2 Ara 2013

Tekfen Flar-mini Konseri ve Oyuncak Müzesinde Levent Üzümcü ile Küçük Kara Balık...

Zaman akmış gitmiş meğer. 

Ne zamandır yazmak istiyordum. Nihayet fırsat bulabildim. Anlatacak çok şey var. Hepsi sırayla...

Tekfen Filar-mini Konseri



Çok sevgili Latife, konseri haber verip biletleri de alınca bize kalan Cumartesi günü karşıya geçmek oldu. Önce Emirgan Korusu'na gittik. Emirgan korusu oldukça tenhaydı. Asıl kışın gitmek lazımmış. Manzara muhteşem, yollar görece boş. Kesinlikle tavsiye ediyorum.



 Sonra TIM Maslak Show Center'da konsere katıldık. İlk yarı çok kaptıramadık. Ela ilgiyle izledi. Kendi adıma anlatılan masalı zaman zaman kaçırdım. Aklım zihnim başka yerlere uçtu, geri geldi. Ama ikinci yarı bir harikaydı. Çocukla geldiğimizi unutup kendimi kaptırdım diyebilirim. Ela'nın şansına Fındıkkıran balesi vardı. Konser sırasında üç dansçı gösteri yaptı. 



Fındıkkıran bizim evde özel bir yere sahip. Arada youtube'dan açıp izleyip karşısında bale yapıyoruz. (Bunun da çıkışı Fatoş, Ayça ve Aslı'ların bir gün çocuklar için Fındıkkıran'ı açması ve çocukların karşısında dans etmesi. Biz de oradan kopyaladık) İnsanın aşina olduğu bir müziği dinlemesi ve konsantre olması daha kolay. O nedenle ikinci yarı rüya gibi geçti. Sonrasında müzisyenler başka sevdiğimiz şarkılardan çaldılar. Bir ara kalabalık alkışla tempo tuttu. 


Bunlar da bizim kuzular...

Dönüş yolunda Ela sızdı...

Oyuncak Müzesi ve Küçük Kara Balık

Pazar sabah saat 11:00de Oyuncak Müzesine koştuk. Levent Üzümcü bizlere Samed Behrengi'nin yazdığı Küçük Kara Balık öyküsünü okudu. Çocuklar ön koltuklara, büyükler arka koltuklara okudu. Levent Bey sahnede o kadar ... nasıl derler? Haydi gel bunu anlat. Bir sürü çocuk düşünün 0-6 yaş arası, çoğunluk 3-4 yaşlarında. Hepsi masal bitene kadar ilgiyle dinledi. Arada sorulara yanıt verdiler. (Levent Bey Zeus'u bilen var mı diyince Ela been dedi, pek sevindim) Dünyanın en zor seyircisinin karşısında Levent Üzümcü bir harikaydı. İzlerken çocuk oldum ve hikayeyi ilk kez duyuyormuşum gibi kaptırdım. 



Biliyorsunuzdur belki, bizim okulun adı da oradan geliyor. Küçük Kara Balık'lar bizimkiler olacak... Gerektiğinde gruptan ayrı, gerektiğinde hep beraber hareket etmeyi bilecekler. Ve merak etmekten ve sorgulamaktan hiç vazgeçmeyecekler... Öyküyü okumanızı tavsiye ederim. 

Yazarı Samed Behrengi'nin hüzünlü bir hikayesi var. "Samed Behrengi (1967) 28 yaşındayken şüphe uyandıran bir biçimde Aras Nehri'nde ölmüştür. Yüzerken boğulduğu söylentisi yayılsa da buna kimse inanmadı, çünkü Behrengi, yazdığı masallarla, ülkesinin başına çöreklenmiş Şahlık düzenini açıkça eleştiriyor, her türlü baskı yönetimine karşı çıkıyordu. Bu yüzden suikaste uğradığı düşünülmektedir.Yapıtları onlarca dile çevrilmiştir"

Sözlükteki yorumlar şöyle: https://eksisozluk.com/mahi-ye-siyahe-kuchulu--99914?nr=true&rf=k%C3%BC%C3%A7%C3%BCk%20kara%20bal%C4%B1k 

Oyuncak Müzesi

Sonrasında Oyuncak Müzesinde ahşap boyama yaptı Ela. Okul arkadaşı Ela ile oyuncak müzesini gezdiler. Çok güzel bir pazar günüydü... 


İnsanlar ölse de fikirler ölmüyor. Öyküdeki gibi, bir küçük kara balık daha dinliyor masalı ve o kara balık oluyor artık... Masalların sadece çocuklar için olduğunu kim söylemiş ki zaten? 





Hiç yorum yok: