3 Eyl 2015

Bir Fotoğrafın Ardından...

Günlerdir içim kapkara.

Bu tür şeyleri yazmakta hiç iyi değilim. Kelimeleri bulamam. Cümle kuramam.

Bu yaz Midilliye gittiğimizde gördük... Adanın bir ucundan diğerine yürüyen insanları. İlk gördüğümüzde anlayamadık. Çünkü iki gerçeklik çarpışıyor. Tatildesin ya sen... Sanki trekking yapan gençler. Sırt çantalarıyla bir uçtan bir uca yürüyenler. Şanslı olanlar. Yorgun ama umutlu. Daha sonra adanın kuzeyinde bir plajda denize girerken kıyıda parçalanmış botlar... Denizde yüzen can yelekleri.

Diyeceğim şu ki o fotoğrafları görmeden de biliyorduk. Ama görmeyince insanın iç sesi, "belki de geçtiler hepsi" diyor. Belki de buralarda olmadı. Çünkü unutmak görmemek istiyorsun. O botlar nasıl kalkar? Kimse denetlemez mi? Can yelekleri için ekstra para istendiğini biliyor muydunuz. Can pazarı yaşanıyor ama görmeyince... Görmek istemeyince biz. Gözden uzak, gönülden uzak.

Sonra dün bir fotoğraf. Öyle bir an ki görmek istememelerin, bilmemelerin, belkilerin yıkıldığı an. En duyarsız, en bilirgeçinenlerimizin bile sustuğu ve kaldığı an. Gören annelerin aklından ölene kadar çıkmayacak o fotoğraf. Çocuklarımızın saçını okşarken, gece üstlerini örterken huzur bulamayacağız. Artık aynı insanlar değiliz.

Ve nasıl duygusal fırtınalar yaşarsak yaşayalım bunun bir faydası yok. Olan bitene "çok ama çok üzülmek" eyleme geçmediğimiz sürece manasız. Her gün lanet okuyorum bu acılara neden olanlara, neden olanlara silah gönderenlere ve yardım edenlere. Her gün. Tabi bunun da bir faydası yok.

Eğer elinizi taşın altına koymak isterseniz, şurada toparlanmış bir şekilde yapabileceklerimiz...


