15 Şub 2014

Okul Seçimi Konusunu Düşünürken Düşündüklerim...

Empati kelimesini lisede öğrenmiştim. Engin Geçtan'ın bir kitabında geçiyordu kelime. Psikiyatrist olmak üzere okuyan öğrenciler kendi aralarında "empati yaptım" diyorlarmış, sanki "empati" bir işlevmiş, fonksiyonmuş gibi. O günlerde aklıma girmişti. Empati diye bir kavram vardı, kendini başkasının yerine koymak anlamına geliyordu... Ama bunu onu kendin gibi görerek de yapmamak gerekiyordu. Karmaşık bir iş.

Ela için ilkokul seçmemiz gereken bu günlerde dönüp dönüp bazı temel kavramları düşünüyorum. Eğitim/Öğretim dediğimiz şeyin iki yönü var çünkü. Birincisi bilgiyle ilgili. Saatlerce İngilizce görüp iki kelime konuşamayan arkadaşlarımız vardı kolejde okuyan. Matematiğin kavramlarını oturtmadan test çözenler. Birincı kısım işin akademik yönü. İkinci ve daha önemli olan yanıysa karakter gelişimi. Evde anne babayla başlayan bir değerler aktarımı aslında eğitim dediğimiz şey.

Öyle bir şey ki... Her toplum, her kabile kendi değerlerini geçiyor bir sonrakine. Bu değerler güzel değerlerse, toplum da ona göre şekilleniyor. Paylaşmayı öğrenenler, büyüyünce de paylaşan, saygılı insanlar oluyor, sağlıklı bir organizma oluyor toplum. Bireyselliği, "önce kendini kurtar" mesajları başka bir toplum yaratıyor. 

Şu anda olan bitene baktıkça, kendimi ve çevremdekileri ağır bir depresyonun altında gibi görüyorum. Değerlerimiz, şu anda toplumdaki değerlerle ne kadar ters. Çok yalnız hissediyorum, sonra olmadığımı hatırlatıyorum kendime ama bazen... Gerçekten o yalnızlık hissi çok derin. Sanki konuşsan anlatamayacaksın. Sanki karşındakinin hiç bir hevesi yok o acıyı görmeye, duymaya. 

Böyle karanlık hisler içinde bir okul seçiyorsun çocuğuna. Neye göre seçeceksin? Hangi değerlere göre. 

İçimdeki akademik beklenti çok belli. Bulur muyuz şüpheli, ama akademik olarak benim bir okuldan beklediğim iki şey var.
1- Kimse kendini aptal hissetmemeli
2- Kimse akıllı olduğu için dışlanmamalı

Bu kadarı yeter. John Lennon'un Working Class Hero şarkısında geçer.  They hate you if you are clever and despise a fool. (Akıllıysan nefret ederler, aptalsan aşağı görürler) Akademik beklentim, bunun yaşanmayacağı bir okul. Öğretmenlerin tepeden bakmadığı, yanlış yapanın yerin dibine sokulmadığı, hızlı gidene dur, yavan gidene koş denmeyen bir okul var hayalimde. Yine de bu işin ikinci yönü.

Kişilik gelişimine gelince... Orada sarpa sarıyor işler. İlkokulu kolejde okudum ben. Sonrasında annem ve babamın itirazlarına rağmen inat ederek kazandığım anadolu lisesine geçtim. Dönüp geriye baktığımda iyi ki öyle olmuş diyorum. Aksi halde olduğum insan olmayacaktım. Hep kolejli kalacaktım. "Kolejlilik"  dediğim şey, kolejde okumanın ötesinde bir kavram. Ayrıcalıklı olduğunuzu bilirsiniz, ama anlamazsınız. Ayrıcalıklı olmamanın nasıl bir şey olduğunu hiç yaşamadığınız zaman, anladığınızı sanırsınız. İşte başta bahsettiğim o empati kelimesi var ya, yaptığınızı sana sana yapamazsınız. 

İnsan görmediğini bilmiyor. İnsan hep kendisine benzer kişilerle bir arada olduğu sürece başka hayatları, başka seçimleri, başka koşulları anlamıyor. "Empati" dediğinde tek yapabildiği, kendi dünyasının gözlüklerini çıkarmadan, başkasının dünyasına bakmak oluyor. "Ekmek olmazsa ne yapardım... ah tabi ya pasta yerim ne olacak"


Gerisi gelecek...

3 yorum:

suledemir dedi ki...

Ne güzel düşünmüşsün

Şadiye dedi ki...

"İçimdeki akademik beklenti çok belli. Bulur muyuz şüpheli, ama akademik olarak benim bir okuldan beklediğim iki şey var.
1- Kimse kendini aptal hissetmemeli
2- Kimse akıllı olduğu için dışlanmamalı"

Özellikler bu bekletilerinize byaıldım...biz tamda bunları yaşadık daha önceki okulumuzda....


Kerem Genc dedi ki...

Sitenizi ilgiyle takip ediyorum. Benim siteyede sizi beklerim. sitem: www.yeniespriler.com
yeni espriler,
espiriler