27 May 2015

Rahmi Koç Müzesi

Uzun zamandır boş bir gün geçiremiyoruz hafta sonu. Kurslar ve doğum günleri arasında harap durumdayız. Geçen pazar Ela'nın bir arkadaşının doğum günü iptal olunca bir anda plansız kaldık ve sevinçten ne yapacağımızı şaşırdık.


Sabah Kriton Curi parkına gittik, tembel tembel takılıp, kitap okuduktan sonra öğleden sonra Rahmi Koç müzesine doğru yola çıktık. Bütün arkadaşlarımız tavsiye etmişti biz gidememiştik.

Müzeye girdik, onu da yapalım, bunu da yapalım, nasıl bir motivasyonsa artık denizaltı gezisi, Haliç'te tekne gezisi ve planatorium(dinazorlar) biletlerimizi cebimize koyarak dolaşmaya başladık. Programı biraz yoğun yapmışız, cep telefonunun alarmını kurdum saatleri kaçırmamak için...



Müze çok büyük, tamamını gezemedik. En sevdiğimiz bölüm matematik bölümüydü. Elle kurcalayacağımız bir sürü materyaller var. Benzerlerini önceki sene gittiğimiz St Loise Bilim müzesinde de görmüştük. Türkiye'de de görünce eski bir arkadaşımızı görmüş gibi olduk. Kesinlikle tavsiye ediyorum. O bölümde çocuğu unutup, materyallere daldığım doğrudur.


Ela da yol-zaman grafiğini tam olarak doğru yapacağım diye takıntı yaptı. Hafif deliyseniz ve matematiği seviyorsanız çok eğlenirsiniz. Matematiği çok sevmiyorsanız... Sevilmez mi matematik? Sevin. O kadar eğlenceli ki buradaki materyaller, sevmeyene sevdirir. Koşş çocuğunu sevindir.

Sonra arabaları, motorları gezdik. Motorlara daldık gittik. Arabalar çok ilgimizi çekmedi. Değişik makinalar, eski traktörler, bebek arabaları gördük. Haliç'in kenarında güzel bir lokantası var. Fiyatlar çok uygun sayılmaz ama kalitesinden memnun kaldık.



Bu arada denizaltı gezisinin zamanı geldi. Ben "denizaltına eskiden binmiştim, biz bunların simulatörünü yapacaktık" diye vır vır konuşarak kızıma biraz hava attım. İçeri girdiğimizde Ela da gözlerini dört açarak, görevlinin anlattıklarını dinledi. Görevli, emekli denizaltı subayı. Üç ay suyun altında kaldıkları oluyormuş. Hafif klostrofobik olduğumdan beşinci dakikadan itibaren, "şimdi aniden su dolmaya başlasa ne olur", "ya çıkamazsak", "bir an önce bitse keşke" gibi düşünceler beynimi kemirse de, yavruma çaktırmadım. Denizaltıda çalışan askerler gönüllülük esasına göre seçiliyormuş. Bir saat içerde kalmayı hayal edemedim, nerede üç ay...

Bu arada görevli, arada Ela'ya "Aküyü aşağıda kullanıyoruz ama arada yüzeye yaklaşıp şarj ediyoruz, değil mi ?" dedikçe, Ela da uzman edasıyla "evet" dedi. Gezi bitip denizaltından çıkınca Ela "hani gezecektikk?" demesin mi. "Denizaltı gezeceğiz" konusunu, denizin altında deniz altıyla gezeceğiz diye anlamış. Neden denizin altını gezmedik diye çok morali bozuldu. Epeyce söylendi.

Sonra Haliç turu vardı.Rosalie Buharlı Römorkör ile (yanlış yazmayayım diye kopyala yapıştır yaptım) gezdik. Çok ama çok eski görünüşlü bir vapur. Haliç'te gezmek güzeldi. Yanımızdaki aile selfie çubuğuyla fotoğraf çekerken, akıllı telefonları denize düşecek diye çok panik oldum. Bizde çubuk yok tabi ama selfie çekmeden duramadık. Müzede selfie çubuğuyla dolaşan çoktu bu arada.

Son olarak planatorium'un son gösterisine yetiştik. Hevesle dinazorları beklerken, o da ne... Uzay Asansörü. Ela kulağıma "anne bu dinazor değil" diye sitem eder. E başlamış, herkesin ortasında gidip kapıyı açtıramayız... Mecbur izledik sonuna kadar. Fena değildi. Ama çıktık, Ela dinazor peşinde... Biz de dinazorlar var diye almıştık biletleri. Gittik durumu anlattık, bize özel tekrar açtılar ve dinazorları seyrettik, muradımıza erdik. Görevlilere buradan tekrar teşekkür ediyoruz. Daha önce yurt dışında da planatoryumlara gitmiş biri olarak tavsiye eder miyim, emin değilim. Dinazor'ların ve "Uzay asansörü"nün konusu Ela için ağırdı. O nedenle çocukları götürmeseniz de büyük kayıp değil bence. 8-10 yaşlarında daha çok zevk alabilirler.

Sonra çıkışta, otoparkta sadece bizim arabamız kalmıştı ve kapı kapanmıştı. Bir başka görevli, gelip kapıyı açtı. Fazla trafik de yoktu, hop diye evimize döndük.

Çok küçük çocuklar için yorucu olabilir. Ela 6.5 yaşında, bence çok güzel şeyler öğrendi ve bir kaç aksilik olsa da genel olarak eğlendi. Akşam, "bugün çok güzel bir gündü, bu günü unutmayacağım" diyerek uyudu.

Bütün gün bizimle gezen "saftirik" kitabını da tanıtayım. Ela'nın elinden düşüremediği, oldukça ilginç bir kitap. Okumayı öğrenen miniklere tavsiye ederiz.



 http://www.rmk-museum.org.tr/default.aspx


2 yorum:

Kreş Rehberi dedi ki...

Güzel bir yazı olmuş

Adsız dedi ki...

dolu dolu birgün geçirmişsiniz. Benim oğlumda büyüsede bizde gezsek böyle