14 Eki 2014

Çocuk Yetiştirmek ve İnsanın Sonsuz Tembelliği

O okuldan geliyor, kafası dolu. Yorulmuş, eğlenmiş. "Sticker" denen bir şey almış güzel yazdığı için. Sonra ödev yapıyor biraz. O ödev yaparken çalışıyorum ben. Akşam yemeği telaşı, iş yetiştirme telaşı. Aklımda bin bir konu. Yemek yeniyor sonra. Zaten erkenden uyuyacak... O çizgi film izlese, biz koltuğa yayılsak mesela. Ama sonra resim mi yapsak diyor. Hiiiç canım istemiyor aslında. Sonra kağıda dokunuyorum, kaleme dokunuyorum. Kendimizi kağıtlara ve kalemlere kaptırıyoruz. Ben bir oda çiziyorum. Ela'yı jimnastik yaparken çizmeye çalışıyorum. "Anne lütfen ödev yaparken çiz" diyor. Ödev yaparken çizmeye çalışıyorum. O da bir şeyler "tasarlıyor" göstermeden. Sonra bir zar getiriyor, bir oyun yapmış. Kızma birader çeşitlemesi gibi bir şey. Ama kareler çok küçük. Piyonlar sığmıyor. Önce piyonları küçültüyor. Sonra bakıyor olmayacak, yeni bir oyun tasarlıyor, daha büyük. Sonra zar atarak oynuyoruz ve yatma saati geliyor. Hafta sonu da dahil hiç bu kadar dinlenmediğimi fark ediyorum birden. Dinlenmek dediğin oynamak, çizmek, bırakmak. Yoksa koltuk minderi gibi yayılmak, internet başında haber okumak, telefonda oyun oynamak değil gizli gizli... Masal olarak yüzüklerin efendisinin şiddeti azaltılmış özel versiyonunu anlatıyorum. Gerisi diyor ama altı cilt bir gecede bitmemeli... uyuyor ve sabah uyanıyoruz sonra gün tekrar başlıyor.