Zeynep Kurmuş Hurbaş, sadece sosyal medyadan paylaşımlar yapmaktan vazgeçip oturduğumuz yerden üzülmek yerine elimizi taşın altına koymamız için her biri teyidli, güvenilir yardım kaynaklarını araştırıp listeledi.
***
Hepinizin şu veya bu şekilde görmüş olduğunuz Kobaneli Aylan için (3 yaşındaymış bu arada, babası ve 5 yaşındaki abisi Galip ile beraber boğulmuşlar, Aspat’ta) hepinizin vicdanı sızladı değil mi?
Peki… “Mış gibi” yapmaya devam ediyor musunuz? Üzülüp ertesi gün hala hiç bir şey yapmıyorsanız, içinize bir daha bakın, ne olur.
Hayatımızda bir şeyleri paylaşarak (ama sosyal medyadan paylaşmak sayılmıyor bakın), bir emeğe, amaca, bir şeye destek olmak gerekiyor. “Mış gibi” yapmayı bırakmak gerekiyor.
Bu listeden en az bir tanesine bir şekilde katkıda bulunun. Paypal’den, kredi kartınızdan para yollayın. Gönüllü olun. Bir şeyler yapın.
***
Avrupa Birliği’nin Akdeniz’deki mülteci arama kurtarma bütçesi 2/3 kesilince, kendi paralarıyla bir gemi alıp binlerce mülteci kurtaranların kurduğu bir ekip. Doctors without Borders da onlarla. Ben buraya bağış yaptım.
Edit: Paypal’i olmayanlar için kredi kartıyla bağış yapabilecekleri başka bir link: https://secure.acceptiva.com/?cst=825812
İzmir’deki Suriyeli mülteciler için barınma, sığınma, bilinçlendirme çalışmaları yapıyorlar. Gidip gönüllü olabilir, maddi, ayni bağış yapabilirsiniz. Eczacı arıyorlar mesela şu aralar. Tarama çalışmalarına katılabilirsiniz, piknik yaptıklarında börek götürebilirsiniz.
Yabangee sık sık mültecilere yardım projelerine destek oluyor. Mesela 4 Eylül’de saat 19.00’da Cafe Lumiere’de bir fundraising var, giriş 30TL. Gitsenize. Takip etsenize.
Yabangee’nin de desteklediği Small Projects İstanbul hep gönüllü, kırtasiye malzemeleri arıyor. Bu aralar kıyafet ihtiyaçları yok. Takip edip, Türkçe öğretmek üzere gönüllü olabilir, boya ve kırtasiye malzemeleri iletebilirsiniz.
Burada hangi kuruluşun ne yaptığı yazıyor. Okuyun. Mesela deterjan üreten bir firmada çalışıyorsanız, antiseptik pazarlaması yapıyorsanız, kurumsal sosyal sorumluluk kapsamında firmanızın bu resmi kurumlarla iletişimini sağlayıp ayni bağış yapabilirsiniz.
Eski dijital fotoğraf makinanız var mı? Yollasanıza. Mülteci çocuklar kendi hayatlarını fotoğraflasınlar diye mesela. Mimar mısınız? İnşaat işinde misiniz? Deyin ki, elimde 20 tane duşakabin var. Mülteci kampına yollamak istiyorum. Beni yönlendirin.
International Rescue Committee (sağol Aslı) göçle ilgili bir çok değişik bölgede çalışmalar yapıyor. Yunanistan/Lesbos’daki mültecilere hukuki desteğin dışında barınma vb desteklerde de bulunuyor.
Avusturya ve Almanya’da yaşayanlar için evinizi veya evinizinden bir odanızı mültecilere geçici olarak ayırmanızı sağlayan güzel bir çalışma. Zeynep’in beni eklediği bir gruptan geldi.
gezi-revir@hotmail.com (adres teyidi bekliyorum)
Gezi revir oluşumu de belirli geçiş güzergahlarında bir çalışmalar yapmak istiyormuş. Özellikle cankurtaran sertifikası olanlar, amatör veya profesyönel denizcilik ehliyeti, deniz taşıtı olanlar ve sağlıkçılarla iletişime geçmek istiyorlar.
Gelmeden önce lütfen telefon açın ya da facebook’tan mesaj atın…
Derviş Baba Kahvehanesi de yardıma hazır olduğunu iletmiş. Zaten Suriyeli çocuklara yönelik çalışmalar yapıyorlarmış, siz de destek olabilirsiniz.
Ata Özev’den mesaj:
“Fotoğraftan rahatsız oluyorum” diyenlerin çoğu, sorumluluk hissetmesi gerektiğini bilip, bunu hissetmedikleri için vicdan azabı da değil, yakalanma korkusu hissedenler.
Evet, mülteciler konusunda yapılacak çok şey var. İstanbul’da bu konuya eğilmiş, 2.000 kadar gönüllüsü olan bir dernek de.
Bize el vermeye ne dersiniz? Sırf bu fotoğrafa uzun uzun bakabilmeniz için bile değer:
Derviş Baba Cihangir…
Kuloğlu Mah. Altıpatlar Sok. Çanakkale Apt. No:5/A Firuzağa – Cihangir
0545 653 3030
CalAid Calais’teki mültecilerin sığındığı kampalara destek olabilmenizi sağlamak için crowdfunding yapıyor. Türkiye’deki mülteci kamplarıyla ilgili para veya bağış yapabileceğimiz bir yer de arıyorum, yukarıdaki PDF’teki resmi kurumların dışında:
http://www.diken.com.tr/gocmenler-icin-mis-gibi-yapmadan-harekete-gecmek-isteyenler-icin-rehber/


1 yorum:

Bilgen dedi ki...

uzun zamandır bloglara bakmıyordum. iyi ki yazını gördüm çünkü uzun zamandır sadece istanbul'da yaşamaya çalışan suriyelilere gücümün yettiği kadar yardım ediyordum. içimi yiyip bitiren o insanların yaşadıklarına bir de yardım eli uzatamamış olmanın verdiği çaresizliğe son noktayı koyacağım inşallah sayende. teşekkür ederim. bu arada yazını facebookta paylaşabilir miyim, çünkü gerçekten herkesin görmesi ve elini taşın altına koyması şart.