19 Eyl 2014

Bakakalırım Giden Servisin Ardından...

“Bakakalırım giden geminin ardından; 
Atamam kendimi denize, dünya güzel; 
Serde erkeklik var, ağlayamam.”

Orhan Veli Kanık

Bakakalırım giden servisin ardından...

Kızım ve binlerce çocuk ilkokula başladı. Eğer köşe başındaki devlet okuluna verseydik yürüyerek gidecekti. Ama şimdi servise binip uzaktaki okula gidiyor. İstanbul'da yaşayan çocukların pek çoğu gibi. Servis geliyor. Bizimki koşuyor, biniyor, el sallıyor...

Anaokulu başka bir şey. Ana kucağı gibi. Oradaki öğretmenlerin önceliği, çocuğu sevmek, onu görmek, onu hissetmek. Biz de çok şanslıydık tabi, çok güzel bir ana okulu süreci yaşadık. Gözüm bir gün arkada kalmadı. Hep koşarak gitti, hep akşam zor geldi.

Ama ilkokul başka bir şey. Bir ciddiyet var. Daha büyük. Öğretmen daha resmi. Formalar giyiliyor. Dersler var. 

Kızım servisi seviyor. Arkadaşı var, yanyana oturup konuşuyorlar yol boyu. Bir havası var servisin, anlıyorum. Okulunu seviyor, ciddiye alıyor. Hepsi güzel. 

Gitmesi de lazım, annenin çalışması gerekiyor. Yetiştirmesi gereken projeler var, dünya güzel.

Ama serde erkeklik yok, istersem ağlayabilirim. 



5 yorum:

sıradan işler dedi ki...

çok tatlısınız, çalışmaya başlayınca buldum sizi, karşılıklı oturup sohbet ettik bloglarınız sayesinde, bilmiyosunuz siz çok iyi geldiniz bana...sevgiler

Ozguranne dedi ki...

Ne mutlu bana :) Çok sevindim, sevgiler

özgüranne

KUZEY TAN dedi ki...


Nice güzel günlere Ela ; Nice güzel günlere Özgüranne.

berdogan dedi ki...

Ela için hangi okulu seçtiniz acaba? Montessori ' den sonra sizce hangisi uygun olur?Paylaşırsanız sevinirim. Saygılar..

sibel altun yaman dedi ki...

Yazınızı okuyunca Orhan Pamuk'un bu yazısı geldi aklıma. Her okuduğumda çok duygulandırır beni.
Rüya ile Biz
1- Her sabah okula birlikte gideriz. Bir gözümüz saatte, bir gözümüz çantada, kapıda, yolda… Arabada hep aynı şeyleri yaparız: 1. Küçük parkın köpeklerine selam. 2. Taksi hızla virajı dönerken içerde savrulma. 3. Aynı yerde, “Sağa aşağıya şoför efendi!” deyip birbirimize bakıp gülme. 4. Şoför yolu bildiği halde (çünkü hep aynı duraktan biniyoruz) gene “sağa aşağıya şoför efendi” deyip gülmek. 5. Taksiden indikten sonra el ele tutuşup yürümek.
2- Çantasını omuzuna asıp, öpüp onu okula bıraktıktan sonra arkasından bakarım. Rüya da arkasından baktığımı bilir. Ezberlediğim, seyretmekten hoşlandığım yürüyüşünü izlerim. Onun benim onu seyrettiğimi bildiğini bilirim. Sanki benim ona baktığımı bilmesi ikimize de bir güven verir. Bir, onun şimdi içinde yürüdüğü ve her gün keşfettiği bir âlem vardır, bir de bizim ikimizin paylaştığı âlem. Benim bakışım, onun dönüp bana bakması bizim âlemimizi sürdürür. Sonra ama, köşeyi döner ve benim bakışımın yetişemediği yeni dünya başlar.
3- Biraz övünelim: Kızım akıllı ve zevk sahibidir. En iyi hikâyeyi benim anlattığımı, hiçbir kararsızlık geçirmeden söyler ve hafta sonları sabahları yanıma uzanıp hikâyesini ister. Kişilik sahibi olduğu için de ne istediğini bilir: “Gene cadı olsun, hapishaneden kaçsın ama kör olmasın ve ihtiyarlamasın, sonunda da küçük çocuğu ele geçiremesin.” Sevdiği yerlerin uzatılmasını ister. Sevmediği yerleri, daha ben hikâyeyi kurarken yüzüme söyler. Ona hikâye anlatmak, bu yüzden, aynı anda hem yazmak hem de yazdığım çocuk olup okumaktır.
4- Bütün gerçek sevgi ilişkilerinde olduğu gibi ilişkimiz aynı zamanda bir iktidar mücadelesidir. Kimin dediği olacak: 1. Televizyonda hangi kanala bakılacak. 2. Hangi saatte yatılacak. 3. Hangi oyun oynanacak ya da hiç oynanmayacak ve benzeri pek çok karar, tartışmalar, kavgalar, hileler, tatlı kandırmalar, gözyaşları, azarlamalar, küskünlük, barışma ve pişmanlıklarla geçen uzun siyasetler sonunda kararlaştırılır. Bütün bu hareket yorucu ve mutluluk vericidir, ama sonunda birikir ve bir ilişki ve arkadaşlık tarihi oluşur. Uzlaşırsınız, çünkü birbirinizden vazgeçemezsiniz. Onu düşünür, yokluğunda kokusunu hatırlarsınız. Onun yokluğunda ben saçlarının kokusunu fena özlerim. Benim yokluğumda o benim pijamalarımı koklar.
Orhan Pamuk
öteki renkler – iletişim yayınları, aralık 1999, sf. 96