da gerek yoktur, gerçek sevgi, bireysel farklılıklara duyarlı, sınırlı tutulan grup sayıları ile -tercihen maksimum 10 kişilik -
çocuğunuzun sağlıklı, mutlu, kendi ile barışık, değerleri olan bireyler olabilmesini sağlayabilirsiniz.
Eğitimde marka, materyal, oyuncak değil içerik ve gerçekliktir aslolan.


Sevgili Anne ve babalar;
Okul Öncesi Dönemde bir takım yaklaşımlar vardır;
Montessori, Reggio Emilia, Waldorf, High Scope, Çoklu Zeka gibi. Dikkat edilmesi gereken bir alanda birden çok yaklaşım var ise her yaklaşımın güçlü ve zayıf yönleri var demektir. Sizin kültürünüzle, yaklaşımınızla sözünü ettiğimiz yaklaşımların örtüşmesi önemlidir. Dünyada kabul görmüş yaklaşımların başarılı sonuçlar vermesi, mutlaka kültüre uyarlanmış olması ve kazandırdıklarının sizin gerçeğinize uygun olması gerekir.
Sağlıklı çocukların öğrenme hızı ve kapasitesinin çok yüksek olduğunu gözlemlemekteyiz. Yani istediğiniz her şeyi öğretebilirsiniz. Burada önlenmesi gereken, çocuğun kendi özelinde değerlendirilmeden yapılan ya da yetişkinleri memnun edecek- çocuk dünyasından uzak- etkinliklerdir.
Her çocuğun bireysel farklılığını gözeten ve gelişimine uygun, ilgi ve merak uyandıran, kendi başına yapabilirken paylaşmayı da öğreten bir yaklaşımda eğitim ortamı tasarlanmalıdır.
Okul öncesi yaklaşımlarının güçlü bir sentezi ile; çocuğun yapabileceği her şeyi kendisinin yapabilmesine rehberlik ederken yoğun sanat ekinlikleri ile yaratıcılığını destekliyoruz. Bunu yaparken eğitim ortamının, materyalin, kullanılan dilin, yaklaşımın gerçekçi ve doğal akışında gerçekleşmesini sağlıyoruz.

Sonuç olarak;
Sağlıklı her anne babanın istediği evladının mutlu olmasıdır. İyi bir eğitim almasıdır. Bu süreçte çocuklarımıza fırsat vererek, onlara rehberlik ederek sağlıklı nesiller yetiştirmeyi diliyorum.

Psk.Melda Çalışkan

Kreş Rehberi dedi ki...

Kreş Seçimi gerçekten önemli bir konu. Güzel bir yazı olmuş.Teşekkürler.

istanbul dedi ki...

ankara istanbul izmir veya diğer illerde kreş anaokulu ve yazokulu arıyorsanız tüm kreşlerin iletişim bilgileri olan bir site var kresrehberi.com . Bu siteden bulunduğunuz ildeki kreşlerin iletişim bilgilerine rahatlıkla ulaşabilir ve kreşleri arıyarak bilgi ve ücretlerini öğrenebilirseniz. Sitede yaklaşık olarak bulunduğunuz ildeki tüm kreşlerin bilgileri bulunmaktadır. isterseniz yazokulunuda bu siteden ulaşabilir ve aonakulları ile iletişime geçebilirsiniz www.kresrehberi.com

engin dedi ki...

Erenköy ışık anaokulu kampüsü mükemmel maalesef yönetim kadrosu için aynı şeyi söyleyemeyeceğim.hele bir müdürehanım var sizin özel hayatınıza kadar karışıyor ve eleştiri kabul etmiyor,okulda sistem yok,stajer hocalar ile iş görüşmesi yapıyorlar en az 5 senelik deneyimli diyorlar kampüs isteyen hemen gitsin eğitim için düşünün derim.

engin dedi ki...

