21 May 2015

Montessori sonrası "klasik" eğitim nasıl olur?

İşlerim nedeniyle uzun zamandır blogun başına oturamadım. Bugün biraz vaktim olunca geriye dönük okuma ve düşünme şansım oldu. Son bir yıldır bana en fazla yöneltilen soru şu olmuş: Hangi okul? Montessori sistemiyle büyüyen bir çocuk "normal" okula başlayınca afallamaz mı?

Bütün çocuklar adına konuşmam mümkün değil. Elimde tek çocuk, tek örnek var. O nedenle sadece kendi örneğimizi anlatacağım. Anaokulu, anne baba, çevre derken çok faktör var. Çocuğun kendi huyu suyu var. O nedenle genelleme yapmadan gözlemlerimi anlatmaya çalışacağım.

Ela bu sene 1. sınıfı bitiriyor. Cumartesi günü okuma bayramları olacak. Özel bir okulda okuyor.

Ela Küçük Kara Balık Çocuk Evi'ndeyken edindiği bazı değerlerin birinci sınıf boyunca ona (ve bizlere) çok faydası olduğunu gördük.

Sorumluluk:

Okullar açıldığından beri, henüz hiç çanta hazırlamadım. Çanta akşamdan hazırlanıyor. Eğer bir şey unutulursa benim sorunum değil. (Ben ilkokul dörtteyken bile flütü unutunca anneme çemkirdiğimi hatırlarım. Şımarık mıymışım biraz?) Okulda içeceği su kendi sorumluluğunda. Su matarasındaki su bittiğinde kendisi dolduruyor ve eğer dolduramazsa (damacana bazen sert kalıyor) yardım isteyerek doldurtuyor. Ödevler kendi sorumluluğunda. Ödevini yapmazsa biz yap demiyoruz. Sadece bazen (hafta sonu yoğun plan olduğunda) Cuma yapmasını tavsiye ediyoruz. İster yapıyor, ister yapmıyor, tercih onun.

Düzen:

Veli toplantısında hangi öğretmenle konuştuysak düzen konusunu özellikle vurguladı. Resim yaparken önce malzemelerini dizişi ve belirli bir sistematik içinde başlaması.

Ödül ve Ceza:

Ödül ve ceza kavramları ilkokulla birlikte başlıyor. Öğretmenin istediği davranışları yapınca yıldız, belirli bir sayıda yıldız toplayınca alınan bir puan gibi karışık bir sistem var. İlk başlarda eve yıldız şeklinde bir şeyler geliyordu, Ela da onları özel bir kutusunda biriktiriyordu. Uzun zamandır görmedim. Ya almıyor ya da artık konu olmaktan çıktı. İlk heves değişik geldi, şimdilerde hiç lafı yok. İlkokulda diğer çocukların ceza aldığından bahsetti. Tahtaya kalk
ma gibi şeyler oluyormuş.

Öğrenme Hızı:

Klasik sistemde her çocuğun aynı hızda öğrendiği varsayıldığı için, sınıfla birlikte ilerleme esas. Bazı konularda çok hızlı gidiyor. Akşamları, okuldan geldikten sonra ailecek "okulculuk" oynuyoruz. Oyunu tamamen Ela yönetiyor. Seçtiği bir kitap üzerinden Uzay, Matematik, İngilizce, Yoga gibi konularda "okulculuk" oynayarak bir şeyler yapıyoruz.

Okula uyum, bizim açımızdan kolay ve rahat oldu. Bunda Ela'nın kuralları seven, uyumlu bir çocuk olmasının da etkisi büyük. Bu konuda anne olarak kendime pek pay biçemiyorum açıkcası.

Ela Küçük Kara Balık'taki günlerini anıyor. Geçen hafta öğretmenlerine teker teker mektup yazdı, bir çarşamba günü ziyarete giderek vereceğiz.  Küçük Kara Balık'taki sıcaklık, şefkat, o güven duygusu çok sağlam bir temel attı. O ışık içinde kalacak. İçinden gelen merak duygusuyla, enerjisiyle bozulmadan büyüyecek diye umut ediyorum.

3 yorum:

Ogrenen Anne dedi ki...

Bu yazın çok hoşuma gitti. Daha dün sayfanda gezerken önce anaokuluna başlatma kararını, sonra MOntessori seçimini, sonra normal ilkokulla devam edişini okudum ve aynı soru dilimin ucuna geldi, hemen yazmışsın sanki bunu hissedip. Türkiye'de Montessori ilkokulu var mı bilmiyorum ama burada bu sistemle üniversiteye dek devam eden bir arkadaşım var ve kendisi McGywer gibi bir adam oldu her iş geliyor elinden ve de son derece uyumlu bir insan sosyal açıdan.. Yani hayat başka Montessori başka diyenler için...

Özge dedi ki...

İlköğretim ve ortaokulu özel, liseyi sonradan çok pişmanlıklar devlet Anadolu lisesinde okumuş biri olarak diyebilirim ki özel okul candır. Çocukken ben pişmanlık duyarım devlet okulu özel okul ayrımından ama şu an size söyleyebilirim ki en iyisini yapmışsınız. Tüm gerçek ve samimi arkadaşlarım özel okuldandır, ne maddi kaygılarda kazık yedim onlardan ne de manevi anlamda yıprandım. Devlet Anadolu lisesine geçince gördüm ki kimse kimseye birey olarak saygı duymuyor, herkes birbirini parçalıyor, hemde maddi kaygılardan dolayı ailesinin maddi durumu iyi olanın canını oyuyor, ondan içiniz bu konuda rahat olsun diyebilirim.

Eğitim Koçu dedi ki...

Ben çocuğunuza çok güzel özellikler kazandırdığınızı, okulculuk oyunu ile onu desteklediğinizi ve anladığınızı düşünüyorum. Hiçbir şey yapmadım derken bile ne çok şey yaptığınız farkediliyor. Mutlu oldum bu blogla tanıştığım için:)