Erenköy ışık anaokulu kampüsü mükemmel maalesef yönetim kadrosu için aynı şeyi söyleyemeyeceğim.hele bir müdürehanım var sizin özel hayatınıza kadar karışıyor ve eleştiri kabul etmiyor,okulda sistem yok,stajer hocalar ile iş görüşmesi yapıyorlar en az 5 senelik deneyimli diyorlar kampüs isteyen hemen gitsin eğitim için düşünün derim.

Adsız dedi ki...

Çitlembik Anaokulu için bir kez daha düşünün derim. Tam yazınızda belirttiğiniz gibi "biz mükemmeliz, herşeyin en iyisini biz biliriz" anaokulu. Çocuğunuz azıcık ortalamanın üstünde, sorgulayan, itiraz eden bir çocuksa, sorunlu çocuk olarak mimleniyor. Çocuğum 2 sene bu okula gitti. Son bir senesi nasıl kaçacağımızı bilemedik. Çünkü onlar mükemmeldi ve sorun sadece ve sadece çocuktaydı. Objektiflikten çok uzaklar ne yazık ki... Ve amatör ruhlarını kaybedip, para kazanma hırsı çok ağır basıyor!

Anaokulu Malzemeleri dedi ki...

Çok güzel bir araştırma yapmışsınız. Umarım tüm ebeveynler sizin gibi dikkatli ve titiz davranırlar. Nacizane tavsiyem şudur ki; anaokulu veya kreş araştırırken okulun konumu, eğitim kadrosu, eğitim anlayışı, yemek yapısı gibi kriterlerin yanına bir de anaokulu malzemeleri kriterini ekleyin. Çünkü okulda kullanılacak anaokulu malzemelerinin kalitesi çocuğunuzun sağlığı açısından da son derece önemlidir. Zira çoğu oku maaliyetten kaçmak için çin menşeeli ürünler alıyorlar.

nur polat dedi ki...

Kızım 1 seneye yakın Çitlembik Anaokulu'na gitti. 2 yaşını geçmişti oyun grubu ve sonrasında yarım gün devam etti. 1 sene boyunca okulum iyi tarafları ve kötü tarafları olmasıyla birlikte memnunduk. 1 sene sonunda, kızımın hassas bir yapısı olduğu için (öğretmenini çok sevmesine ve sınıfında çok iyi anlaştığı yakın bir arkadaşı olmasına rağmen) daha otoriter bir öğretmene ihtiyacı olduğunu söyleyerek sınıfını değiştirdiler. Eski öğretmen eski sınıfla birlikte yeni dönemde devam ederken kızım ve eski öğretmenin bir öğrencisi daha başka sınıfa alındılar. Bu konuda ilk başta uyum gösterdik fakat kızımızda gözlemlediğimiz duygusal sıkıntılar dolayısıyla sonrasında rızamız olmadığını belirttik. Bir uzmana da danışarak kızımız için gözlem yaptırdığımızda bizi doğruladı. Fakat okul uzman görüşü alacağımızı bildigi halde (çünkü okul bünyesinde böyle bir uzman yok) bu konuda bilgi almak için bize geri dönmedi. Kızım ''beni ağladığım için öbür sınıfa verdiler. Söz veriyorum anne bir daha ağlamıcam'' demeye başladı. Fakat okul idaresi katı bir duruşla bunun onun için daha iyi olduğunu, artık ağlamadığını ''onların kararlarını sorgulamamamız gerektiğini'' belirtti. Sınıfı değiştiğinden beri kızım yakın arkadaşıyla görüşmek de istemiyor. Şu an tabi ki bu olay ardından kızımızı okuldan aldık. Okulda şu an bir danışman psikolog, pedagog vs görev yapmamaktadır. Diğer okullarla karşılaştırıldığında yüksek bir aidatı olan bu okul, çoğu uzmanlık ve branş eğitimlerini idari kadroya yaptırmaktadır. Keza şu an yoga dersini, aidatlar için pazarlık yapmaya çalıştığınız idare görevlisi vermektedir. Okul veliyle arasına, sert duvarlar örer. İçeri güremezsiniz. Her şeyi, onlar sizden daha iyi bilir. Özetle eski bir velisi olarak Çitlembik'i tavsiye etmem.